KategoriDünya Ünlülerinden Seçme Masallar

Pembe Karanfil

     Evvel zaman içinde uzun yıllar çocuk sahibi olamamış bir kraliçe vardı. Her sabah bahçeye indiğinde bir oğlan ya da kız çocuğu olsun diye Tanrı’ya dua ederdi. Sonunda bir sabah gökten bir melek inerek, “Artık üzülme!” dedi. “Bir oğlun olacak; oğluna da şöyle bir güç bağışlanacak: Bu dünyada ne dilerse gerçekleşecek.”      Kraliçe hemen krala giderek müjdeyi verdi. Zamanı gelip bir oğlan...

Ayıcık

     Bir zamanlar bir genç vardı, askere yazıldı ve öyle yiğit, öyle gözü pek olup çıktı ki savaşlar sırasında her zaman ön saflarda dövüşürdü. Savaş sürdüğü sürece işleri yolunda gitti. Sonra barış oldu, bizim genç tezkeresini aldı, komutanı da ona, “Artık dilediğin yere gidebilirsin,” dedi. Bu arada ana-babası ölmüş olduğundan askerin gidecek bir yuvası yoktu. O da ağabeylerine giderek, “Yeni...

Korkusuz Küçük Terzi

     Bir yaz sabahı bir terzi pencere başındaki sırasının üstüne oturmuş, neşe içinde, var gücüyle dikiş dikerken sokaktan, “Satılık güzel reçellerim var! Tatlı reçeller satıyorum!” diye bağırarak bir köylü kadın geçti. Bu ses terzinin kulağına pek hoş geldi. Genç adam başını pencereden çıkartarak, “Hey, hanım teyze, getir bakalım o reçelleri buraya!” diye seslendi. Kadın, terzinin evine çıkan üç...

Rumpelstıltskın

     Bir zamanlar yoksul bir değirmencinin güzel bir kızı vardı. Günün birinde değirmenci bir iş için kralın karşısına çıkınca övünmek ve kendini önemsetmek için kızının samanı eğirip altın yapabildiğini söyledi. Kral da altını pek severdi. İçinden, “İşte böyle bir hünere ben bayılırım!” diye geçirdi. Değirmenciye de, “Kızın madem bu kadar becerikli, yarın şatoma getir de onu bir deneyeyim,” dedi...

Üç Yılan Yaprağı

     Bir zamanlar yoksul bir adam vardı, artık tek oğluna bile bakamıyordu. Bu yüzden oğlu ona, “Babacığım, bütün işlerin ters gidiyor, ben de sana yük oluyorum,” dedi. “En iyisi ben uzaklara gideyim de kendi ekmeğimi kendim kazanayım.”      Böylece babası ona hakkını helal etti ve içi yanarak onunla vedalaştı. O sıralarda güçlü bir ülkenin kralı savaştaydı. Delikanlı onun hizmetine girerek...

İki Gezgin

     Dağ dağa kavuşmaz, ama insan insana kavuşur derler ya! Kötüyle iyi de aynen öyle! Nitekim bir kunduracıyla bir terzi karşılaştılar.      Terzi kısa boylu ve hoş bir adamdı, hep neşeliydi, iyilikseverdi. Karşıdan kunduracının gelmekte olduğunu gördü; çantasını görünce onun mesleğini anlayıverdi ve dalga geçercesine bir türkü tutturdu:      Bana bir dikiş atsana; İyi iplik kullansana; Bir sağ...

İyi Pazarlık

     Bir köylü, ineğini pazara götürerek yedi liraya sattı. Eve dönerken ufak bir göl kenarından geçiyordu ki, uzaktan kurbağa sesleri duydu: Vırak, vırak, vırak, vırak. “Boşuna bağırıyorlar” diye söylendi. “Yedi liraya sattım, sekize değil.” Ama kurbağalar “Vırak, vırak, vırak” diye bağırmakta direndiler.      Su başına geldiğinde onlara seslendi: “Aptal...

