KategoriMasallar

Knoıst İle Üç Oğlu

     Werrel ile Soest kasabaları arasında Knoist adında bir adam oturuyordu. Bu adamın üç oğlu vardı: bir tanesi kördü, öbürü kötürümdü, üçüncüsü de çıplaktı.      Bir gün üçü birden tarlaya giderken bir tavşan gördüler. Kör olan tavşanı vurdu!      Kötürüm yakaladı!      Çıplak olan cebine soktu!      Derken koskoca bir göle vardılar; bu gölde üç tane gemi yüzmekteydi.      Biri devrildi.     ...

Hizmetçi Zırvası

     “Nereye gidiyorsun?”      “Walpe’ye.” “Ben de Walpe’ye, sen de Walpe’ye. Birlikte gidelim öyleyse!”      “Kocan var mı senin? Adı ne?”      “Cham.” “Benim kocam da Cham, seninki de Cham; ben de Walpe’ye gidiyorum, sen de. Birlikte gidelim öyleyse!”      “Çocuğun var mı senin? Adı ne?”...

Boğa İle Yaban Keçileri

       Bir gün bir boğanın arkasına bir aslan düşer. Boğa can korkusuyla koşar ve bir mağaraya sığınır.        Ama o mağarada yaban keçileri yaşamaktalarmış. Mağaralarına bir boğanın girdiğini görünce hep birlikte üzerine atılıp, boğaya boynuzlarıyla vurmaya başlamışlar.        Çaresiz haldeki boğa, keçilere seslenerek;        “Böyle vurmanıza ses çıkarmadığım için beni korkuttunuz sanmayın. Ben...

İnsan İle Peri

       Uzun zamandır birbiriyle dost olan bir insanla bir peri, bir gün beraberce yemeğe oturdular. O gün mevsim kış, hava da çok soğuktu. İnsan, parmaklarını ağzına götürüp üflemeye başladı.      Onun bu hareketini gören peri;      “Niye böyle yapıyorsun dostum?” diye sordu.      İnsan;      “Ellerim çok üşüdü de, ısıtmak için!” cevabını verdi.      Biraz sonra çorba geldi. İnsan, kaşığı ağzına...

Sütçü Kızın Hayali

       Sütçü kız süt kovasını başına koymuş, çarşıya gidiyordu. Yolda, sütüne karşılık alacağı para ile neler yapacağını düşünmeye başladı.      “Tavukçudan birkaç tavuk alırım, tavuklar her gün yumurtlar, yumurtaları satarım. Parasıyla güzel bir elbise ve hoş bir şapka alırım. Çarşıya çıkınca bütün gençler benimle konuşmak isterler, fakat ben yüz vermem. Komşu kızı beni kıskanır, ama onu kim...

Yılan İle Törpü

       Bir gün bir yılan nalbant dükkânına girmişti. Dükkânın toprak tabanı üzerinde gezinirken, derisini bir törpünün tırmaladığını hissetti. Öfkeyle başını çevirdi ve törpüye dişlerini batırmaya çalıştı, fakat boşunaydı. Sert çeliğe bir şey yapamadı. Üstelik dişleri acıdı. Sonunda boş yere saldırdığını anlayarak çekip gitmek zorunda kaldı ve her şeye körü körüne saldırmanın kafasızlık olduğunu...

İki Arkadaş İle Ayı

       İki arkadaş ormanda geziniyorlardı. Birdenbire önlerine bir ayı çıktı. Bunlardan birisi, ayıyı görür görmez ağaca tırmandı ve yapraklar arasına gizlendi. Diğeri ise çaresiz kaldığını anlayarak yere yattı ve ölü gibi uzandı. Ayı ona yaklaştı, burnunu kulaklarına doğru uzatarak kokladı, kokladı. Sonunda homurdanarak başını salladı ve uzaklaşıp gitti. Çünkü ayılar ölüye dokunmazlardı.     ...

İp Eğiren Kadınlar

     Bir zamanlar bir kız vardı; o kadar tembeldi ki, hiç iplik bükmek istemiyordu. Annesi ne söylerse söylesin kız bildiğini okudu. Sonunda annesi çok öfkelendi, sabrı tükendi ve ona dayak attı. Kız sesli sesli ağlamaya başladı. Tam o sırada oradan kraliçe geçmekteydi; onun ağlamasını işitince durdu ve kadına, kızını niye dövdüğünü sordu, çünkü sesi ta sokaktan duyulmuştu!      Kadın anlaşılan...

