KategoriDünya Ülkelerinden Seçme Masallar

Kayan Yıldızlar

     ‘Birbirini seven iki yıldız, biri elmas gibi parlak, öbürüyse alev kırmızısı. Bunlar hep birbirini takip eder. Bazen elmas gibi parlayanı, bazen de alev kırmızısı olanı öne geçer. Bir araya geldiklerinde gökten binlerce inci yere düşer. Bu anı yakalayıp elini uzattın mı, bir inci de senin avucuna iner. Ama bu inci sende kalamaz. Açık avuçla üç kez bir daire çizerek dans eder, sonra da o...

Beyaz Kurt

     Eski zamanlarda bir padişah vardı. Onun dört oğlu vardı.      Bir gün padişah, karısı ile birlikte, güzel atlar, güzel arabalar hazırlayıp, ıssız kırlara çıkar. Kırda dinlendikleri sırada, gecenin bir yarısında çok sert bir rüzgar esip, bunların çadırlarını kaldırıp, atar. Tam o sırada havadan bir dev padişahı ortaya çıkıp, padişahın yanından karısını alıp, gider. Padişah hemen uyanıp...

Kırmızı ve Beyaz Çiçeklerin Masalı

     Biri vardı, biri yoktu.      Ormanda boz bülbül vardı. Bülbül yaprakları gümüş gibi parıldayan iğde ağacının sarı ve mis kokulu çiçekleri arasına yuva yapmıştı. Onun dört çocuğu vardı.      Bir gün ormana kuş avcıları geldiler. Ağaçların budaklarında, dalların arasında tuzak ve ağ kurup kuşları avlıyorlardı. Onlar boz bülbüllerin yavrularını arıyorlardı. İstiyorlardı ki, boz bülbüllerin...

Gül Ali

     Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, bir köyde bir erkekle bir kadın yaşarmış. Belli bir yaşa gelmişler, çocukları olmamış. Çocukları olmadığı için gerçekten üzülüyorlarmış. Bu üzüntüleri yüzünden her namazdan sonra dua ediyorlarmış, bir çocukları olması için… Kadın, bir gün şöyle dua eder;      “Yarabbi, bana oldu olmadı, bir çocuk ver...

Örümcek Büyükanne Koçininako’yu Nasıl Kurtardı?

     Çok eskiden bir kadının Maststruoi adını verdiği bir oğlu varmış. Ana oğul çok derin ve sarp bir uçurum üzerinde, bir kaya oyuğunda yaşarlarmış. Kayalığın aşağısı ovalarla kaplıymış. Zirvede ise ağaçlar varmış. Ana oğulun yaşadıkları oyuğa dik kayalar arasındaki gizli ve tehlikelerle dolu bir patikadan ulaşılırmış.      Gel zaman git zaman Maststruoi büyüyüp yakışıklı ve güçlü bir delikanlı...

Ahmaklar Gemisi

     Bir zamanlar, bir geminin kaptan ve zabitleri kendi denizciliklerini çok beğenir ve kendilerine çılgınca hayran olurlardı. Gemiyi kuzeye çevirdiler ve tehlikeli buzullarla karşılaşıncaya kadar yol aldılar. Kendilerine yalnızca denizcilikteki ebedi başarılarını gösterme fırsatı vermek için kuzeye doğru çok daha tehlikeli sularda yol almaya devam ettiler.      Gemi daha yüksek enlemlere...

Fakir Adamın Oğlu

     Bir zaman varmış, bir zaman yokmuş. Bir fakirin dünyada bir oğlu varmış. O da büyüyüp olgun bir yaşa geldiğinde avcılığı kendine meslek edinir.      Günlerden bir gün, o atını eyerleyip ava gider. Avlanıp gezdiği zaman sis çıkar, dağda yolunu bulamaz. Yabancı bir ülkenin toprağına ayak basar. Dağ eteğinde bir pınara rastlar. Pınar başında biraz dinlenmek ister. Atını otlamak için serbest...

