KategoriMasallar

Şah’ın Oğlu

     Bir varmış, bir yokmuş…      Allah’tan sonra hiç kimse yokmuş. Bir padişah varmış, çocuğu olmuyormuş. Çok çalıştıktan sonra ve birçok ilaçtan, çarenin ardından Allah ona bir oğlan vermiş. Padişah oğlunu çok severmiş, onun geleceğini öğrenmek istiyormuş.      Bütün müneccimleri sarayına çağırmış, nice remil ustası usturlap attıktan sonra derler:      “Şehzade büyüyüp reşit bir genç...

Dört Sanatkâr Kardeş

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir adamın dört oğlu vardı; bu çocuklar büyüyünce onlara, “Sevgili çocuklarım, artık başınızın çaresine bakma zamanı geldi, bundan sonra size verebileceğim bir şey yok; dünyaya açılın, bir meslek öğrenin ve geçinmenin yoluna bakın!” dedi.        Dört kardeş, babalarıyla vedalaştıktan sonra bastonlarını alarak yola çıktılar. Bir süre...

Resimli Masallar – 24. Yaban Kuğuları

     Bir varmış bir yokmuş. Ülkenin birinde bir kral yaşarmış. Bu kralın onbir oğlu bir de kızı varmış. Bir gün kralın karısı ölmüş. Kral ve çocuklar Kraliçe’nin ölümüne son derece üzülmüşler. Gel zaman git zaman kral yeniden evlenmiş. Kralın yeni eşi, aslında kötü kalpli bir büyücüymüş. Çocukları da hiç mi hiç sevmiyormuş. Krala sürekli çocukların çok yaramaz olduğundan bahseder onları saraydan...

Yaşlı Kızın Talihi

     Bir varmış, bir yokmuş…      İki kız kurusu varmış. Issız bir yerde, küçük bir kulübede yaşıyorlarmış. Küçük olanın adı Maria’ymış ve 105 yaşındaymış. Büyüğün ise Eleniou. Bir gün Eleniou ot toplamak için evden çıkmış. Biraz kıt akıllı olan Maria tüm elbiseleri yakmış, tabakları çanakları kırmış. Eleniou eve dönüp manzarayı görünce kardeşine sormuş:      “Elbiselerimize ne oldu Maria?”...

Terzi İle Kamburun Öyküsü

     Bunun üzerine Şehrazat Şah’a demiş ki:      Ey bahtı güzel Şah, işittim ki, eski zamanlarda ve geçmiş çağlar ve yüzyıllarda, Çin’in bir kentinde, halinden memnun, mutlu bir terzi yaşarmış. Bu adam eğlenmeyi ve hoşça vakit geçirmeyi severmiş ve zaman zaman karısıyla dışarı çıkıp dolaşmayı, sokakların ve bahçelerin temaşasıyla gözlerini hoş tutmayı âdet edinmiş imiş.      Böylece, bir...

Resimli Masallar – 23. Kaplumbağa İle Tavşan

     Ormanda tavşan hoplaya zıplaya geziniyormuş. Bu tavşan gördüğü bütün komşularına ne kadar hızlı olduğundan bahseder, kimsenin onu geçemeyeceğini söylermiş. Tavşan gerçekten de güçlü ayaklarıyla hızlı koşarmış.      Komşuları ise tavşanın bu şekilde böbürlenmesinden hoşlanmazlarmış. Ama hiçbirisi de onunla yarışmaya yanaşmazmış. Tavşanın her yerde “Ben çok hızlıyım, beni kimse geçemez!” diye...

Küçük Kar Tanesinin Yolculuğu

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde uzak, çok uzak bir diyarda… Zamanın birinde yerin herhangi bir toprağından çok yükseklerde doğa annesinin kar gününde, minik bir kar tanesi hüzünle süzüldü gökyüzünden.      O yaşlı kar tanesi; “Şehirlerde uzun yaşamaz!” demişti genç kar taneleri için. “Düştüğünde yere beton bir kaldırımda hemen eriyiverirsin; ezile basıla...

