KategoriDünyanın En Güzel Masalları

Helal Mal

     Bir varmış, bir yokmuş…      Vaktiyle, bir ülkeden Yemen’e kervan gidecekmiş. Herkes atlarını eyerliyor, eşeklerini semerliyor, develerini hazırlıyormuş. Zavallı yolcunun biri, perişan haldeymiş. Niye derseniz, eşeğinin semeri parça parça imiş.      Etraftakiler bakmışlar ki, olmayacak; – Hemen semerciye koş! Şu ileriki sokağın başında bir semerci olacaktı, demişler...

Eşek Başlı Kız

     Bir varmış, bir yokmuş…      Allah’ın kulu çokmuş. Az söylemesi sevapmış, çok söylemesi günahmış.      Zamanın birinde bir padişah varmış. Bu Padişah’ın da üç tane oğlu varmış. Bir gün veziriyle oturmuş sohbet ediyormuş. Vezir; – Padişahım, bu üç oğlanı niye bekletiyorsun? Bunları kocalttın, evlendirsene, demiş. Padişah da; – Valla siz varken bana düşmez, demiş...

Karavezir

     Bir varmış, bir yokmuş…      Vaktiyle ülkelerin birinde bir Padişah yaşarmış. Bir gün bu Padişah’ın yanına bir derviş gelmiş. Padişah’a misafir olmuş. Padişah dervişi ağırlamış, izzetlemiş, ona bir akçe de para vermiş, yolculamış.      Derviş giderken Padişah’a şöyle demiş: – Padişah’ım, herkes ne yapar kendine yapar, döner dolaşır yine kendine yapar...

Balıkçı Hasan

     Bir varmış, bir yokmuş…      Zaman-ı evvelde fakir bir balıkçı yaşarmış. Çok fakir olduğu için günde bir parça balık tutar, satarmış. Ancak yavan ekmekle geçimlerini sağlarmış.      Bu balıkçının yedi tane de oğlu varmış. En büyüğü on üç-on dört yaşındaymış. Adı da Mehmet’miş. Bir gün karısına; – Kadın, bugün yaz. Yarın kış olursa, bu yavan ekmeği de bulamayız. Hele bir de...

Culfa

     Bir varmış, bir yokmuş…      Bir zamanlar memleketin birinde bir karı-koca yaşarmış. Geçimlerini culfalık/dokumacılık yaparak sağlarlarmış. Onu memlekette tanımayan yokmuş.      Culfa karısını çok severmiş. Kadın hem çok güzel, hem de çok titizmiş. Culfanın, yani dokumacının karısı tavukları çok sevdiği için bahçesinde iki de tavuk beslermiş. Onları o kadar çok severmiş ki, ad bile...

Çöpüklü Tay

     Bir varmış, bir yokmuş…      Allah’tan başka kimse yokmuş. Develer tellâl iken, pireler berber iken, hamamcının tası, köpeğin tasması yokmuş.      Zamanın birinde çok kuvvetli bir padişah ile bir de askeri az olan bir padişah varmış. Askeri kuvvetli olan harp ilân etmiş. Bunun üstüne askeri az olan padişah, vezirini vekilini toplamış; her evden bir asker alınmasına karar...

Cırttan

     Bir varmış, bir yokmuş…      Bir köyde yaşayan üç kız, süpürge toplamak için buluşup ormana gitmişler. Giderken yanlarına Cırttan’ı da almak istemişler. Annesinden izin istemişler. Annesi o sırada kavurga kavuruyormuş. Kızlara birer avuç kavurga vermiş, ama Cırttan’a beş avuç vermiş.      Bunlar yola çıkmışlar. Hem kavurgalarını yiyor, hem de konuşuyorlarmış. Süpürge otu...

Altın Horoz

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellâl iken, pireler berber iken, kediler terzi iken, fareler müşteriyken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, şehrin birinde karısı ve üç oğluyla yaşayan bir adam varmış. Adamcağız her sabah erkenden kalkar, tarlada çapa çapalarmış. Üç beş kuruş para kazanır, onunla da evine ekmek alırmış. Akşam...

Şamdanım! Şamdanım!

     Bir varmış, bir yokmuş…      Allah’ın kulu çokmuş, çok söylemesi gayet günahmış. Vakti zamanında bir adamın üç kızı varmış. Bir gün kendi kendine demiş ki: – Sabahtan kapımı açıp da dünür olarak ilk kim gelirse, Allah’ın emriyle büyük kızımı ona vereceğim.      Sabah olmuş, uyanmışlar. Bir adam gelip Allah’ın emri, Peygamber’in kavli ile büyük kıza dünür...

Üç Nasihat

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde kalbur saman içinde fakir bir aile yaşarmış. Bu ailenin genç bir oğlu varmış. Bu gencin annesi babası ihtiyarmış. Oğullarını her ne işe vermişlerse de hak edememiş. Neden derseniz, genç biraz aptalmış.      Sonunda bunu bir cerrahın yanma vermişler. Orada biraz yara sarmayı filân öğrenmiş. Annesi babası bakmışlar ki, böyle olmayacak...

