KategoriHayvan Masalları

Heykelciyle Zeus Heykeli

     Bir mermer parçası öyle güzelmiş ki, hemen satın almış bir heykelci.      “Ne yapmalı bundan?” demiş; “Bir Tanrı mı, bir masa mı, iskemle mi?”      “Tanrı olacak,” demiş; “Hem de elinde bir şimşek tutacak. Dünyanın ev sahibi önünde insanlar korkup yere yatacak.”      Sanatçı o kadar iyi yontmuş ki bütün heybetiyle Tanrıyı, hiçbir eksik bulamamış görenler; “Bir konuşmuyor o kadar!” demişler...

İki Köpekle Bir Ölmüş Eşek

Kötü huylar bir araya gelir de İyileri gelmez nedense. İçimize bir kötülük girmeye görsün Hepsi sökün eder peşinden. Kardeş gibidir kâfirler; Bir dam altında yaşayabilirler. İyilikler öyle mi ya? Hepsi gelir mi bir araya Bir tek insanda? Gelse de binde bir; Zor kaynaşırlar nedense. Kimi adam yiğittir, ama akılsızca; Kimi de akıllıdır, ama pısırıkça. Hayvanlar da öyledir; Köpeği alın mesela:...

Sel ve Irmak

Bir sel boşanmış dağdan, Dünyayı gürültüye boğaraktan. Korku salıyormuş geçtiği yere, İnsan, hayvan, kaçan kaçana! Öyle yıldırmış ki milleti, Kimseler yaklaşamıyormuş yanına. Yolcu yolunda gerek, Ama kimseler gidemiyormuş yoluna, Bu sel geçilmez diyerek. Bir tek yolcu geçmiş seli, O da neden? Peşinde eşkıya varmış da ondan. O geçince eşkıyalar da geçmiş, Çok derin sandığı yer, Hiç de değilmiş...

Paşa İle Tüccar

Pek bilmiyorum nerde, galiba Afrika’da bir yerde, Yunanlı bir tüccar kurmuş dolabı, soyup soğana çeviriyormuş milleti. Bir paşa varmış arkasında, yardımını pahalıya satan bir paşa. Ona buna dert yanmış Yunanlı, Paşa çok para alıyor diye. Üç başka kişi, Osmanlı, daha küçük rütbeli, “Bizimle anlaş,” demişler Yunanlıya; “Yılda üçümüze birden vereceğin para, Paşa’ya verdiğinden daha az tutar.”...

Eşekle Köpek

Yardımlaşmak gerek, doğanın yasası bu; Ama eşek bir gün boş vermiş bu yasaya Bilmem nasıl yapmış bunu Çünkü uysal bir yaratık bilir eşeği dünya. Köpekle birlikte yoldaymış bir gün Yürüyormuş ciddi ciddi, hiçbir şey düşünmeden. Efendileri de geliyormuş ikisinin ardından. Durmuşlar bir ara, efendi yatmış uyumuş, Eşek hemen otlamaya koyulmuş; Çayırlıkmış orası, yemyeşil; Otlar da tam eşeğin zevkine...

Eşek ve Küçük Köpek

Yaradılış zorlanmaya gelmez. Zorladın mı yaptığın güzel olmaz. İriyarı, kaba saba bir adamsan, çıtkırıldım görünmenin manası var mı? Herkese incelik vermemiş Yaradan. Kimi insan doğuştan güzel, alımlı; onlar gibi olmaya kalkmamalı. Yoksa, ne yapsan tökezlersin; masaldaki eşeğe benzersin. Hani o, beni de sevsinler diye efendisini okşamaya kalkan eşeğe. – Ne demeli? demiş eşek kendi kendine;...

Âşık Aslan

Hayvanların konuştuğu bir zamanda, birçokları, hele aslanlar, bizden kız istemeye kalkarlarmış. Neden kalkmasınlar? O zamanlar aslan soyu bizimkinden aşağı kalmazmış: Yiğitliği mi, zekası mı daha eksik? Sakalı bıyığı da haşmetli üstelik. Bakın nasıl olurmuş bu işler o zaman: Soylular soylusu bir aslan Çayırlık çimenlik bir yerden geçerken Tam gönlünce bir çoban kızı görmüş Ve hemen evlenme...

