KategoriDünya Ünlülerinden Seçme Masallar

Şakacı Birader

     Bir zamanlar güçlü bir kralı olan bir ülkede savaş sona erince pek çok asker terhis oldu. Şakacı Birader de terhis oldu ama ödül olarak bir parça tayın ekmeğiyle dört metelik aldı ve bununla yola çıktı. Bu sırada Aziz Petrus da dilenci kılığında yola düştü ve Şakacı Birader’le karşılaştığında ondan para dilendi.      “Zavallı dilenci, sana ne versem ki? Ben askerdim, şimdi terhis...

İki Kardeş

     Bir zamanlar iki erkek kardeş vardı; biri zengindi, öbürü fakirdi. Zengin olanı kuyumcuydu ve kötü kalpliydi. Fakir olanıysa süpürge yaparak geçimini sağlıyordu; iyi kalpli ve dürüst bir insandı.      Fakir olanın iki tane oğlan çocuğu vardı. Bunlar ikizdi; hık demiş birbirlerinin burnundan düşmüştü. Bu iki oğlan ara sıra zengin amcalarının evine gidiyor ve orada çöp tenekesinde ne...

Knoıst İle Üç Oğlu

     Werrel ile Soest kasabaları arasında Knoist adında bir adam oturuyordu. Bu adamın üç oğlu vardı: bir tanesi kördü, öbürü kötürümdü, üçüncüsü de çıplaktı.      Bir gün üçü birden tarlaya giderken bir tavşan gördüler. Kör olan tavşanı vurdu!      Kötürüm yakaladı!      Çıplak olan cebine soktu!      Derken koskoca bir göle vardılar; bu gölde üç tane gemi yüzmekteydi.      Biri devrildi.     ...

Hizmetçi Zırvası

     “Nereye gidiyorsun?”      “Walpe’ye.” “Ben de Walpe’ye, sen de Walpe’ye. Birlikte gidelim öyleyse!”      “Kocan var mı senin? Adı ne?”      “Cham.” “Benim kocam da Cham, seninki de Cham; ben de Walpe’ye gidiyorum, sen de. Birlikte gidelim öyleyse!”      “Çocuğun var mı senin? Adı ne?”...

İp Eğiren Kadınlar

     Bir zamanlar bir kız vardı; o kadar tembeldi ki, hiç iplik bükmek istemiyordu. Annesi ne söylerse söylesin kız bildiğini okudu. Sonunda annesi çok öfkelendi, sabrı tükendi ve ona dayak attı. Kız sesli sesli ağlamaya başladı. Tam o sırada oradan kraliçe geçmekteydi; onun ağlamasını işitince durdu ve kadına, kızını niye dövdüğünü sordu, çünkü sesi ta sokaktan duyulmuştu!      Kadın anlaşılan...

Yaşlı Dilenci

     Bir zamanlar yaşlı bir kadın, “Demek ihtiyarlıkta dilenmek de varmış!” diye söyleniyordu. Ama işte, dileniyordu o kadın. Ve ne zaman bir sadaka alsa, “Tanrı sizi ödüllendirsin!” diyordu. Dilenci kadın bir evin kapısını çaldı; içeride, ona arkadaşça davranan bir oğlan ocak başında ısınmaktaydı.      Oğlan, zavallı yaşlı kadına dostça;      “Gel anacığım, gel de...

Kraliçe Arı

     Kralın oğullarından ikisi macera aramaya çıktı ama sefahate öyle düşkünlerdi ki, bir daha eve dönmediler. Üçüncüsü yani Budala denilen en küçük oğlan ağabeylerini aramak için yola düştü. Sonunda onları buldu. Ama onlar alay ettiler. “Biz bile dayanamadık, sen bu avanaklığınla bu yaşama ayak uyduramazsın,” dediler. Neyse, üçü birlikte yola koyuldu. Derken bir karınca yuvası...