Üç Sanatkâr Oğlan

     Üç tane sanatkâr oğlan vardı; yola çıktıklarında aralarında kararlaştırdılar. Hep bir arada olacaklar ve hep aynı şehirde iş bulup çalışacaklardı. Ama öyle bir gün geldi ki, artık ustalarının yanında iş bulamadılar; geçinecek paraları da yoktu.      İçlerinden biri, “Ne yapsak?” dedi. “Burada daha fazla kalamayız, yine yola çıkalım. Varacağımız şehirde iş bulamazsak, hep...

Üç Kardeş

     Bir adamın üç oğlu vardı, tek serveti de oturduğu evdi. Ölümünden sonra üç oğlu da eve sahip olmak istiyordu. Ama babaları her üç evladını da aynı şekilde sevdiği için hiç birinin hatırını kırmak istemedi. Evi satmak niyetinde de değildi, çünkü anne ve babasından kalmıştı. Parası olsa paylaştıracaktı. Sonunda aklına bir çare geldi. Oğullarını çağırdı:      “Gidin dünyayı dolaşın, birer...

Üç Dil

     Bir zamanlar İsviçre’de yaşlı bir kont yaşıyordu. Tek bir oğlu vardı, ama oğlan aptaldı ve hiçbir şey öğrenememişti. Bir gün babası, “Dinle oğlum, şimdiye kadar ne yaptımsa kafana bir şey sokamadım. Sen buradan git! Seni bir ustanın yanına vereceğim, bir de o denesin,” dedi. Oğlan yabancı bir şehre gönderildi ve bir yıl boyunca bir ustanın yanında kaldı. Bir yıl sonra yine...

Çarıklı

     Bir zamanlar çok zengin çiftçilerin yaşadığı bir köy vardı. Burada sadece bir kişi fakirdi ve herkes ona Çarıklı derdi. Tek bir inek satın alacak parası bile yoktu. Oysa karısı da, kendisi de bir inekleri olmasını o kadar çok istiyordu ki! Bir keresinde adam, “Bana bak, benim bir fikrim var!” dedi. “Bizim yeğen marangoz ya! Bize odundan bir dana yontsun, onu kahverengiye...

Çalışkan Kız

     Bir zamanlar bir kız vardı. Güzeldi ama tembel ve düzensizdi. İplik çekerken öyle hırçınlaşırdı ki, ketende ufacık bir düğüme rastlasa onları yere saçar, kumaşı da fırlatır atardı.      Neyse, bu kızın çok çalışkan bir hizmetçisi vardı. Bu kız bir gün yere atılmış düğümleri toplayarak kendine güzel bir elbise dikti.      Tembel kıza genç bir adam talip oldu. Düğün günü kararlaştırıldı. O...

Yedi Karga

     Bir adamın yedi oğlu vardı. Ne kadar istediyse de kızı olmamıştı. Bir gün karısı gebe kalarak onu umutlandırdı. Sonra sekizinci çocuk doğdu: bu bir kızdı! Herkes çok sevindi. Ancak kız çok çelimsiz ve çok ufaktı. Bu yüzden acilen kutsanması gerekiyordu.      Babası hemen oğullarından birini vaftiz suyu getirmesi için kaynağa gönderdi; öbür altısı da ona eşlik ettiler. Her biri suyu önce ben...

Yedi Kafadar

     Bir zamanlar yedi kafadar vardı; birincisinin adı Bay Schulz’du; İkincinin Jackli, üçüncünün Marli, dördüncünün Jergli, beşincinin Michael, altıncının Hans ve yedincinin Veitli’ydi. Bunlar hep birlikte dünyayı dolaşmaya, macera yaşamaya ve büyük işler başarmaya karar verdiler.      Başlarına bir şey gelmemesi için silahlandılar. Ne var ki, yegâne silahları çok sağlam, çok uzun...

Yaşlı Hıldebrand

     Bir zamanlar bir çiftçiyle karısı vardı. Köyün papazı çiftçinin karısına göz koymuştu. Bir keresinde bütün gününü onunla gönül eğlendirerek geçirmek istedi. Kadının da buna istekli olduğundan emindi. Bu yüzden ona dedi ki: “Bak şekerim, nasıl gönül eğlendireceğimizi biliyorum ben. Gelecek çarşamba yataktan kalkma ve kocana hasta olduğunu söyle ve pazar gününe kadar sızlanıp dur. Pazar...