Mahzene Giren Gelincik

Yosma gelincik, bir deri bir kemik, Daracık bir delikten Bir mahzene girivermiş. Hastalıktan yeni kalkmış, bitkinmiş Bakmış, yiyecek dolu mahzen, İn cin de yok görünürde; Dilediğin kadar kemir, ye! Domuz etleri dizi dizi, Yedikçe yemiş bizimki. Şiştikçe de şişmis bir yandan. Bir hafta geçince aradan, Yağ tulumuna dönmüş ince gelincik. Bir gün yine, tıka basa yerken, Bir tıkırtı duymuş, Sıvışmak...

Boğulan Kadın

     Densiz erkekler bir fıkra anlatır: Bir bağrıŞma olmuŞ da hani, Adamın biri dereye bakmış – Bir şey yok, bir kadın boğuluyor, demiş. Bu da söylenir söz mü yani!      Ben böyle konuşacaklardan değilim. Madem dünyanın kadınsız tadı yok, boğulan kadına acıyalım derim.      Durup dururken söylemedim bunu: Bir kadın boğuluyor gerçekten, anlatacağım masalda.      Zavallı bahtına kızmış, atmış...

Sarhoşla Karısı

Öbür dünyayı boyladığını sanınca, – Sen kimsin? diye sormu, başında dikilen zebaniye. – Ben şeytan ülkesinin kilercisiyim, demiş karısı; Mezarda yatanlara yemek veririm. – İçki vermez misin? demez mi hemen bizimkisi! Can çıkar, huy çıkmaz Kötü huy ne ayıp dinler ne korku. Bir masala girmistir bu konu, Anlatmasam olmaz; Her sözüme bir örnek veririm ben. Baküs’e kul köle...

Kurtlarla Koyunlar

Bin yıl süren savaşlardan sonra kurtlarla koyunlar barışmış sonunda. Elbet iki taraf için de buymuş en iyisi: Kurtlar bir hayli koyun yiyorlarsa da, az mı kurt postu giymiş çobanlar da? Koyunlar özgürce otlayamadığı gibi kurtlar da özgürce et yiyemiyorlarmış. Uzatmayalım, bitmiş savaş gelmiş barış; ama rehin istemişler birbirlerinden: Kurtlar yavrularını vermiş, koyunlar da köpeklerini. Değiş...

Kurtla Leylek

Kurtlar nasıl yer bilirsiniz: Kaptı mı koparır, kopardı mı yutarlar. Kurdun biri bir ziyafete konmuş Ve öylesine tıkınmış ki Ölüyormuş az kalsın; Bir kemik saplanmış boğazına, Kimseler yok, çağıramaz, Bağıracak bağıramaz… Bir leylek geçiyormuş bereket versin, Allem kallem anlatmış derdini; Koşmuş imdadına leylek. Kuş değil cerrah mübarek; Gaga dersen makastan iyi, Soktuğu gibi gırtlağına...

Kadın Oluveren Kedi

Bir adam kedisine tutkunmuş delice, Yokmuş dünyada başka yaratık Ondan güzel, ondan sevimli, ondan ince. Hele tatlı tatlı miyav deyince Kendinden geçiyormuş bizim âşık. Gerçekten delirecek neredeyse. Tanrılara yalvarmış yakarmış; Büyülere, üfürüklere başvurmuş, Sonunda peki demiş tanrılar. Bir sabah uyanmış bakmış ki Kadın oluvermiş kedisi. Hemen o sabah girmiş gerdeğe. Kedisine tutkun dostumuz...

Kartal Olmak İsteyen Karga

Göklerin kralı kartal Kaptığı gibi kaldırmış bir koyunu. Karga görmüş bunu, bitmiş. Boyu bir karıştır ama karganın, Kartaldan aşağı kalmaz oburlukta. Tutturmuş ben de koyun kaldıracağım diye Başlamış sürünün üstünde dönmeye. En besili, en güzel koyunu seçmiş, Tam bir kurbanlık, tanrıların ağzına layık, Bakmaya doyamıyormuş karga: “Seni kimler büyüttü böyle?” demiş; Bu ne et, bu ne yağ, bu ne...

Tavşanla Kurbağalar

Bir tavşan düşünüyormuş deliğinde, (Delikte ne yapsın düşünmesin de?) Dalmış derinlere tavşan Daldıkça da dertlenmiş. Bu hayvanın pek yüzü gülmez ki zaten İçini kemiren korku yüzünden. Ne mutsuzluk, diyormuş kendi kendine; Korkak yaratılmış olmak. Yediğin yemek boğazından gitmez, hiçbir şeyin tam keyfini çıkaramazsın. Her an yerinden hoplamak zorundasın. Yaşamak mı denir bu benimkine? Kör olası...