Değirmenci İle Tilki

     Bir varmış, bir yokmuş, eski zamanda dağ içinde yaşayıp duran bir garip oğlan varmış. Bu oğlan babasından miras kalan su değirmenini çalıştırıp, payına düşen gelirin hesabı ile yaşıyormuş. O, bir gün payına düşen undan bir kurabiye yapıp soğutmak için ocağın yanına koymuş, fakat bir iş için dışarı çıkıp gelmiş. Ama görse ki kurabiyesi yokmuş. Buna hayret eden oğlan etrafta hiç canlı yok...

Takane

     Bir zamanlar köyün birinde Rachbokoane adında bir adam, karısı Machbakoane ile yaşardı, iki çocukları vardı, oğulları Chabakoane ve kızları Takane.      Anne ve baba her gün tarlaya giderlerdi. Chabakoane hayvanları otlatır, Takane’de ev işlerini yapardı. Her gün anne ve baba tarlaya giderken çocukları sıkı sıkı tembihlerlerdi:      “Sakın evin yanındaki Kumonge ağacının suyundan içmeyin...

Gelecekten Haber Veren

     Bir zaman varmış bir zaman yokmuş, uzak padişaklıkların birinde yaşayan fakir bir köylü varmış. Bu köylünün karısı padişahın kazlarına bakarmış.      Bir gece ihtiyar, rüyasında padişah hamamının bir duvarının yıkıldığını ve duvarın, padişahı öldürdüğünü görür. Sabah uyandıktan sonra karısına:      “Padişaha söyle, hamama vardığında dikkatli olsun. Ben rüyamda hamamın duvarının onun üstüne...

Köpekbalıkları İnsan Olsaydı

     “Köpek balıkları insan olsaydı, küçük balıklara daha iyi davranırlar mıydı?” diye sordu hancının kızı, Bay K’ye.      “Şüphesiz!” dedi Bay K. “Köpek balıkları insan olsaydı, küçük balıklar için denizde, içinde çeşitli gıda maddeleri, hatta bitki ve hayvan çeşitleri bulunan çok büyük sandıklar yaptırırlardı.      Sandıkların içinde devamlı taze su bulunmasını sağlarlar ve her türlü sağlık...

Yılan Padişahı Şahmaran

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zamanda fakir bir delikanlı, ormandan odun kesip, satıyormuş ve bununla geçiniyormuş. O, bir de alıp dönüyormuş, iki de alıp dönüyormuş. Bu şekilde taşırken bir gün kalın bir ağacın dibine oturmuş. Fakir insan çok düşünür. Düşünüp, oturuyormuş. Toprağı bir öyle, bir böyle kazıyormuş. Geçimi zormuş ve böylece düşünüp, oturuyormuş. Bu şekilde düşünüp...

Kara Koyun

     Bir varmış, bir yokmuş…      Bir zamanlar herkesin hırsız olduğu bir ülke vardı. Geceleri herkes bir fener ve levye ile silahlanıp komşularının evine girerdi. Tan ağarırken çuvalını doldurmuş geri döndüğünde kendi evinin de soyulmuş olduğunu görürdü.      Böylece herkes uyum içinde yaşardı, kimsenin durumu çok kötü değildi. Biri birini, o öbürünü soyar, böylece son insana kadar...

İki Hırsız

     Bir varmış, bir yokmuş…      Konstantinopolisli (İstanbullu) bir hırsız varmış. Bir de Giritli başka bir hırsız varmış. Bunlar ünlü adamlarmış, ikisi de birbirleriyle tanışmak, böylece kimin daha iyi olduğunu ortaya çıkarmak istiyorlarmış. Biri Konstantinopolis’den öteki de Girit’ten yola çıkmışlar. Bir çeşme başında karşılaşmışlar.      ”Sen kimsin?” diye sormuş biri.      “Ben...

Yeraltı Tanrıçası Sedna

     Bir varmış, bir yokmuş…      Uzun yıllar önce kalabalıktan uzakta, büyük ırmakların kıyılarında yalnız yaşayan bir çift varmış. Yaz gelince tenha kulübelerinde oturur, ormandan meyve ve kök toplayarak karınlarını doyururlarmış. Kışın buzdan kulübelerinde yaşarlarmış ve erkek, fok ve ren geyiği avlamaya gider fakat asla kutup ayılarına dokunmazmış. Kutup ayısının karşısına çık­maya ve...