Yaşlı Dilenci

     Bir zamanlar yaşlı bir kadın, “Demek ihtiyarlıkta dilenmek de varmış!” diye söyleniyordu. Ama işte, dileniyordu o kadın. Ve ne zaman bir sadaka alsa, “Tanrı sizi ödüllendirsin!” diyordu. Dilenci kadın bir evin kapısını çaldı; içeride, ona arkadaşça davranan bir oğlan ocak başında ısınmaktaydı.      Oğlan, zavallı yaşlı kadına dostça;      “Gel anacığım, gel de...

Keloğlan İle Vezirin Oğlu

     Bir zaman varmış, bir zaman yokmuş. Şehir kenarında küçük bir evcikte 15-16 yaşında Keloğlan adlı oğlanla bir dul kadın yaşarmış. Bu dul kadının da mal olarak bir kazı varmış.      O, bu kazı satmak için oğlunu pazara yollar.      “Var oğlum, bu kazı pazarda sat, belki parası bu gün yeterli olur.” der.      Keloğlan anasının dediği gibi kazı pazara alıp gider. Pazara gelir. Satıcılar...

Çoban ve Yavru Kurtlar

       Çobanın biri dağda sürüsünü otlatırken iki tane yavru kurt bulmuş. Sahipsiz olduklarını görünce acımış, “En iyisi bunları alıp besleyeyim. Onları öyle iyi yetiştiririm ki, büyüdükleri zaman benim sürümü beklerler. Hem de böylece sahipsiz kalmazlar,” demiş.        Yavru kurtları alıp eve getirmiş. Onları temizlemiş, yiyecek vermiş ve beslemeye başlamış.        Kurtlar biraz büyüyüp...

Gölgesiyle Övünen Kurt

       Öğleden sonra güneşin batacağı saatler yaklaştıkça gölgeler uzar.        Yine böyle bir öğle sonrası, ormanda gezintiye çıkan kurt, bir ara kendi gölgesini görünce;        “Benim boyum ne kadar da uzun. Aslandan korkmam için hiçbir neden yok. Aslında ormanlar kralı olmak bana yakışır!” demiş.        O sırada oradan geçen aslan, kurdun bu sözlerini duyunca hemen onun üzerine atlayıp onu...

Koyun Sürüsü İle Çoban

       Çoban, koyunları alıp otlatmaya götürmüş.        Yolda bir kurtla karşılaşmış. Çoban kurdu görünce telaşlanmış. Dikkatle onu izlemeye başlamış. Ancak kurt hiçbir şey yapmıyor, sakin sakin sürünün yanından gidiyormuş.        Çoban bakmış ki kurt hiçbir kötülük yapmıyor, koyunlara dokunmaya niyeti yok, kendi kendine; “Bu iyi bir kurt, düşmana hiç benzemiyor. Koyunlarımı ona bırakayım da ben...

Avcı İle Keklik

       Keklik avlayıp satarak geçinen bir adam varmış. Bu adam yakaladığı ilk kekliği hiç satmıyormuş. Çünkü onu kafeste saklıyor, ava gittiği zaman yanında götürüyormuş. Keklik ötmeye başlayınca diğer keklikler onun sesini duyup geliyorlarmış. Böylece avcı rahatlıkla onları yakalıyormuş.        Bir gün adamın evine dostları konuk gelmiş. Ancak evde yemek yokmuş. O da kendisine yardımcı olan...

Tavuk, Yılan ve Kırlangıç

       Bir tavuk, bir köşeye gizlenmiş olan birkaç tane yumurta görmüş. Zavallı yumurtalar sahipsiz kalmışlar. Olgunlaşıp yumurtadan çıkabilmeleri için yardım edeyim, diye düşünmüş ve üzerlerine yatmış.        Kısa bir süre sonra yumurtaların kabukları çatlamış ve içinden yılan yavruları çıkmış. Tavuk şaşkın şaşkın yılanlara bakarken, oradan geçen bir kırlangıç tavuğa seslenmiş:      “Tavuk...