Vaftiz Baba

     Fakir bir adamın o kadar çok çocuğu vardı ki, herkese bir vaftiz babası aradığını duyurdu. Bir çocuğu daha oluncaya kadar sormadığı adam kalmadı. Ne yapacağını bilemedi ve öyle üzülüp dururken uyuyakaldı. Rüyasında kapı önüne çıkarak rastladığı ilk adamdan vaftiz babası olmasını istediğini gördü.      Uyanınca, rüyada gördüğünü yapmaya karar vererek kapı önüne çıktı ve ilk gördüğü yabancıya...

Usta Avcı

     Bir zamanlar genç bir oğlan vardı, meslek olarak çilingirlik öğrenmişti. Bir gün babasına artık dünyayı dolaşmak istediğini söyledi. Babası, “Buna sevindim, iyi fikir!” dedi. Bu seyahat için ona para da verdi.      Oğlan yola çıkarak kendine iş aradı. Çilingir olarak hiçbir yerde dikiş tutturamayınca avcılığa merak sardı. Derken günün birinde yeşil elbiseli bir avcıyla...

Usta Hırsız

     Bir gün viran bir evin önünde bir adam karısıyla oturmuş biraz dinleniyordu. Derken dört yağız ata koşulmuş bir araba çıkageldi; içinden çok şık giyinmiş bir bey çıktı. Köylü ayağa kalktı; adama yaklaşarak ne istediğini ve kendisine nasıl hizmet edebileceğini sordu. Yabancı adam onunla tokalaşarak, “Bir köy yemeği yemekten başka bir şey istemiyorum,” dedi. “Bana bir patates...

Tilki Hanımın Düğünü-2

     Kurt, yaşlı tilki ölünce, tilki hanıma talip oldu. Evin kapısını çaldı, tilki hanıma hizmetçilik yapan dişi kedi kapıyı açtı.      “Kedi hanım, merhaba! Yalnız mısın acaba? Hanımın ne yapıyor, ha?”      Kedi cevap verdi: “Sütle ekmek getirdiniz, misafirliğe mi geldiniz?”      “Teşekkür ederim, kedi hanım,” diye cevap verdi kurt. “Tilki hanım evde yok mu?”      Kedi...

Tilki Hanımın Düğünü-1

     Bir zamanlar dokuz kuyruklu bir tilki vardı. Karısının kendisini aldattığını sanıyordu, bu yüzden onu denemek istedi. Sıranın altına uzandıktan sonra kuyruğunu bile kıpırdatmadı, ölmüş gibi yaptı. Tilki hanım odasına kapandı; hizmetçisi dişi kedi ocak başına geçerek yemek pişirdi. Yaşlı tilkinin öldüğü haberi etrafa yayılınca kadına talipler çıktı. Bunlardan biri kapıyı çalınca hizmetçi...

Prens İle Prenses

     Vaktiyle bir kralın bir oğlu oldu. On altı yaşına bastığında bir geyik tarafından öldürüleceği yazılıydı yıldızında. İşte o yaşa geldiğinde avcılar onunla ava çıktılar. Ormanda prens onlardan ayrıldı. Derken bir geyik gördü; vurmak istedi, ama isabet ettiremedi. Geyik hep onun etrafında döndü dolaştı, ta ki ormandan çıkıncaya kadar. Ve ormanı terk eder etmez oğlanın karşısına geyik değil de...

Sihirli Kuş

     Vaktiyle bir büyücü vardı, dilenci kılığına girerek kapı kapı dolaşıp dileniyor ve hep güzel kızlara göz koyuyordu. Onları alıp nereye götürdüğünü de kimse bilmiyordu.      Bir gün, üç kızı olan bir adamın evinin kapısını çaldı. Büyücü dilenci kılığındaydı ve sırtında, sadakaları içine attığı bir küfe vardı. Biraz yemek dilendi. En büyük kız dışarı çıktı, bir parça ekmek vermek isterken...