Oğlan ve Dev

     Bir varmış, bir yokmuş…      Bir baba oğul idiler. Onların yaşlı bir anaları vardı. Oğlan günde üç tornana çalışırdı. Bir gün çöle gitti, yolda yaşlı birine rastladı. Yaşlı adam dedi: “Oğul, sen burada ne yapıyorsun?” Oğlan dedi: “Geziyorum bakıyorum, iş falan olur, belki iş bulurum.”      Yaşlı adam ona dedi ki: “Gel, burada çalış.”      Oğlan gitti, o yaşlı adamla çalıştı. Yaşlı adam...

Karakuş

     Bir varmış, bir yokmuş…      Eski zamanlarda yaşlı bir adam varmış. Bu yaşlı adamın üç kızı varmış. Günlerden bir gün, yaşlı adam pazara gitmek için hazırlanmaya başlar. Gitmeye hazırlandığı sırada iki kızını uyandırıp: “Nasıl bir hediye getireyim?” diye sorar, küçüğünü uyandırmaya kıyamaz ve pazara gider.      Bu sırada küçük kızı bir rüya görür. Rüyasında büyük duvarlarla çevrili bir...

Gülnar Hanım

     Bir varmış, bir yokmuş…      Kandahar padişahının Melik Memmed adında bir oğlu var idi. Güzellikte öyle bir afet-i zamandı ki, Yusuf, Kenan onun eline su dökemezdi. Kendisi de Kandahar padişahının tek bir oğlu idi. Melik Memmed’i herkesten çok seven yaşlı bir lalası var idi. Bir gün lala bütün müneccimleri toplayıp, tas kurdurup, remil attırıp Melik Memmed’in bahtına baktırdı. Bütün...

Sahibini Bulan Kılıç

     Bir varmış, bir yokmuş…      Bundan çok zaman önce, Vietnam’da Ming’lerin Çin hanedanlığı hüküm sürüyormuş. Yabancı egemenliği altındaki halkın yaşamı kolay değilmiş: Her yıl vergiler artıyor, angaryalar gittikçe dayanılmaz oluyor ve yoksulluk durmadan çoğalıyormuş. Bütün bunların üstüne memleketin başına bir de kıtlık çökünce sonunda halk Le Lua adında bir adamın yönetiminde...

Şah’ın Oğlu

     Bir varmış, bir yokmuş…      Allah’tan sonra hiç kimse yokmuş. Bir padişah varmış, çocuğu olmuyormuş. Çok çalıştıktan sonra ve birçok ilaçtan, çarenin ardından Allah ona bir oğlan vermiş. Padişah oğlunu çok severmiş, onun geleceğini öğrenmek istiyormuş.      Bütün müneccimleri sarayına çağırmış, nice remil ustası usturlap attıktan sonra derler:      “Şehzade büyüyüp reşit bir genç...

Yaşlı Kızın Talihi

     Bir varmış, bir yokmuş…      İki kız kurusu varmış. Issız bir yerde, küçük bir kulübede yaşıyorlarmış. Küçük olanın adı Maria’ymış ve 105 yaşındaymış. Büyüğün ise Eleniou. Bir gün Eleniou ot toplamak için evden çıkmış. Biraz kıt akıllı olan Maria tüm elbiseleri yakmış, tabakları çanakları kırmış. Eleniou eve dönüp manzarayı görünce kardeşine sormuş:      “Elbiselerimize ne oldu Maria?”...

Anka Kuşu

     Biri vardı, biri yoktu, Hüdâdan başka hiç kimse yoktu.      Bir sultan ve onun üç oğlu vardı. Onun büyük bir bağı ve o bağın içinde de büyük bir nar ağacı vardı. Bu ağaç, her yıl üç tane nar verirdi. Bunların her birinin içi tamamen la’l ve mücevherle dolu olurdu. Her yıl, bu narlar olgunlaşınca, bir dev gelir, bunları kopartır ve kaçardı.      Bu yıl da sultanın büyük oğlu dedi ki...

