KategoriDünya Ünlülerinden Seçme Masallar

İlahi Düğün

       Bir vardı, bir yoktu…        Fakir bir köylü çocuğu bir gün kilisede papazın şöyle konuştuğuna tanık oldu. “Cennete gitmek isteyen hep doğru yolda gitmelidir!”        Bunun üzerine oğlan yola çıktı ama hep dosdoğru yürüdü, hiçbir yere sapmadan; dere tepe hep dümdüz gitti. Sonunda yolu büyük bir şehre düştü. Oradaki bir kilisede bir ayin gerçekleştiriliyordu. Bu...

Bilmece

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir prens varmış. Bir gün bütün dünyayı dolaşmaya heveslenerek yola çıkmış. Yanına sadece uşağını almış.        Derken yolu büyük bir ormana düşmüş. Ama akşam olunca bir han bulamadığı için nerede yatacağını bilememişti. Tam o sırada ufacık bir eve doğru yürüyen bir kız gördü. Yanına yaklaştığında onun oldukça genç ve güzel olduğunu fark...

Ölüm Elçileri

       Bir varmış, bir yokmuş…        Vaktiyle bir dev ana yoldan giderken tanımadığı bir adam ona, “Dur! Bir adım daha atayım deme!” diye seslendi.        “Ne? İki parmağımın arasında ezebileceğim bir cüce benim nasıl yolumu keser! Kimsin sen? Kimsin ki, böyle küstahça konuşuyorsun?” dedi dev.        “Ben Azrail’im!” diye cevap verdi adam...

Dört Sanatkâr Kardeş

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir adamın dört oğlu vardı; bu çocuklar büyüyünce onlara, “Sevgili çocuklarım, artık başınızın çaresine bakma zamanı geldi, bundan sonra size verebileceğim bir şey yok; dünyaya açılın, bir meslek öğrenin ve geçinmenin yoluna bakın!” dedi.        Dört kardeş, babalarıyla vedalaştıktan sonra bastonlarını alarak yola çıktılar. Bir süre...

Yaşlı Anne

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar büyük bir şehirde yaşlı bir anne yaşıyordu. Akşamları tek başına odasında oturup önce kocasını, sonra iki küçük çocuğunu, tüm akrabalarını ve son olarak arkadaşını nasıl kaybettiğini, nasıl yapayalnız kaldığını düşünüyordu. Hele hele iki oğlunu kaybedişi ona çok dokunmuştu. Öylece düşüncelere dalmışken kilisenin sabah ayinine çağıran çan...

Yahudi’nin Zoru

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar zengin bir adam vardı; seyisi sabah erkenden kalkar, akşam saatlerine kadar hakkıyla çalışırdı ve en zor işlerin altından kalkardı. Hiçbir zaman şikayette bulunmazdı, her şeyi hoş görürdü ve hep neşeliydi.        Bu seyis bir yıl böyle çalıştıktan sonra efendisi ona hak ettiği ücreti vermeyip aklından şöyle geçirdi:        “Ona para...

Tilki İle At

       Bir vardı, bir yoktu…        Bir çiftçinin çok sadık bir atı vardı. Ancak hayvan iyice yaşlanmıştı ve artık iş göremiyordu. Sahibi ona yem vermek istemedi ve “Sana ihtiyacım yok artık. Aslında iyiliğini istiyorum. Eğer bir aslanı buraya getirebilecek güçteysen burada kalabilirsin. Ama şimdi çık git ahırımdan!” dedi.        At çok üzüldü. Kötü hava koşullarından korunmak...

Yırtıcı Kuş

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir kral varmış. Adı neydi, hangi ülkeyi yönetiyordu bilmiyorum. Bu kralın hiç erkek çocuğu olmamış ama bir kızı varmış. Bu kızcağız devamlı hastaydı; ancak hiçbir doktor onu iyileştiremiyordu. Bilge kişiler krala, kızının elma yediği takdirde sağlığına kavuşacağını söylediler. Bunun üzerine kral tüm ülkeye şu bildiride bulundu: Kim ki...

Su Perisi

       Bir varmış, bir yokmuş…        Biri erkek, öbürü kız, iki kardeş kuyu başında oynamaktaymış. Ama kuyunun dibinde bir su perisi varmış. “Şimdi sizi ele geçirdim. Bundan sonra benim için çalışacaksınız,” demiş ve onları yanına alarak oradan uzaklaşmış.        Daha sonra kızlara darmadağınık ipler vererek onları çile haline getirtip dokuttu. Kıza fıçıyla su taşıttırdı...

Gökten İnen Düven

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir çiftçi vardı ve bir çift öküzünü sabana koşarak tarla sürmeye kalkışmıştı. Ama birden iki öküzün boynuzları o kadar büyüdü ki, çiftliğin kapısından giremediler. Neyse ki o sırada oradan bir kasap geçiyordu. Adam öküzleri ona verdi ve şöyle pazarlık etti: çiftçi kasaba bir ölçek tohumluk buğday tanesi getirecek, o da her buğday için bir...