Hans Evleniyor

     Bir zamanlar Hans adında genç bir köylü vardı; kuzeni onu zengin bir kızla evlendirmek istiyordu. Bu nedenle onu sobanın yanına oturtarak ısınmaya bıraktı. Sonra bir kâse sütle beyaz ekmek alıp ona verdikten sonra eline ışıl ışıl bir lira sıkıştırdı.      “Hans, şu parayı sıkı sıkı tut, ekmeği sütün içine doğra ve ben dönünceye kadar yerinden sakın ayrılma!” dedi.     ...

Frıeder İle Katherlıeschen

     Frieder adında bir adam vardı; karısının ismi de Katherlieschen’di. Güzel bir yuva kurmuşlardı. Bir gün Frieder, “Ben şimdi tarlaya gidiyorum, dönüşte sofrada kızarmış et olsun, biraz da içecek bir şey,” dedi. “Git kocacığım, git sen,” dedi kadın. “Ben gerekeni yaparım.” Yemek vakti geldiğinde bacadan islenmiş et çıkararak onu tavaya yerleştirdi...

Balıkçı İle Karısı

     Bir zamanlar bir balıkçıyla karısı ufacık bir barakada oturmaktaydı. Adam her gün göl kenarına gidip durmadan olta atıyordu. Bir gün yine göl başında olta attı; su çok berraktı; adam orada oturdu, oturdu, oturdu.      Oltası gittikçe derine indi, tekrar topladığında ucuna bir pisi balığı takılmıştı.      Balık ona, “Dinle bak, balıkçı, hayatımı bağışla! Ben gerçek bir balık değilim...

Ra-Prenses

     Doğu Hindistan düşman tarafından kuşatılmıştı. Ve ordu, altı yüz altın almadan çekilmek niyetinde değildi. Trampetlerle ilan ettiler: Kim bu parayı getirirse belediye başkanı olacaktı! O sırada fakir bir balıkçı gölde oğluyla birlikte balık avlamaya çıktı. Derken düşman askeri gelerek oğlunu esir aldı, karşılığında da balıkçıya altı yüz altın verdi. Balıkçı devlet başkanının yanına çıkarak...

Üç Yavru Kuş

     Bin yıl kadar önce bir ülkede bir sürü kral vardı. Bunlardan biri, bir dağın yamacındaki şatosunda kalıyordu. Bu kral ava çok meraklıydı.      Bir gün avcılarını yanına alarak şatodan ayrıldığında, ineklerini otlatmakta olan üç kız gördü. Kralın adamlarıyla birlikte gelmekte olduğunu fark eden kızlardan en büyüğü, öbür iki kardeşine onu göstererek, “Bana bakın! Bu adamı isterim...

Ormandaki Cüceler

     Bir zamanlar bir adam vardı, karısı ölmüştü; bir de kocası ölen bir kadın; bu kadının da adamın da birer kızı vardı. Her iki kız tanışıyorlardı, birlikte dolaşıyor ve sonra da bu kadının evine geliyorlardı.      Bir seferinde kadın kızının arkadaşına şöyle dedi: “Dinle bak, babana söyle. Ben onunla evlenmek isterim, ama bunun için sen her sabah süt banyosu yapıp şarap içeceksin, benim...

Masal Cücesi

     Bir zamanlar bir kralın üç kızı vardı. Her gün sarayın bahçesinde gezinip duruyorlardı. Kral ağaçlara çok meraklıydı, özellikle bir tanesini çok seviyordu: Elma ağacını! Ondan tek bir elma koparıp yiyen, toprağın yüz kulaç altına girsin diye lanet okuyordu.      Derken sonbahar geldi çattı; ağaçtaki elmalar kan kırmızısı oldu. Uç kız kardeş her gün o ağacın altında durup rüzgârın bir elmayı...

Kirman, Mekik ve İğne

       Bir zamanlar bir kız vardı, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmişti. Vaftiz annesi köyün çıkışındaki küçük bir evde oturuyor, geçimini iplik eğirmekle, örgü örmekle ve dikiş dikmekle sağlıyordu. Bu kadın küçük kızı yanına aldı, ona işini öğretti ve çok güzel bir eğitim verdi.        Kız on beş yaşına bastığında kadın hastalandı, kızı yanına çağırarak şöyle dedi: “Bak kızım, sonumun...