Esen Sahı Oğlu Dat

     Bir varmış, bir yokmuş…      Eski zamanlarda Esen adlı bir yiğit varmış. O cömertlikte Hatam Tay kadar varmış. Bir şeye muhtaç olup kapısına gelen adamı boş çevirmezmiş. Onun için de onun adını Esen Sahı koymuşlar. O bir gün kendi kazandığı zenginliğinin de, babasından miras kalan zenginliğinin de sonuna varmış. Tam o gün de bir fukara adam gelip:      “Esen can, gayret edip, bir çuval...

Mahasattva İle Aç Kaplan

     Bir varmış, bir yokmuş…      Çok eski devirlerde bu Çambudivipa dünyasında Maharatha adlı bir hükümdar var idi. O, Maharatha hükümdar, son derece zengin idi. Ambarları tahıl ve mal mülk ile dolu olup mükemmel bir kahraman ve nişancı askeri gücü var idi. Dört bir yanındaki yerleri kendine tabi kılmış, çoğunluğa kendini saydırtmış, daima doğru kanun ve öğretiye göre halkına önderlik edip...

Kuyruksuz Tilki

     Biri vardı, biri yoktu. Hûdâdan başka hiç kimse yoktu. Bir yaşlı nine ve bir keçisi vardı. Bu yaşlı nine keçisini sağıp sütünü götürür satar ve onunla geçimini sağlardı.      Bir gün oradan bir tilki geçmekteydi, baktı; nine keçiyi sağıyor, sütünü alıp bir tahta kaba koyuyor. Tahta kabın da bir kenarı kırık imiş. Sonra tilki geliyor ve görüyor ki; gerçekten de nine sütü sağmış oraya koymuş...

Maymunların Buda’sı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir büyükbaba ile bir büyükanne varmış. Kuşlar olmasaymış, yaşamlarından memnun yaşayabilirlermiş. Büyükbaba küçük tarlasında sevgiyle çalışıp bütün ayrık otlarını özenle temizlese de doymak bilmeyen kuşlar gelip bütün filizleri yermiş. Büyükbaba hiçbir zaman umduğu ürünü alamazmış. Geceleri bile yatağında bir o yana, bir bu yana döner...

Somaprabha ve Üç Âşığı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Uccayini’de, Kral Punyasena’nın veziri, Harisvamin adında mükemmel bir brahman yaşarmış. Onun, kendisine eş değerde olan karısından Devasvamin adında, kendisi gibi kusursuz bir oğlu olmuş. Kadın ona bir de Somaprabha (Ay Işığı) adında, güzeller güzeli bir kız çocuğu doğurmuş. Eşsiz güzellikteki kızın evlenme çağı geldiğinde kız, annesi aracılığı ile...

Dişi Kedi İle Keşiş

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar, ilkbahardan kışa kadar diyar diyar dolaşan gezginci bir keşiş varmış. Ormanlarda şifalı otlar toplar, cenazelerde dualar okur, büyük bir başarıyla büyü yapıp hastalan iyileştirirmiş. İyileşen hastalar yanlarında kalmasını önerince konukseverliklerinden uzun süre yararlanmak istemezmiş. Birkaç gün sonra, gideceği tutar, pılıyı pırtıyı...

İyilik Bilir Ağaç

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar, bir balıkçı köyünde yoksul dul bir kadın tek kızıyla birlikte yaşarmış. Köye birkaç yıl önce gelmişler. Dulun şehirde ticaretle uğraşan kocası sağken aile bolluk içinde, mutlu yaşarmış.        Bir gün tüccar hastalanmış ve kısa bir zaman sonra, büyük bir törenle toprağa verilmiş. Dul kadın kızıyla yalnız kalmış. Belki işten anlamadığından...

Kızılderili Reis ve Maymunlar Kralı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Evvel zaman içinde küçük bir oğlu olan bir Kızılderili reisi varmış. Bu Kızılderili reisi oğlunu usta bir avcı olarak yetiştirmek istediğinden her gün ormana avlanmaya götürürmüş. Günlerden bir gün ormanda avlanırlarken Kızılderili reisin oğlunu maymunlar kaçırmış. Kızılderili reisi daldan dala atlayarak kaçan maymunları uzun süre takip ettikten sonra...