KategoriDünya Ülkelerinden Seçme Masallar

İki Hırsız

     Bir varmış, bir yokmuş…      Konstantinopolisli (İstanbullu) bir hırsız varmış. Bir de Giritli başka bir hırsız varmış. Bunlar ünlü adamlarmış, ikisi de birbirleriyle tanışmak, böylece kimin daha iyi olduğunu ortaya çıkarmak istiyorlarmış. Biri Konstantinopolis’den öteki de Girit’ten yola çıkmışlar. Bir çeşme başında karşılaşmışlar.      ”Sen kimsin?” diye sormuş biri.      “Ben...

Yeraltı Tanrıçası Sedna

     Bir varmış, bir yokmuş…      Uzun yıllar önce kalabalıktan uzakta, büyük ırmakların kıyılarında yalnız yaşayan bir çift varmış. Yaz gelince tenha kulübelerinde oturur, ormandan meyve ve kök toplayarak karınlarını doyururlarmış. Kışın buzdan kulübelerinde yaşarlarmış ve erkek, fok ve ren geyiği avlamaya gider fakat asla kutup ayılarına dokunmazmış. Kutup ayısının karşısına çık­maya ve...

Oğlan ve Dev

     Bir varmış, bir yokmuş…      Bir baba oğul idiler. Onların yaşlı bir anaları vardı. Oğlan günde üç tornana çalışırdı. Bir gün çöle gitti, yolda yaşlı birine rastladı. Yaşlı adam dedi: “Oğul, sen burada ne yapıyorsun?” Oğlan dedi: “Geziyorum bakıyorum, iş falan olur, belki iş bulurum.”      Yaşlı adam ona dedi ki: “Gel, burada çalış.”      Oğlan gitti, o yaşlı adamla çalıştı. Yaşlı adam...

Karakuş

     Bir varmış, bir yokmuş…      Eski zamanlarda yaşlı bir adam varmış. Bu yaşlı adamın üç kızı varmış. Günlerden bir gün, yaşlı adam pazara gitmek için hazırlanmaya başlar. Gitmeye hazırlandığı sırada iki kızını uyandırıp: “Nasıl bir hediye getireyim?” diye sorar, küçüğünü uyandırmaya kıyamaz ve pazara gider.      Bu sırada küçük kızı bir rüya görür. Rüyasında büyük duvarlarla çevrili bir...

Gülnar Hanım

     Bir varmış, bir yokmuş…      Kandahar padişahının Melik Memmed adında bir oğlu var idi. Güzellikte öyle bir afet-i zamandı ki, Yusuf, Kenan onun eline su dökemezdi. Kendisi de Kandahar padişahının tek bir oğlu idi. Melik Memmed’i herkesten çok seven yaşlı bir lalası var idi. Bir gün lala bütün müneccimleri toplayıp, tas kurdurup, remil attırıp Melik Memmed’in bahtına baktırdı. Bütün...

Sahibini Bulan Kılıç

     Bir varmış, bir yokmuş…      Bundan çok zaman önce, Vietnam’da Ming’lerin Çin hanedanlığı hüküm sürüyormuş. Yabancı egemenliği altındaki halkın yaşamı kolay değilmiş: Her yıl vergiler artıyor, angaryalar gittikçe dayanılmaz oluyor ve yoksulluk durmadan çoğalıyormuş. Bütün bunların üstüne memleketin başına bir de kıtlık çökünce sonunda halk Le Lua adında bir adamın yönetiminde...

Şah’ın Oğlu

     Bir varmış, bir yokmuş…      Allah’tan sonra hiç kimse yokmuş. Bir padişah varmış, çocuğu olmuyormuş. Çok çalıştıktan sonra ve birçok ilaçtan, çarenin ardından Allah ona bir oğlan vermiş. Padişah oğlunu çok severmiş, onun geleceğini öğrenmek istiyormuş.      Bütün müneccimleri sarayına çağırmış, nice remil ustası usturlap attıktan sonra derler:      “Şehzade büyüyüp reşit bir genç...