Şehir Faresi İle Kır Faresi

     Kent faresi ile kır faresi arkadaş olmuşlar, kısa sürede aralarından su sızmaz olmuş. Gel zaman git zaman, bir gün kent faresi arkadaşı kır faresini evinde yemeğe çağırmış. “Gel de miden bayram etsin biraz,” demiş. “Tatlısıyla tuzlusuyla sana bir şölen çekeyim, yedi göbek sülaleme hayır duası et!”      Yoksul kır faresi bu çağrıya çok sevinmiş. Kırlık yerde baklava börek nerede bulsun da...

Kurt İle Keçi Yavrusu

     Anne keçi, her günkü gibi dağlara bayırlara otlamak için giderken yavrusu oğlağa;      “Aman, sen sen ol, kurt kısmına çok dikkat et emi, yavrum!” demiş. “Bizim soyumuzun en büyük düşman. o kör olası kurttur. Ne yapar eder, ardına düşer, yem etmeye bakar seni.”      “Nasıl korunacağım o hain kurttan, peki?” diye sormuş yavru keçi annesine.      “Ben gider gitmez hemen kapıyı, ardımdan kapa!”...

Tuz Yüklü İle Para Yüklü Katır

     İki katır, biri tuz yüklenmiş, öbürü de iki çuval yükü para, gidiyorlarmış. Nasıl para sahibi insanlar kurum kurum kurumlanırsa, “Benim param var, ben zenginim, işim iş, tuttuğum gümüştür bu dünyada,” diye yanlarına varılmazsa, bu para yüklü katır da öylesi bir tavırdaymış. Yolda giderken ikide bir durur, aşağılayan gözlerle arkadaşı tuz yüklü katırı süzer, “ah cık ah cık” edip baş sallarmış...

Suçsuz Aslan İle Suçlu Eşek

     Bir hastalık gelmiş ormana, bütün hayvanları kırar geçirir olmuş. Hastalığın omuzdaşı ölüm de kapıda bekler, kim güçsüzleşirse, can kafesine binip alır, öbür dünyaya götürürmüş.      Aslan bakmış, olacak gibilerden değil. Buna bir son vermek, bir kurtuluş yolu bulmak gerek. Bu olmadı mı, hayvanların soyuna kibrit suyu ekilecek!      Herkesi başına toplamış, yüksekçe bir yere çıkmış:      “Ey...

Kral Aslan

       Kral aslan iyiden iyiye kocamış, eli ayağı tut­maz olmuş. Üstüne üstlük bir de üşütmüş mü sana! Bütün hayvanlar çevresinde toplanmış, bel bel bakarlarmış. Kocamış kişi nasıl çocuklaşır, nasıl naz­lanır bilirsiniz. Aslan da tutturmuş ille benim der­dime bir çare bulun, beni bu kocamışlıktan kurtarın diye.        Kocamışlığa çare bulunur mu hiç? Bulunmaz ta­bii, ama gelin de bunu aslana...

Kurttan Çoban Olursa

       Her gün her gün ava çıkmaktan, uğraşıp didinmekten kurdun canına tak etmiş, “Ben de bir tilkilik edeyim, işin kolayını bulayım, rahat edeyim!” diye düşünmüş, taşınmış, sonunda sürünün birine çoban olmayı aklına takmış.        Çobanın nesi var? Kepeneği var, takkesi var, sopası, beline sokulu kavalı var. Allem etmiş, kallem etmiş, kurt da bunlardan kendine edinmiş. Giyinmiş kepeneği, takmış...

Aslan İle Eşek

       Aslanın karnı acıkmış. “Hele bir çıkayım şöyle ormana da, bakınayım sağa sola. Tanrı, bu aslan kulunu aç koyacak değil ya, elbet kısmetimize bir şeyler düşer,” demiş. Üstelik o gün aslanın yaş günüymüş de. Bir yaşı­na daha basmanın onuruna, “Anlı şanlı bir av olsun bari” diye düşünmüş.        O sırada arkadaşı eşeği görüp yanına çağırmış. Eşek gelmiş. Aslan; “Bak,” demiş. “Bugün başka bir...