Zengin İle Fakir

       Yüce Tanrı yeryüzünde, insanlar arasında dolaştığı bir çağda bir akşam yoruldu, ancak bir hana varamadan karanlık bastı. Yolunun üstünde karşılıklı duran iki ev vardı. Bir tanesi koskocaman ve güzeldi, öbürüyse ufacık ve köhneydi. Güzel ev bir zengine, köhne ev de bir fakire aitti.        Tanrı, “Büyük eve gidersem onlara yük olmam, geceyi orada geçireyim bari,” diye düşündü...

Dikenligül

       Bir zamanlar bir kral ile kraliçe vardı. Her gün “Ah, bir çocuğumuz olsa!” deyip duruyorlardı ama bir türlü olmuyordu. Bir gün kraliçe banyo yaparken bir kurbağa sudan karaya sıçrayarak, “İsteğin yerine gelecek. Bir yıl sonra bir çocuğu doğuracaksın,” dedi.        Kurbağanın dediği oldu ve bir yıl sonra kraliçe bir kız doğurdu. Çocuk o kadar güzeldi ki, kraliçe ne...

Tembel Heınz

       Heinz çok tembel biriydi. Bütün gün keçisini otlatmaktan başka işi olmadığı halde gün batarken evine vardığında hep sızlanıyordu: “Aslında zor bir iş benim yaptığım; her gün keçi otlatmak, yıllarca başka iş yapmamak, sonbaharlara kadar hep peşinde dolaşmak! Hani bu arada biraz yatıp kestirsem! Ama olmuyor işte, hayvan fidanlara ya da çit çiçeklerine zarar vermesin diye gözlerini...

Parmak Çocuk

       Bir zamanlar bir köylü vardı. Akşamları ocak başında oturup ateşi karıştırırken karısı da karşında iplik çekerdi.        Bir gün adam, “Ne yazık ki çocuğumuz olmadı! Evimiz çok sakin, başka evlerse cıvıl cıvıl,” dedi.        “Evet” diyen kadın içini çekti. “Hiç değilse bir tane olsaydı! Parmak kadar ufak olsa bile sevinirdik ve bağrımıza basardık!”...

Küçük Çoban

       Bir zamanlar küçük bir çoban vardı. Hazırcevaptı; tüm soruları yanıtlamasıyla ün salmıştı. Ülkenin kralı onun bu yeteneğini duyunca huzuruna çağırttı:        “Sana üç soru soracağım. Doğru cevap verirsen seni oğlummuşsun gibi saraya alacağım, hep burada kalacaksın,” dedi.        Küçük çoban sordu: “Neymiş o üç soru?”        “Dünyanın bütün denizlerindeki su...

Kurt İle İnsan

       Bir keresinde tilki, kurda insanoğlunun gücünden bahsetti; hiç kimse ona karşı çıkamazdı, eğer çıkacaksa çok kurnaz olmalıydı! Kurt, “Aklım ermez benim; öyle birini görürsem hemen saldırırım.”        “Sana yardım edeyim öyleyse,” dedi tilki. “Yarın sabah bana gel, sana bir insan gösteririm.” Kurt ertesi sabah çıkageldi. Tilki onu avcıların en çok...

Karga

       Bir zamanlar bir kraliçe vardı. Biricik kızı henüz çok ufaktı, hep kucakta taşınıyordu. Ancak çocuk çok huysuzdu; annesi ne derse desin söz dinlemiyordu. Sonunda kadın bıktı ve sarayın etrafında uçmakta olan kargaları görünce pencereyi açtı ve bu arada çocuğuna, “Keşke sen de bir karga olup uçsan da, kurtulsam,” diye söylendi. Bu sözler ağzından çıkar çıkmaz kız çocuğu kargaya...

Fakir Değirmenci İle Kedi

       Bir değirmende fakir bir değirmenci yaşıyordu. Ne karısı vardı ne de çocukları. Ama yıllarca yanında çalışan üç çırağı vardı. Bir gün onları çağırarak, “Ben artık yaşlandım; ocak başına çekilip oturmak istiyorum. Size şöyle bir teklifim var: Bana en güzel atı kim getirirse değirmeni ona vereceğim. Ama o kişi ölünceye kadar bana bakacak!” dedi.        Çırakların ikisi, en...