Terzi Kızı Makbule

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde kalbur saman içinde… Bir ülkenin Padişah’ı ile bir zengin terzi varmış. Padişah’ın köşkü ile terzinin köşkü karşı karşıyaymış. Padişah’ın bir oğlu, terzinin de Makbule adında bir kızı varmış. Şehzade aynı zamanda Makbule’ye âşıkmış.      Makbule bahçeye naneleri sulamaya çıkınca Şehzade: – Terzi kızı...

Padişah ve Üç Oğlu

     Bir varmış, bir yokmuş…      Çok eski zamanlarda uzak memleketlerin birinde bir padişah ve üç oğlu yaşarmış. Bu Padişah’ın sarayının avlusunda bir elma ağacı varmış. Bu ağaçta üçten fazla elma olmazmış. Bu elmaları da dev gelir yermiş.      Bir gün Padişah hastalanmış. O devrin Lokman Hekimi bile Padişah’ın derdine derman bulamamış. Yalnız ülkenin bir falcısı varmış;...

Üç Kardeş

     Bir varmış, bir yokmuş…      Zamanın birinde bir kasabada iki kardeş varmış. Bunlardan büyük olanın üç oğlu, küçük olanın da bir kızı varmış. Büyük kardeş ölürken bu üç oğlunu amcalarına emanet etmiş.      Aradan yıllar geçmiş; kız da oğlanlar da büyümüş. Bu üç oğlan, birbirlerinden habersiz amcalarına gitmiş, kızını ondan istemişler.      Bir gün amcaları bu üç oğlanı yanına çağırmış;...

Sucu

     Bir varmış bir yokmuş…      Evvel zaman içinde fakir bir ihtiyar varmış. Bu adam suculuk yaparak geçinirmiş. Sucunun bir de karısıyla eşeği varmış.      Sucunun hanımı bir gün hamama gidiyor. Kadının süslü-püslü üstü-başı olmadığı için hamamcılar buna yüz vermiyorlar. Sucunun hanımı buna alınıyor, gururuna yediremiyor.      Eve gelince kocasına; – Şu eşeği satalım da biz de...

Çapgöz

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Vakti zamanında fakir bir adam varmış. Adam öyle fakirmiş ki, bir gün oğullarını yanına çağırmış;      “Artık sizi doyuramam, gidin başınızın çaresine bakın,” demiş.      Çocuklar bu lafın üstüne evden çıkıp yola düşmüşler. Epeyce bir yol gittikten sonra iyi yetişmiş bir ekine rastlamışlar. Ekin öyle güzelmiş ki...

Yedi Kardaşlar

     Bir varmış, bir yokmuş…      Allah’ın kulu çokmuş. Bir kadının yedi tane oğlu varmış; hiç kızı olmamış. Gel zaman git zaman kadın yine hamile kalmış. Oğlanlar, anaları kız doğurursa bu köyden gideceklermiş.      Bir gün analarına demişler ki:      “Ana, kızın olursa al bayrak dik, oğlun olursa ak bayrak dik,” demişler.      Anaları doğum yapmış, bir kız doğurmuş. Bu köyde de yedi...

Tilkinin Kurnazlığı

     Var varanın, sür sürenin, baykuşu çoktur viranenin, destursuz bağa girenin hali budur hey! Güzelleri seçerek, çirkinleri  iterek… Sevdiğim sen sandı beni zağar, itti sepete… Vara vara vardım bir fırının önüne. İki elimle bir ekmek kavradım; sıcacık ayrana doğradım…  İlle samur diye diye sandıcağım, hayal ile yandıcağım, bu da para ile olur behey sevdiceğim…      Atı pekmeze...

Esvaplı Şeytan

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellâl iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, hamamcıya vardım bohçası yok, külhancıya vardım baltası yok, Katır muhtar olmuş haberi yok…      Sivas köylerinin birinde Hasan adında biri varmış. Bunun da iki tarlası varmış; geçimini buradan sağlarmış. Köylü, Hasan’ı çok...

Üç Elma

     Bir varmış, bir yokmuş…      Çok söylemesi günah, az söylemesi sevapmış. Bir Padişah varmış. Bu Padişah’ın hiç çocuğu olmazmış. Vadetmiş ki; “Bir çocuğum olursa, kırk gün kırk gece; birinden yağ, birinden bal akan iki çeşme akıtacağım.”      Gün olmuş, zaman olmuş bir oğlu olmuş. Oğlu büyümüş, on beş yaşına gelmiş. Padişah; “Vaadimi yerine getireyim,” diye...

Şeytan

     Bir varmış, bir yokmuş…      Zamanın birinde fakir bir adam varmış. Abdest alır, namaz kılar, dua edermiş. Her dua edişinde;      “Allah’ım bana Hızır’ı gönder. Allah’ım bana Hızır’ı gönder. O, paranın ve hazinenin yerini bilir. Gönder de şu fakirlikten kurtulayım,” dermiş. Ne çare ki, bir türlü Hızır karşısına çıkmamış.      Artık adam böyle dua etmekten usanmış...