Dertli Tavuskuşu

       Tavuskuşu, Tanrı’nın katına çıkmış, yüz vurmuş; “Ey ulu Tanrım, hem dertliyim, hem şikâyetçi,”        “Nedir derdin?” diye sormuş. “Söyle ki, anlayayım!”        “Sesim çok kötü,” demiş.        “Yelpazelendin mi tüylerinde ebemkuşakları açıyor, yağmur sonrasının güneş şenliği gibi ışıl ışıl oluyorsun. Varsın bunca üstünlüğün yanında bülbül gibi sesin de olmayıversin. Beş parmağın beşi bir...

Anne Köpek

       Anne köpeğin vakti zamanı gelmiş; karnı burnunda, yavrulayacak bir yer aranmaya başlamış. Nereye gittiyse eli boş dönmüş, şöyle gönlünce rahat bir yeri bir türlü bulamamış.        Eski arkadaşlarından biri aklına gelmiş. Hali vakti yerinde, evi barkı olan bir köpekmiş bu. Gitmiş; oturmuşlar, hoş beş etmişler. Anne köpek;        “Durum, böyle böyle,” demiş. “Senden rica etsem, acaba...

Kurt Tilkiye Karşı, Maymun da Yargıç

     Kurt, malımı çaldılar diye tutturmuş, tilkiye yüklemiş suçu: Hem sabıkalı çünkü, hem de komşusu!      Çıkmışlar yargıcın önüne. Yargıç da kim? Maymun…      Avukat tutmamış hiçbiri, iki tarafın da çenesi kuvvetli. Laf kalabalığından öyle arapsaçına dönmüş ki iş; Yargıçlar Tanrısı Themis bile böyle karışık dava görmemiş.      Maymunun başı dertte: Hangisine hak versin? İkisi de...

Meşe İle Saz

     Meşe, bir gün, saza demiş:      “Doğrusu Tanrı size kadirlik etmiş. Minnacık serçe konsa üstünüze beliniz bükülüverir. Suları ürperten seher yeli baş eğdirir size. Bir de benim şu dağ gibi gövdeme bak! Güneş bile zor giriyor içime. Fırtına dallarıma oyuncak, her esen yel sana bora, bana kasırgalar meltem. Bari gelip gölgemde yaşasan da üzerine kanat gersem. Ama sizin soy nedense gider, sulu...

Çocuk ve Öğretmen

     Size bir şey anlatayım da görün, yersiz azarını bir hödüğün.      Bir çocuk Seine Nehri kıyısında güle oynaya koşarken suya düşmüş nasılsa. Boğuldu boğulacak derken, bir söğüt dalı yetişmiş imdadına. Yapışakalmış yavrucak, Allah’tan başka kimseler yok kurtaracak.      Tam o sırada bir öğretmen geçecek olmuş yukarıdan. Çocuk bar bar bağırmış, hocasını imdada çağırmış.      Hoca durmuş...

Oduncuyla Azrail

     Yoksul bir oduncu varmış. Yas bir yandan, iş bir yandan belini bükmüş; yüklemiş odunları sırtına, yürüyormuş ahlaya uflaya. Zor adım atıyormuş zavallı, karşı yamaçtaki kulübesine doğru. Bakmış olacak gibi değil, yıkmış yükünü yere, oturup başlamış düşünmeye:      “Nedir,” demiş, “Şu dünyada çektiğim? Bir gün rahat nefes almış değilim. Kim var benden daha yoksul? Dur yok, durak yok; ekmeksiz...

Ölüm İle Mutsuz Adam

     Mutsuzun biri, Tanrı’nın günü yardımına çağırıyormuş ölümü:      “Ey ölüm,” diyormuş; “Öyle can atıyorum ki! Çabuk gel, son ver bu çekilmez hayatıma.”      Adama iyilik edeceğine inanmış ölüm, vurmuş kapıya, girmiş çıkmış karşısına.      “Aman bu ne?” diye bağırmış bizimki; “Atın şunu, gözüm görmesin! Ne iğrenç şey! Diken diken oldu tüylerim. Yaklaşma ölüm! Çekil git, ölüm!”     ...

Kitabın Sonu

     Sohbet bu noktaya dayanınca hükümdar sustu, filozof ona şöyle dedi:      “Hükümdar! Kaza ve kaderin yardımıyla gayet mesut bir şekilde, halkını da sevindirerek bin yıl yaşa! Yedi iklime hükmet! Her dileğine kavuş! Sende olgunluk ve ağırbaşlılık zirvededir. İlmin tamdır. Sözün ve niyetin doğru, zekân parlaktır. Ne fikrinde nakısa, ne lafında eğrilik ve kusur var… Sen cesaret ile...