Yıldız Yağmuru

       Bir zamanlar küçük bir kız vardı; annesi, babası ölmüştü. Kızcağız o kadar fakirdi ki, başını sokacak bir kulübesi bile yoktu. Ne bir yatağı vardı, ne de giyecek elbisesi. Ona acıyan birinin vermiş olduğu bir dilim ekmekten başka hiçbir şeyi yoktu.        Her şeye rağmen neşeli ve iyi kalpli bir kızdı. Dünyada kimsesi olmadığı için bir gün Tanrı’ya olan inancını yitirmeksizin ormana...

Yalan Hikâye

       Size bir şey anlatacağım:        Ben iki tane kızarmış ördeğin uçtuğunu gördüm. Öyle hızlı uçtular ki, karınları cennete, sırtları da cehenneme bakıyordu.        Derken, bir demirci örsü ile bir değirmen taşını alarak Ren nehrini ağır ağır yüzerek geçti.        Bir kurbağa da paskalyada buz üzerine oturmuş bir sabanı yiyordu.        Derken dört herif çıkageldi. Tavşan yakalamak istediler...

Çalıkuşu

       Eskiden her sesin bir anlamı vardı. Demirci çekicini örse vurduğunda, “Çrink, çrink!” diye bir ses çıkartırdı. Marangozun rendesi, “Vjjt, vjjt” gibi gelirdi kulağa. Değirmenin tekerleği de, “Tan-rım, yardım et; Tan-rım, yardım et” derdi sanki. Eğer değirmenci üçkâğıtçıysa anlaşılır bir dille, “Gelen-kim ki, gelen-kim ki?” diye dönen tekerlek...

Tekgözlü, Çiftgözlü, Üçgözlü

       Bir kadının üç kızı vardı; en büyüğü tek gözlüydü ve bu göz alnının tam ortasındaydı; ortancası her normal insan gibi iki gözlüydü; en küçüğü üç gözlüydü ve üçüncü gözü de aynı şekilde alnının ortasındaydı.        Diğer insanlardan farksız olduğu için kardeşleri ve annesi Çiftgözlü’yü çekemiyorlardı. Nitekim bir gün ona, “Sen bu iki gözünle, lanet olası öbür insanlardan daha...

Pancar

       Vaktiyle iki erkek kardeş vardı. İkisi de askerdi; biri zengindi, diğeri fakir. Fakir olanı hayatını kazanmak için üniformasını çıkararak çiftçi oldu. Kendine ait olan tarlayı sürdükten sonra oraya pancar ekti. Tohumlar tuttu, pancar çıktı ve öyle büyük oldu ki, pancarlar kralı adını aldı. Böylesi şimdiye kadar görülmemişti, bundan sonra da görüleceği yoktu! Daha sonra bu pancar iki öküzün...

Ormandaki Aziz Joseph

       Bir annenin üç kızı vardı. Bunlardan en büyüğü kötü yürekliydi; ortancası hataları olsa da iyi sayılırdı; ama en küçükleri çok akıllı usluydu. Ama nedense anneleri en fazla büyük kızını seviyordu ve küçük kızdan hiç hoşlanmıyordu. Bu yüzden onu başından defetmek için sık sık ormana gönderiyordu; belki yolunu şaşırır da bir daha eve dönmez diye aklından geçiriyordu.        Ama nasıl her...

On İki Havari

       Hazreti İsa’nın doğumundan üç yüz yıl önce, on iki oğlu bulunan bir anne vardı. Ancak o kadar fakirdi ki, oğullarını nasıl besleyeceğini bilemediği için, onları yeryüzüne inecek olan Kurtarıcı’nın yanına vermesi için ulu Tanrı’ya dua etti.        Sonra günden güne o kadar fakir düştü ki, oğullarını ekmek arasın diye birer birer yeryüzüne gönderdi.        En büyüğünün adı...