Kanatlı Okla Vurulan Kuş

Bir kuş
Kanatlı bir okla vurulmuş.
Can çekişirken biçare
Şöyle dert yanmış kadere:
— Olur mu bu, kuş kendi kendini vurur mu?
Ah zalim insanoğulları,
Bu ölüm araçlarını
Bizim kanatlarımızla uçurtmanız
Ne kötü bir şaka, ama gülmeyin:
Sizin başınıza gelen de budur çok kez:
Unutmayın hikâyesini Yafes’in:
Oğullarının bir yarısı
Öbür yarısının baş belası.

Yarasayla İki Gelincik

Yarasa dediğimiz kuşun ne idüğü Pek belli değildir bilirsiniz: Kimine göre faregillerdendir, Kimine göre kuşgillerdendir bu hemşehrimiz. Bir yarasa dalmış bir gün, tepesi üstü Bir gelinciğin yuvasına. Farelere diş bileyen gelincik Yürümüş üstüne hemen haklamak için: — Sen ha, demiş; ne suratla gelirsin evime? Az mı kötülük etti Senin soyun sopun benim milletime? Fare değil misin sen? Ben de...

İki Boğa Bir Kurbağa

İki boğa cenge tutuşmuş Hangisinin olacak diye İnek Hanım ve çayır çimen… Bir kurbağa vakvak eder dururmuş Boğalar dövüşürken. — Nen var kardeş? demiş Vakvak milletinden biri. — Ne olacak? Baksana, demiş bizimki; Bu kavga bitti mi ne olacak? Yenilen boğa çayırdan kovulacak! Kovuldu mu ne ot bulacak, ne çiçek. O zaman bizim bataklığa gelecek, Sazları kasıp kavurmaya. Yandı ayağının altında...

Kurt Tilkiye Karşı, Maymun da Yargıç

Kurt, malımı çaldılar diye tutturmuş, Tilkiye yüklemiş suçu: Hem sabıkalı çünkü, hem de komşusu! Çıkmışlar yargıcın önüne, Yargıç da kim? Maymun. Avukat tutmamış hiçbiri, İki tarafın da çenesi kuvvetli. Laftan öyle arapsaçına dönmüş ki iş Yargıçlar Tanrısı Themis bile Böyle karışık dava görmemiş. Maymunun başı dertte: Hangisine hak versin? İkisi de hinoğluhin. O buna yüklenmiş, bu ona, Bir...

Sıçanların Oturumu

Bir kedi varmış, adı Karabela, Duman attırıyormuş sıçanlara. Öylesine kırmış geçirmiş ki Gözlerden kaybolmuş sıçan milleti. Sağ kalanların her biri bir delikte, Açlıktan tahtaları kemirmekte. Karabela kedi olmaktan çıkmış, Şeytanın ta kendisi olmuş gözlerinde. Derken Karabela, günün birinde, Sıçan koklamaktan bıkmış, Kaldırmış kuyruğu, çıkmış sokağa, Bir dişi kedi aramaya. Hemen de bulmuş...

Kraliçe Arı

     Kralın oğullarından ikisi macera aramaya çıktı ama sefahate öyle düşkünlerdi ki, bir daha eve dönmediler. Üçüncüsü yani Budala denilen en küçük oğlan ağabeylerini aramak için yola düştü. Sonunda onları buldu. Ama onlar alay ettiler. “Biz bile dayanamadık, sen bu avanaklığınla bu yaşama ayak uyduramazsın,” dediler. Neyse, üçü birlikte yola koyuldu. Derken bir karınca yuvası...

Hans Evleniyor

     Bir zamanlar Hans adında genç bir köylü vardı; kuzeni onu zengin bir kızla evlendirmek istiyordu. Bu nedenle onu sobanın yanına oturtarak ısınmaya bıraktı. Sonra bir kâse sütle beyaz ekmek alıp ona verdikten sonra eline ışıl ışıl bir lira sıkıştırdı.      “Hans, şu parayı sıkı sıkı tut, ekmeği sütün içine doğra ve ben dönünceye kadar yerinden sakın ayrılma!” dedi.     ...