Bakire Maleen

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir kral varmış. Onun oğlu yani prens, bir başka kralın Bakire Maleen adındaki kızına talip olmuş yani onunla evlenmek istemiş. Ancak kızın babası onu başkasına sözlemişti. Oysa oğlanla bu kız birbirlerinden hoşlanmış ve ayrılmamaya karar vermişlerdi. Nitekim kız, babasına, “Ben asla başkasına varmam!” dedi.        Kral buna o...

Altın Dağın Kralı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir tüccarın iki çocuğu varmış. Biri oğlan, biri kız; ama ikisi de küçücükmüş, henüz yürüyemiyorlarmış. Tüccar varını yükünü doldurduğu iki gemiyi sefere çıkarmıştı, malları satarak çok para kazanacağını umuyordu. Derken gemilerin battığı haberi geldi. Adamın elinde şehir dışındaki ufak bir tarladan başka hiçbir şey kalmadı. Uğradığı bu sıkıntıyı...

Ay

       Bir varmış, bir yokmuş…        Çok eski zamanlarda bir ülke varmış. Orada geceler sanki üzerine siyah bir tül çekilmiş gibi kapkaranlıkmış. Çünkü orada hiç ay doğmuyormuş. Gökte hiç yıldız görünmüyormuş. Dünyanın yaratılışında gece ışığı yeterli geliyormuş.        Bir gün bu ülkeden dört çocuk seyahate çıktı; yolları bir başka ülkeye doğruydu. Orada güneş dağların ardında kayboluyor...

Fakir Değirmenci İle Kedi

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir değirmende fakir bir değirmenci yaşıyordu Ne karısı vardı ne de çocukları. Ama yıllarca yanında çalışan üç çırağı vardı. Bir gün onları çağırarak, “Ben artık yaşlandım; ocak başına çekilip oturmak istiyorum. Size şöyle bir teklifim var: Bana en güzel atı kim getirirse değirmeni ona vereceğim. Ama o kişi ölünceye kadar bana bakacak!” dedi...

Serçe İle Dört Yavrusu

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir serçenin kırlangıç yuvasında dört yavrusu vardı. Uçma aşamasına geldiklerinde çocuklar bu yuvayı bozdu ve de rüzgâr uçma aşamasına gelen kuşları alıp götürdü. Yaşlı serçe yavrularını tehlikelerden koruyamadığı ve onları eğitemediği için üzülüp durdu. Sonbahar gelince bir buğday tarlasında yavrularını, yani dört serçeyi görünce çok sevindi ve onları...

Seyahat Meraklısı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar fakir bir kadının tek bir oğlu vardı. Oğlanın aklı fikri seyahate çıkmaktaydı. Bir gün annesi ona, “Sen nasıl seyahat edersin? Sana verecek paramız yok ki?” dedi. Bunun üzerine oğlan “Ben başımın çaresine bakarım. Yolda sürekli olarak ‘az olsun, az olsun, az olsun!’ derim” diye cevap verdi.        Yola...

Tavuğun Ölümü

       Bir varmış, bir yokmuş…        Günlerden bir gün tavuk horozla birlikte cevizliğe gitti. Aralarında anlaştılar. Kim bir ceviz içi bulursa ötekiyle paylaşacaktı. Derken tavuk kocaman bir ceviz buldu, ama horoza haber vermedi. Ceviz içini tek başına yemek istedi. Ama ceviz içi o kadar büyüktü ki, yutamadı. Öyle korktu ki! Neredeyse boğulacaktı! Bunun üzerine, “Horoz!” diye...

Pfrıem Usta

       Bir varmış, bir yokmuş…        Pfriem Usta kısa boylu, zayıf ve hiç yerinde duramayan huzursuz bir adamdı. Kargaburunluydu, yüzü sivilceliydi ve soluktu; kırlaşmış saçları dağınıktı; ufacık gözleri fıldır fıldırdı. Gözünden hiçbir şey kaçmazdı; her şeyde bir kusur bulur ve haklı çıkmaya çalışırdı. Yolda kollarını sağa sola sallayarak yürürdü. Bir keresinde su taşımakta olan bir kıza...

Köpek İle Serçe

       Bir varmış, bir yokmuş…        Sahibi çoban köpeğini hep aç bırakıyordu. Hayvan daha fazla dayanamadı ve üzgün üzgün onun yanından ayrıldı.        Sokakta bir serçeye rastladı. Serçe ona:        “Köpek kardeş, niye böyle üzgünsün?” diye sordu.        “Karnım aç, hiçbir şey yemedim,” diye cevap verdi köpek.        “Gel kardeşim, benimle şehre gel, seni...

On İki Erkek Kardeş

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir kral ile kraliçe varmış, ikisi de mutlu bir hayat sürüyormuş. On iki çocukları varmış, hepsi de yaramaz oğlanlarmış.        Bir gün kral karısına, “On üçüncü çocuğun kız olursa öbür on iki oğlan ölmeli ki serveti daha büyük olsun ve krallık yalnız ona kalsın!” dedi.        Sonra on iki tane tabut yaptırdı, içlerini saman...