Salkım Üzüm

     Bir varmış, bir yokmuş…      Allah’ın kulu çokmuş. Vakti zamanında bir Padişah varmış. Padişah’ın da üç tane kızı varmış. Padişah bir gün seyahate çıkmış. Çıkmadan kızlarını yanına çağırmış; – Kızlarım, ben geziye çıkıyorum. Ne istiyorsanız isteyin, getireyim, demiş.      Büyük kız ile ortanca kız; elmas yüzük, küpe, bilezik istemiş. Küçük kız da “Salkım Üzüm”...

İnci Koca

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; deve tellâl iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini şıngır mıngır sallar iken…      Vakti zamanında bir Padişah’m bir kızı varmış. Bu kız, o kadar güzelmiş ki, bir gören bir daha görmek istermiş.      Bu kızın bir gece rüyasına bir derviş girmiş. Derviş kıza; – Kızım, sen inciden bir koca ile...

Danacının Oğlu

     Bir varmış, bir yokmuş…      Zamanın birinde bir danacı, onun da bir oğlu varmış. Oğlan bir gün gezerken Padişahın kızını görmüş, ona âşık olmuş. Babasına Padişahın kızını istemesini söylemiş. Babası; – Oğlum, biz bir danacıyız, Padişah kızını bize verir mi, demiş.      Fakat, oğlan çok ısrar etmiş. Sonunda danacı oğlunun hatırını kıramamış, Padişahın sarayına varmış. Sarayın içinde...

Altın Kirpikli Oğlan

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellâl, keçiler berber, pireler de bakkal iken, ben annemle babamın beşiklerini tıngır mıngır sallarken… Annem kaptı maşayı, babam kaptı dolmayı… Kaç kaçmaz mısın… Sen olsan kaçmaz mısın? Gittim gittim… Az gittim, uz gittim, dere tepe düz gittim… Konarak göçerek; arpa-buğday, lâle...

Kedi Gelin

     Bir varmış, bir yokmuş…      Vakti zamanında bir Padişah varmış. Bu Padişah’ın da üç oğlu varmış. Padişah’ın ilk karısı ölmüş, yeniden evlenmiş.      Oğlanlar evlenecek zamana gelmişler; ama analık evlendirmek istemiyormuş. Bunun üzerine Padişah oğullarını yanına seslemiş. Demiş ki; – Hepiniz bir ok atın! Kimin kapısına düşerse o evin kızını alın!      Oğlanlar ok atmışlar;...

Şerbet Dolu Cam Bardak

     Bir varmış, bir yokmuş…      Develer tellâl iken pireler berber iken, ben anamın beşiğini tangur tungur sallar iken… Anam kaptı maşayı, dolandırdı bin bir köşeyi…      Derken, vakti zamanında bir Derya Padişahı ile bir de Peri Padişahı varmış. Peri Padişahı’nın hiç çocuğu olmuyormuş. Peri Padişahı bu derdine bir çare bulmak için köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir...

Kırmızı İnek

     Bir varmış, bir yokmuş…      Eski devirlerde kendi halinde bir aile varmış. Bu ailenin bir oğlu ile iki kızı varmış. Kızlardan biri evlatlıkmış. Evlatlık olanın adı Fatma’ymış.      Bu ailenin bir de kırmızı bir ineği varmış. Kızlar, her gün kırmızı ineklerini otlatmaya götürürlermiş. Anneleri de her gün bunların azığını ellerine verir yola gönderirmiş. Kendi kızına güzel güzel...

Devin Kızı

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde kalbur saman içinde… Pireler berber iken, develer tellâl iken ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken; bir Padişah’ın bir kızı varmış.      Kız, bir gün rüyasında görüyor ki, altından bir oda… Altından duvarlar, altın eşik, altın leğen altın ibrik… Altın leğen babasının elinde, altın ibrik ile kızın eline su...

Padişahın Yedi Oğlu

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir padişahın yedi oğlu varmış. Padişah, zevk sefa içinde olduğu için oğullarını unutmuş. Bu oğlanlar büyümüş, evlenme çağına gelmiş. Oğlanların en küçüğü yirmi beş yaşındaymış. Bir gün oğulların yedisi de toplanmış.      Büyük oğlan; – Kardeşlerim, bizler evlenip murat alamadık. Babamız bizi unuttu. Bari yaşı...

Hasırcı Kız

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, ben anamın beşiğinde tıngır mıngır sallanırken bir baba dev ile bir de karısı varmış. Bu kadının her çocuğu olmasında, dev onu koymazmış ki yaşasın. Ne zaman bir çocuğu olsa onu muhakkak yermiş.      Baba dev, bir gün askere gidiyor. Karısı da bir kız çocuğu doğuruyor. Dev, karısının hamile olduğunu da bilmiyor. Devin...