Frıeder İle Katherlıeschen

     Frieder adında bir adam vardı; karısının ismi de Katherlieschen’di. Güzel bir yuva kurmuşlardı. Bir gün Frieder, “Ben şimdi tarlaya gidiyorum, dönüşte sofrada kızarmış et olsun, biraz da içecek bir şey,” dedi. “Git kocacığım, git sen,” dedi kadın. “Ben gerekeni yaparım.” Yemek vakti geldiğinde bacadan islenmiş et çıkararak onu tavaya yerleştirdi...

Tilki İle Sincap

Başı dertte olanlara hiç gülmemeli; Neden derseniz, kim bilir Yarın kendi başına neler geleceğini? Ezop bu dersi birkaç örnekle verir; Onlar bir yana, alın size bir başkası: Daha sağlam bir kaynaktan hem de. Tilki bir gün alay edip duruyormuş Fırtınaya tutulmuş sincapla: — Şimdi hapı yuttun işte, diyormuş; Kafanı kuyruk altına sokadur boşuna; Çıkar mısın fırt diye ağacın doruğuna? Fırtınadan...

İskityalı Filozof

İskitya’da doğmuş çilekeş bir filozof Daha tatlı bir hayat sürmek niyetiyle Yunanistan’a gitmiş ve orada bir yerde Bir bilge görmüş, Vergilius’unkine benzer: Krallarla eşit, tanrılara yakın bir insan; Bu sonuncular gibi gamsız, huzur içinde: Bir bahçenin güzellikleriymiş onu mutlu kılan. İskityalı onu elinde bağ bıçağıyla bulmuş; Meyve ağaçlarında yararsız ne varsa Kesip...

Bir Deli İle Bir Akıllı

Bir deli bir akıllıya Taş atıyormuş yolda… Akıllı dönmüş geriye: — Aferin dostum, demiş deliye; Al benden sana bir altın; Bir hayli uğraştın, yoruldun. Bedava çalışacak değilsin ya. Bak şuradan geçen adama. Onda para tümen tümen. Sende de bu kol varken, At taşı, al paranı. Deli hemen kırmış dümeni Basmış taşı zengine. Yine hakkını vermişler vermesine; Ama altın parayla değil bu sefer. Bir...

Fil, Gergedan ve Zeus’un Maymunu

Evvel zaman içinde fille gergedan Paylaşamayıp koca dünyayı, Savaşalım olsun bitsin, demişler. Savaş günü kararlaşmış önceden; Teke tek çarpışacak iki kabadayı. Derken bir haber getirmişler: Zeus’un maymunu, arması, urbasıyla Havalarda görünmüş. Tarihlerin yazdığına göre Maskara’ymış bu maymunun adı: Haber getirirmiş gökten yere. Hiç şaşmamış fil cenapları: Bana elçi geliyor, demiş;...

Balıkçı İle Karısı

     Bir zamanlar bir balıkçıyla karısı ufacık bir barakada oturmaktaydı. Adam her gün göl kenarına gidip durmadan olta atıyordu. Bir gün yine göl başında olta attı; su çok berraktı; adam orada oturdu, oturdu, oturdu.      Oltası gittikçe derine indi, tekrar topladığında ucuna bir pisi balığı takılmıştı.      Balık ona, “Dinle bak, balıkçı, hayatımı bağışla! Ben gerçek bir balık değilim...

Ra-Prenses

     Doğu Hindistan düşman tarafından kuşatılmıştı. Ve ordu, altı yüz altın almadan çekilmek niyetinde değildi. Trampetlerle ilan ettiler: Kim bu parayı getirirse belediye başkanı olacaktı! O sırada fakir bir balıkçı gölde oğluyla birlikte balık avlamaya çıktı. Derken düşman askeri gelerek oğlunu esir aldı, karşılığında da balıkçıya altı yüz altın verdi. Balıkçı devlet başkanının yanına çıkarak...

Çiftçi İle Talih

       Çiftçinin biri tarlasını sürerken bir küp dolusu altın bulmuş. Bu iyiliği topraktan sanmış.
       Talih, bir gün adamın karşısına çıkmış.
       “Be adam! Ben seni zengin yapayım dedim, bir küp dolusu altın verdim. Sen ise o iyiliği topraktan biliyorsun. Ama yarın bir şey olur da o altınları yitirirsen, o kötülüğü benden bileceksin!” demiş.