Yaşlı Kızın Talihi

     Bir varmış, bir yokmuş…      İki kız kurusu varmış. Issız bir yerde, küçük bir kulübede yaşıyorlarmış. Küçük olanın adı Maria’ymış ve 105 yaşındaymış. Büyüğün ise Eleniou. Bir gün Eleniou ot toplamak için evden çıkmış. Biraz kıt akıllı olan Maria tüm elbiseleri yakmış, tabakları çanakları kırmış. Eleniou eve dönüp manzarayı görünce kardeşine sormuş:      “Elbiselerimize ne oldu Maria?”...

Anka Kuşu

     Biri vardı, biri yoktu, Hüdâdan başka hiç kimse yoktu.      Bir sultan ve onun üç oğlu vardı. Onun büyük bir bağı ve o bağın içinde de büyük bir nar ağacı vardı. Bu ağaç, her yıl üç tane nar verirdi. Bunların her birinin içi tamamen la’l ve mücevherle dolu olurdu. Her yıl, bu narlar olgunlaşınca, bir dev gelir, bunları kopartır ve kaçardı.      Bu yıl da sultanın büyük oğlu dedi ki...

Esen Sahı Oğlu Dat

     Bir varmış, bir yokmuş…      Eski zamanlarda Esen adlı bir yiğit varmış. O cömertlikte Hatam Tay kadar varmış. Bir şeye muhtaç olup kapısına gelen adamı boş çevirmezmiş. Onun için de onun adını Esen Sahı koymuşlar. O bir gün kendi kazandığı zenginliğinin de, babasından miras kalan zenginliğinin de sonuna varmış. Tam o gün de bir fukara adam gelip:      “Esen can, gayret edip, bir çuval...

Mahasattva İle Aç Kaplan

     Bir varmış, bir yokmuş…      Çok eski devirlerde bu Çambudivipa dünyasında Maharatha adlı bir hükümdar var idi. O, Maharatha hükümdar, son derece zengin idi. Ambarları tahıl ve mal mülk ile dolu olup mükemmel bir kahraman ve nişancı askeri gücü var idi. Dört bir yanındaki yerleri kendine tabi kılmış, çoğunluğa kendini saydırtmış, daima doğru kanun ve öğretiye göre halkına önderlik edip...

Kuyruksuz Tilki

     Biri vardı, biri yoktu. Hûdâdan başka hiç kimse yoktu. Bir yaşlı nine ve bir keçisi vardı. Bu yaşlı nine keçisini sağıp sütünü götürür satar ve onunla geçimini sağlardı.      Bir gün oradan bir tilki geçmekteydi, baktı; nine keçiyi sağıyor, sütünü alıp bir tahta kaba koyuyor. Tahta kabın da bir kenarı kırık imiş. Sonra tilki geliyor ve görüyor ki; gerçekten de nine sütü sağmış oraya koymuş...

Maymunların Buda’sı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir büyükbaba ile bir büyükanne varmış. Kuşlar olmasaymış, yaşamlarından memnun yaşayabilirlermiş. Büyükbaba küçük tarlasında sevgiyle çalışıp bütün ayrık otlarını özenle temizlese de doymak bilmeyen kuşlar gelip bütün filizleri yermiş. Büyükbaba hiçbir zaman umduğu ürünü alamazmış. Geceleri bile yatağında bir o yana, bir bu yana döner...

Somaprabha ve Üç Âşığı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Uccayini’de, Kral Punyasena’nın veziri, Harisvamin adında mükemmel bir brahman yaşarmış. Onun, kendisine eş değerde olan karısından Devasvamin adında, kendisi gibi kusursuz bir oğlu olmuş. Kadın ona bir de Somaprabha (Ay Işığı) adında, güzeller güzeli bir kız çocuğu doğurmuş. Eşsiz güzellikteki kızın evlenme çağı geldiğinde kız, annesi aracılığı ile...