Mezar Başında

       Bir varmış, bir yokmuş…        Zengin bir çiftçi kapısının önünde durarak tarlalarına ve bahçesine baktığında; buğday yeşermişti, meyve ağaçları meyve doluydu. Hububat geçen yıla göre çok daha fazlaydı. Öyle ki, döşeme tahtaları çuvalları taşıyamaz hale gelmişti.        Adam daha sonra ahıra geçti. İçerisi besili öküzler, şişman inekler ve pırıl pırıl beygirlerle doluydu.       ...

Cam Tabut

       Bir varmış, bir yokmuş…        Sakın fakir bir terzinin yüksek bir mevkiye gelemeyeceğini söyleme. Çünkü böyle bir şey oldu, o doğru adresi buldu ve şansı yaver gitti.        İşte böyle akıllı uslu bir oğlan günün birinde yola çıkarak büyük bir ormana vardı. Ama tam bilemediği için yolunu şaşırdı. Gece oldu ve korkunç yalnızlığının içinde yatacak bir yer aradı. Elbette yosunlardan...

Kurbağa Prens İle Aslan Yürekli Heınrıch

       Bir varmış, bir yokmuş…        Herkesin muradına erdiği eski zamanlarda bir kral vardı. Kızlarının hepsi güzeldi, ama en genci öyle güzeldi ki, o zamana kadar pek çok güzel görmüş güneş bile onu seyretmeye doyamıyordu.        Kralın sarayının yakınında koskoca bir kara orman, bu ormandaki yaşlı bir ıhlamur ağacının altında da bir kuyu vardı. Çok sıcak havalarda en genç prenses ormana...

Sır Veren Güneş

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir terzi kalfasının iş aramak için dolaşmadığı yer kalmamış, yine de iş bulamamıştı. O kadar fakir düştü ki, yiyecek için meteliği dahi yoktu. Böyle dolaşırken bir gün bir Yahudi’yle karşılaştı. Tanrı bilir ya, bu adamda para çoktur diye düşünerek adama yaklaştı ve “Ya paranı ya canını!” dedi.        Yahudi, “Canımı bağışla...

Genç Dev

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir köylünün bir oğlu vardı; ancak çocuk başparmak büyüklüğündeydi; ne yapsa ne etse boyu bir kıl genişliğinde bile büyümemişti. Bir keresinde köylü tarlasını sürmeye niyetlendi. Oğlu: “Baba, beni de yanına alsana!” dedi. “Sen burada kal, orada bana hiç yararın olmaz, gözümden kaybolabilirsin,” dedi.        Oğlan ağlamaya başladı;...

Cüceler Masalı (3)

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir kadının çocuğu beşiğindeyken cüceler tarafından kaçırıldı. Onun yerine çirkin, biçimsiz, koca kafalı, patlak gözlü, bir çocuk bırakıldı. Bu çocuk ne yiyordu ne de içiyordu.        Ne yapacağını bilemeyen kadın, komşusuna giderek onun fikrini aldı.        Komşusu ona, bu çocuğu mutfağa götürüp ocağa oturtmasını, sonra ocağı yakmasını ve onu iki...

Cüceler Masalı (2)

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir hizmetçi kız vardı; çok çalışkandı, çok temiz ve titizdi. Her gün evi temizler, süprüntüleri kapının önüne koyardı.        Bir sabah yine işe başlayacağı sırada bir mektup buldu; okuma yazması olmadığı için efendilerine gösterdi. Bu bir davetiyeydi; cücelerden geliyordu. Bir çocuğun vaftiz edilmesinde hizmetçi kızın yardımını...

Cüceler Masalı (1)

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir kunduracı vardı, elinde olmayan sebeplerle fakir düştü; bir çift pabuçluk deriden başka hiçbir şeyi kalmadı.        O akşam bir çift pabuçluk deriyi kesti, ertesi gün işleyecekti. İçi rahat olduğu için sakin sakin yatağa yattı, duasını yaptıktan sonra uyudu.        Ertesi sabah yine duasını yapıp işe başlayacağı sırada tezgâhın üzerinde...

Tembel Kadın

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir köyde bir karı koca yaşıyordu. Kadın öyle tembeldi ki, canı hiç çalışmak istemiyordu. Kocası ona iplik çektirmeye kalktığında bu işi bir türlü bitiremiyordu. Eğirdiği iplikleri de çile ya da yumak haline getirmeyip yerde karmakarışık bırakıyordu. Kocası bu yüzden ona çattığında kadının çenesi durmadı. “Öf, bunları nasıl çileden geçireyim...

Haydut Damat

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir değirmenci vardı; çok güzel olan yetişkin kızını evlendirmek istiyordu. “Doğru dürüst bir talip çıkarsa ona veririm!” diye aklından geçirdi. Çok geçmeden bir talip çıktı; çok zengin birine benziyordu. Değirmenci bir kusur bulamayınca kızını ona sözledi. Ama kızı onu, bir gelinin damadı seveceği kadar sevemiyor ve pek de...