Tilki İle Kedi

     Bir gün kedi ormanda tilki efendiyle karşılaştı ve “O çok akıllı bir hayvan, görmüş geçirmiş biri” diye aklından geçirdi. “Merhaba tilki efendi! Ne var, ne yok? Ne arıyorsunuz buralarda?” diye sordu.      Kibirli tilki kediyi tepeden tırnağa süzdü. Bir süre ne diyeceğini bilemedi. Sonunda “Ulan farfara, zırdeli, açlıktan nefesi kokan fare avcısı! Bana soru sormak senin ne...

Sadık Uşak

     Vaktiyle yaşlı bir kral vardı. Hastalanıp da yatağa düşünce “Bu herhalde benim ölüm döşeğim olacak” diye düşündü ve sadık Johannes’i çağırttı.      Uşaklarının içinde en çok sevdiği oydu. Çünkü kendisine yıllarca sadık kalmıştı. Yatağının başucuna geldiğinde kral ona şöyle dedi:      “Bak Johannes, benim sonum yaklaştı; oğlumdan başka düşündüğüm bir şey yok. O daha...

Ormandaki Yaşlı Kadın

     Vaktiyle fakir bir hizmetçi kız, efendileriyle birlikte büyük bir ormandan geçiyordu. Ormanın ortasına vardıklarında ağaçlar arasından haydutlar çıkıp önlerine geleni öldürdüler. O kargaşalıkta kız o kadar korktu ki, arabadan atlayarak bir ağacın arkasına saklandı. Haydutlar ganimetlerini toplayıp gittikten sonra kız meydana çıkıp başına gelen felaketi gördü.      Acı acı ağlamaya...

Orman Evi

     Issız bir ormanın kenarındaki ufak bir evde karısı ve üç kızıyla birlikte yaşayan bir oduncu vardı. Bir gün işe gitmeden önce karısına, “Öğlen yemeğimi büyük kızla ormana gönder, yoksa işimi bitiremeyeceğim,” dedi ve ekledi: “Yolunu şaşırmasın diye yanıma darı alıp geçtiğim yerlere serpeceğim!”      Kız, güneş ormanın üzerinde yükselirken bir kâse çorbayla yola çıktı...

Nankör Oğlan

     Bir adam, evinin önünde karısıyla oturmuş, birlikte kızarttıkları tavuğu yemek üzereydi. O sırada yaşlı babasının gelmekte olduğunu görünce, ona vermemek için tavuğu hemen sakladı. Babası yanlarına yaklaştı, bir bardak su içtikten sonra geldiği gibi gitti.      Oğlu tavuğu yine sofraya çıkarmak istedi ama eli ona değer değmez, tavuk koskoca bir kurbağaya dönüşerek adamın suratına sıçradı ve...

Muhallebi

     Bir zamanlar yoksul ve uysal bir kız vardı. Annesiyle birlikte yaşıyordu. Hiç yiyecekleri yoktu. Bu yüzden bir gün kız ormana gitti ve orada yaşlı bir büyücü kadınla karşılaştı. Kadın onun derdini biliyordu, bu yüzden ona küçük bir çanak hediye etti.      “Çanak, çanak, hadi pişir!” dendiği zaman çanak muhallebi pişirecekti. “Çanak, dur bakalım!” dendiğinde de...

Mezardaki Oğlan

     Bir zamanlar fakir bir çoban vardı. Anası babası ölmüştü; devlet onu doyurup yetiştirmesi için zengin bir çiftçinin yanına verdi. Ama adam da, karısı da kötü kalpliydi. Onca zenginliğe karşın ikisi de çok cimriydi; başkalarına ekmeklerinden bir lokma bile vermiyorlardı. Zavallı oğlan ne yapsa onlara yaranamıyor ve yemek yerine dayak yiyordu. Bir gün bir tavuğu civcivleriyle beraber gütmesi...

Kuyu Başındaki Kız

     Bir zamanlar çok, ama çok yaşlı bir kadın vardı. İki dağ arasındaki ıssız bir vadide kazlarıyla birlikte yaşıyordu. Bu vadi büyük bir ormanla çevriliydi. Kadıncağız her sabah bastonuna dayana dayana ormana gidiyordu. Ama orada hiç boş durduğu yoktu. O yaşına rağmen kazları için ot kesiyor, elinin yetiştiği kadarıyla yabani meyve topluyor ve hepsini sırtına yükleyip taşıyordu. Herkes onun bu...