Dişi Kedi İle Keşiş

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar, ilkbahardan kışa kadar diyar diyar dolaşan gezginci bir keşiş varmış. Ormanlarda şifalı otlar toplar, cenazelerde dualar okur, büyük bir başarıyla büyü yapıp hastalan iyileştirirmiş. İyileşen hastalar yanlarında kalmasını önerince konukseverliklerinden uzun süre yararlanmak istemezmiş. Birkaç gün sonra, gideceği tutar, pılıyı pırtıyı...

İyilik Bilir Ağaç

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar, bir balıkçı köyünde yoksul dul bir kadın tek kızıyla birlikte yaşarmış. Köye birkaç yıl önce gelmişler. Dulun şehirde ticaretle uğraşan kocası sağken aile bolluk içinde, mutlu yaşarmış.        Bir gün tüccar hastalanmış ve kısa bir zaman sonra, büyük bir törenle toprağa verilmiş. Dul kadın kızıyla yalnız kalmış. Belki işten anlamadığından...

Kızılderili Reis ve Maymunlar Kralı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Evvel zaman içinde küçük bir oğlu olan bir Kızılderili reisi varmış. Bu Kızılderili reisi oğlunu usta bir avcı olarak yetiştirmek istediğinden her gün ormana avlanmaya götürürmüş. Günlerden bir gün ormanda avlanırlarken Kızılderili reisin oğlunu maymunlar kaçırmış. Kızılderili reisi daldan dala atlayarak kaçan maymunları uzun süre takip ettikten sonra...

Taşçı Ustası Mogo

       Bir varmış, bir yokmuş…        Evvel zaman içinde, Mogo adında bir fakir Japon vardı. Mogo kendi halinde bir taşçı idi. Zavallıcık hayatını kazanmak için güneşin doğuşundan batışına kadar, yağmur demez, fırtına demez, güneş demez boyuna taş kırardı.        Doğrusu işi çok güçtü ama yine de Mogo’nun pek o kadar hayatından şikâyetçi olmaması lâzımdı. Çünkü babası, büyükbabası hep...

Bay Hansaemon Sinek Yutunca Neler Oldu Neler?

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar, Nagoya şehrinde Hansaemon adında zengin bir kumaş tüccarı yaşarmış. Bir kadeh sakiyi her şeyin üstünde severmiş. Şarabı o kadar severmiş ki sıradan porselen bir bardak ona yetmezmiş. Böylece bir küp dolusu sakiyi alacak büyüklükte lake bir maşrapa yaptırmış kendisine.        Bir gün, çoğu zaman olduğu gibi güzel bir öğle yemeğinden sonra...

Küçük Taş Parçası

       Bir varmış, bir yokmuş…        Küçük bir taş parçasıydı. Masmavi denizin, köpük köpük dalgalarıyla öptüğü bir kıyıda yaşıyordu. Çocuklarla oynamaya bayılıyordu. Hele küçük dostlarının onu denize atmaları nasıl hoşuna gidiyordu bir bilseniz…        Gün boyunca güneşin altında kalkmak kolay mı sanıyorsunuz? Denize düşer düşmez güzel bir serinlik sarıyordu bedenini. Sonra hızla...

Değirmen İşleten Köpek

       Bir varmış, bir yokmuş…        Sahibi öldükten sonra bir başına kalan köpek değirmeni kapatmama kararı aldı. İşleri sahibinden izleyerek ve yaşayarak öğrendiği için artık o da bir değirmen çalıştırabilirdi.        Öncelikli işi eskiyen su oluklarını değiştirmek oldu. Aşağı köyden ustaları çağırarak yenileme çalışmalarına başladı. Kavak ağaçlarından su olukları hazırlattı...

Dilek Adası

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar uçsuz bucaksız denizlerin ortasında bir ada varmış. Bu adada büyücüler, periler ve insanlar hep bir arada yaşarlarmış. Adayı büyücüler yönetir, insanlar çalışır, periler de onların hizmetlerini görürmüş.        Bu adanın bir özelliği varmış. Eğer burada yaşayanlar çok zor bir durumda kalırsa üç tane dilekte bulunabilirlermiş. Bu yüzden de...