Yaşlı Anne

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar büyük bir şehirde yaşlı bir anne yaşıyordu. Akşamları tek başına odasında oturup önce kocasını, sonra iki küçük çocuğunu, tüm akrabalarını ve son olarak arkadaşını nasıl kaybettiğini, nasıl yapayalnız kaldığını düşünüyordu. Hele hele iki oğlunu kaybedişi ona çok dokunmuştu. Öylece düşüncelere dalmışken kilisenin sabah ayinine çağıran çan...

Yahudi’nin Zoru

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar zengin bir adam vardı; seyisi sabah erkenden kalkar, akşam saatlerine kadar hakkıyla çalışırdı ve en zor işlerin altından kalkardı. Hiçbir zaman şikayette bulunmazdı, her şeyi hoş görürdü ve hep neşeliydi.        Bu seyis bir yıl böyle çalıştıktan sonra efendisi ona hak ettiği ücreti vermeyip aklından şöyle geçirdi:        “Ona para...

Tilki İle At

       Bir vardı, bir yoktu…        Bir çiftçinin çok sadık bir atı vardı. Ancak hayvan iyice yaşlanmıştı ve artık iş göremiyordu. Sahibi ona yem vermek istemedi ve “Sana ihtiyacım yok artık. Aslında iyiliğini istiyorum. Eğer bir aslanı buraya getirebilecek güçteysen burada kalabilirsin. Ama şimdi çık git ahırımdan!” dedi.        At çok üzüldü. Kötü hava koşullarından korunmak...

Anka Kuşu

     Biri vardı, biri yoktu, Hüdâdan başka hiç kimse yoktu.      Bir sultan ve onun üç oğlu vardı. Onun büyük bir bağı ve o bağın içinde de büyük bir nar ağacı vardı. Bu ağaç, her yıl üç tane nar verirdi. Bunların her birinin içi tamamen la’l ve mücevherle dolu olurdu. Her yıl, bu narlar olgunlaşınca, bir dev gelir, bunları kopartır ve kaçardı.      Bu yıl da sultanın büyük oğlu dedi ki...

Resimli Masallar – 22. Kurnaz Tilki ve Akıllı Leylek

     Ormanların en kurnaz hayvanı tilkidir. Bir ormanda, bu kurnaz tilkilerden birisi dolaşıyormuş. Türlü türlü kurnazlıklar düşünüyormuş. Kuyruğunu sallaya sallaya “Ne yapsam ne etsem?” diye söyleniyormuş. Bir süre kırlarda boş boş gezinmiş.      “Dalga geçebileceğim birilerini bulsam da biraz eğlensem,” diye sağa sola bakınmış. Bu sırada tepede uçan uzun gagalı, uzun bacaklı, akıllı leyleği...

Esen Sahı Oğlu Dat

     Bir varmış, bir yokmuş…      Eski zamanlarda Esen adlı bir yiğit varmış. O cömertlikte Hatam Tay kadar varmış. Bir şeye muhtaç olup kapısına gelen adamı boş çevirmezmiş. Onun için de onun adını Esen Sahı koymuşlar. O bir gün kendi kazandığı zenginliğinin de, babasından miras kalan zenginliğinin de sonuna varmış. Tam o gün de bir fukara adam gelip:      “Esen can, gayret edip, bir çuval...

Yırtıcı Kuş

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir kral varmış. Adı neydi, hangi ülkeyi yönetiyordu bilmiyorum. Bu kralın hiç erkek çocuğu olmamış ama bir kızı varmış. Bu kızcağız devamlı hastaydı; ancak hiçbir doktor onu iyileştiremiyordu. Bilge kişiler krala, kızının elma yediği takdirde sağlığına kavuşacağını söylediler. Bunun üzerine kral tüm ülkeye şu bildiride bulundu: Kim ki...

Su Perisi

       Bir varmış, bir yokmuş…        Biri erkek, öbürü kız, iki kardeş kuyu başında oynamaktaymış. Ama kuyunun dibinde bir su perisi varmış. “Şimdi sizi ele geçirdim. Bundan sonra benim için çalışacaksınız,” demiş ve onları yanına alarak oradan uzaklaşmış.        Daha sonra kızlara darmadağınık ipler vererek onları çile haline getirtip dokuttu. Kıza fıçıyla su taşıttırdı...