Dev Yamamba

       Bir varmış, bir yokmuş…        Yıllar önce bir sığır çobanı vardı. Bir gün bu sığır çobanı, balık satmak için dağların arasındaki çok uzak bir köye git­meyi plânladı. İneğinin sırtına birkaç kurutulmuş morina balığı bağladı ve uzun bir seyahate çıktığından şarkı söyleyerek yola düştü. Delikanlı, yürürken aniden birisinin “Hey! Hey!” diye bağırdığını işittiğinde ince bir tabaka...

Dünyanın En Güzel Öyküsü

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar, bir köyde üç oğlu olan bir baba varmış. Büyüğü ve küçüğü düzgün çocuklarmış, iyi ve hızlı çalışır, bir dakikalarını boş geçirmezlermiş. Köy halkı onları över, bu çocukların ileride tutumlu, iyi köylüler olacaklarını söylermiş. Buna karşılık, ortancaları Cinroku farklıymış. Aylak huysuz değilmiş ama ilginç öyküler dinlemeye bayılırmış. Köye...

Kaf Dağı’nın Çobanı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, dünyanın en yüksek yerinde yücelerden yüce bir dağ varmış. Ardında düşler, hayaller, güzellikler yaşarmış. Kaf Dağı’na bir giden oradan asla ayrılmazmış. Orayı bir gören dünyaya dönüp bakmazmış. çünkü orada başı göklerde dolaşan kocaman devlerle mini minnacık cüceler yaşarmış. Masal bu ya, kimselerin görmediği...

Kedi Resimleri Yapan Çocuk

       Bir varmış, bir yokmuş…        Evvel zaman içinde Japonya’nın bir köyünde yoksul bir çiftçi ile karısı yaşıyordu, ikisi de çok iyi yürekli insanlardı. O kadar çok çocukları vardı ki, karınlarını doyurmakta akla karayı seçiyorlardı. Büyük oğlan daha on dördündeyken babasına omuz verecek kadar güçlenmişti; küçük kızlar ise nerdeyse yürümeye başladıklarında annelerine el katmayı...

Fareli Köyün Kavalcısı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Evvel zaman içinde, ülkenin kuzeyinde küçük bir köy varmış. Köy halkı mutluluk içinde yaşarmış. Günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dadanmış. Binlerce fare köyün sokaklarında, evlerde, kilerlerde dolaşıyorlarmış. Yatak odasına gitseler, mutfağa girseler farelerden geçilmiyormuş. Ne bulurlarsa yiyorlarmış. Halk ne yapacağını şaşırıp kalmış...

Kar Tanesi

       Bir varmış, bir yokmuş…        Eski çağlarda, kuzeyin en gizemli ülkelerinden biri olan Finlandiya’da, yemyeşil ormanlar içindeki küçük bir köyde, Daniel adında bir çiftçi ve Anna adındaki karısı yaşıyorlarmış. Artık genç sayılamayacak yaşa gelmiş oldukları halde Daniel ve Anna`nın çocukları yokmuş.        Halleri vakitleri yerinde olmasına rağmen, çocuksuz olmak karı kocayı çok...

Şehzade İle Limon Kız

       Bir varmış, bir yokmuş…        Zamanın birinde çok iyiliksever bir padişah varmış. Fakirlere sık sık yiyecek, bayramlarda giyecek dağıtırmış. Yılda bir gün de, sarayının karşısındaki çeşmenin bir musluğundan yağ, bir musluğundan da bal akıtır, herkesin hayır duasını alırmış.        Gene böyle çeşmenin musluklarından yağ ile bal aktığı bir gün, ihtiyar bir kadın çeşmeye gelmiş...

Bilge Dede İle Mucize Kız

       Bir varmış, bir yokmuş…        Çin ülkesinde bilge bir insan yaşarmış. Varlığından haberdar olan herkesin düşüncelerine saygı gösterdiği, hayatlarının sürekliliği için tavsiyeler istediği, karşılaştıkları olayları yorumlatıp gelecekle ilgili görüşlerini aldıkları bu bilge adamın tatlı mı tatlı bir dili, herkesi kendisine hayran bırakan hoş sohbeti, kimseyi kırmayan sımsıcak bir...