Gökten İnen Düven

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir çiftçi vardı ve bir çift öküzünü sabana koşarak tarla sürmeye kalkışmıştı. Ama birden iki öküzün boynuzları o kadar büyüdü ki, çiftliğin kapısından giremediler. Neyse ki o sırada oradan bir kasap geçiyordu. Adam öküzleri ona verdi ve şöyle pazarlık etti: çiftçi kasaba bir ölçek tohumluk buğday tanesi getirecek, o da her buğday için bir...

Ve Yirmi Dördüncü Gece

     Genç Dünyazat, ablası ile eniştesinin işleri bittiğinde, oturduğu halıdan kalkıp Şehrazat’a: “Ablacığım, senden rica ediyorum, güzel Hasan Bedreddin ile amcası Şemşeddin’in kızı olan karısının o çok hoş öyküsünü tamamla! Tam da şu sözlerde kalmmıştın: ‘Büyükanne, haremağası Sait’e bir göz atıp, ona… ‘Acaba ne söylemisti? Lütfen!” demiş.     ...

Mahasattva İle Aç Kaplan

     Bir varmış, bir yokmuş…      Çok eski devirlerde bu Çambudivipa dünyasında Maharatha adlı bir hükümdar var idi. O, Maharatha hükümdar, son derece zengin idi. Ambarları tahıl ve mal mülk ile dolu olup mükemmel bir kahraman ve nişancı askeri gücü var idi. Dört bir yanındaki yerleri kendine tabi kılmış, çoğunluğa kendini saydırtmış, daima doğru kanun ve öğretiye göre halkına önderlik edip...

Resimli Masallar – 21. Bremen Mızıkacıları

     Bir zamanlar Bremen kentinin yakınlarında bir çiftlik varmış. Bu çiftlikte türlü türlü hayvanlar yaşarmış. Tavuklar, kuzular, inekler, kazlar ve bir de eşek varmış. Eşek çiftliğin en çalışkan hayvanıymış. Gel zaman git zaman eşek ihtiyarlamış. Eskisi gibi çalışamaz olmuş. Çiftlik sahibi de artık işe yaramıyor diyerek, onu satmak istemiş. Eşeği almak isteyen bir adam çıkagelmiş. Gelen adamı...

Fakat Yirmi Üçüncü Gece Gelince

     Söze başlamış:      Ey bahtı güzel şahım! İşittim ki, Halife Harun Reşid’in veziri Cafer-ül Barmaki öyküsünü şöyle sürdürmüş:      Vezir Şemseddin, yeğeni Hasan Bedreddin’in kaybolduğunu görünce, kendi kendine, “Dünya ölüm kalım dünyası olduğuna göre, ben tedbirlerimi alayım! Elbet bir gün Hasan nasıl bırakıp gittiyse öylece çıkagelir,” demiş. Ve vezir Şemseddin, bir yazı...

Bakire Maleen

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir kral varmış. Onun oğlu yani prens, bir başka kralın Bakire Maleen adındaki kızına talip olmuş yani onunla evlenmek istemiş. Ancak kızın babası onu başkasına sözlemişti. Oysa oğlanla bu kız birbirlerinden hoşlanmış ve ayrılmamaya karar vermişlerdi. Nitekim kız, babasına, “Ben asla başkasına varmam!” dedi.        Kral buna o...

Altın Dağın Kralı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir tüccarın iki çocuğu varmış. Biri oğlan, biri kız; ama ikisi de küçücükmüş, henüz yürüyemiyorlarmış. Tüccar varını yükünü doldurduğu iki gemiyi sefere çıkarmıştı, malları satarak çok para kazanacağını umuyordu. Derken gemilerin battığı haberi geldi. Adamın elinde şehir dışındaki ufak bir tarladan başka hiçbir şey kalmadı. Uğradığı bu sıkıntıyı...

Ay

       Bir varmış, bir yokmuş…        Çok eski zamanlarda bir ülke varmış. Orada geceler sanki üzerine siyah bir tül çekilmiş gibi kapkaranlıkmış. Çünkü orada hiç ay doğmuyormuş. Gökte hiç yıldız görünmüyormuş. Dünyanın yaratılışında gece ışığı yeterli geliyormuş.        Bir gün bu ülkeden dört çocuk seyahate çıktı; yolları bir başka ülkeye doğruydu. Orada güneş dağların ardında kayboluyor...

Kuyruksuz Tilki

     Biri vardı, biri yoktu. Hûdâdan başka hiç kimse yoktu. Bir yaşlı nine ve bir keçisi vardı. Bu yaşlı nine keçisini sağıp sütünü götürür satar ve onunla geçimini sağlardı.      Bir gün oradan bir tilki geçmekteydi, baktı; nine keçiyi sağıyor, sütünü alıp bir tahta kaba koyuyor. Tahta kabın da bir kenarı kırık imiş. Sonra tilki geliyor ve görüyor ki; gerçekten de nine sütü sağmış oraya koymuş...

Resimli Masallar – 20. İki İnatçı Keçi

     İki inatçı keçi kırlara otlamaya gitmişler. Her taraf yemyeşil taptaze çimenlerle doluymuş. Keçiler otlaya otlaya ırmağın kenarına kadar gelmişler. Keçilerden biri ırmağın bir yakasında, diğeri öbür yakasında otlamaktaymış. Derken ikisi de ırmağın üzerindeki köprünün ortasına doğru ilerlemişler.      İki keçi, köprüde burun buruna gelmişler. Keçilerden biri yol istemiş:      “Yol ver de...

Resimli Masallar – 19. Arslan İle Fare

     Ormanlar kralı arslan bir gün ormanda ava çıkmış. Gün boyu dolaşmış. Yiyecek hiçbir şey bulamamış. Karnı da oldukça acıkmış. Kendi kendine homurdanmış:      “Bu gün aç yatacağım herhalde!” demiş.      Arslan homurdana homurdana yürüyedursun, karşısına sevimli bir fare çıkıvermiş. Sevimli fareyi gören arslan üzerine atılıp yakalamış. Sevimli fare çok korkmuş. Arslana yalvarmaya başlamış:     ...

Keloğlan İle Köse Değirmenci

   Bir varmış, bir yokmuş… Allah’ın kulu çokmuş. Çok yemesi, yok demesi günahmış.    Evvel zaman içinde, memleketin birinde, bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlana babası, ölüm döşeğinde, boyu kısa köselerle alışveriş etmemesini, yola da, işe de koşulmamasını vasiyet etmiş. Günlerden bir gün, bu Keloğlan, eşeğine iki tay, bir kile buğday yüklemiş, değirmenin yolunu tutmuş. Yamaçtan aşağı, suyun...

Maymunların Buda’sı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir büyükbaba ile bir büyükanne varmış. Kuşlar olmasaymış, yaşamlarından memnun yaşayabilirlermiş. Büyükbaba küçük tarlasında sevgiyle çalışıp bütün ayrık otlarını özenle temizlese de doymak bilmeyen kuşlar gelip bütün filizleri yermiş. Büyükbaba hiçbir zaman umduğu ürünü alamazmış. Geceleri bile yatağında bir o yana, bir bu yana döner...

Fakir Değirmenci İle Kedi

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir değirmende fakir bir değirmenci yaşıyordu Ne karısı vardı ne de çocukları. Ama yıllarca yanında çalışan üç çırağı vardı. Bir gün onları çağırarak, “Ben artık yaşlandım; ocak başına çekilip oturmak istiyorum. Size şöyle bir teklifim var: Bana en güzel atı kim getirirse değirmeni ona vereceğim. Ama o kişi ölünceye kadar bana bakacak!” dedi...

Serçe İle Dört Yavrusu

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir serçenin kırlangıç yuvasında dört yavrusu vardı. Uçma aşamasına geldiklerinde çocuklar bu yuvayı bozdu ve de rüzgâr uçma aşamasına gelen kuşları alıp götürdü. Yaşlı serçe yavrularını tehlikelerden koruyamadığı ve onları eğitemediği için üzülüp durdu. Sonbahar gelince bir buğday tarlasında yavrularını, yani dört serçeyi görünce çok sevindi ve onları...