KategoriHayvan Masalları

Altınlarını Yitiren Cimri

İnsan bir şeyi kullanamadıktan sonra Sahibi olsa da bir, olmasa da! Sorarım yemeyip biriktirene, Parası olmayandan farkı ne? Diyojen küpünde cimri kadar zengin, Cimriyse köşkünde onun kadar yoksul. Hani Ezop anlatır, Altın saklayan bir adam vardır, Ondan ibret almalı. Yemez içmezmiş bu zavallı, Bir başka hayat beklermiş gibi Parasını yemek için. Altın onun değil, o altının kuluymuş. Gömmüş...

Hayvanların İskender’e Gönderdikleri Vergi

Bir masal var eski zamanlarda pek tutulmuş, Neden tutulmuş? Ben bilmiyorum doğrusu: Ben masalı olduğu gibi anlatayım da Nasıl yorumlarsa yorumlasın okuyucu. Ün Tanrıçası dört bir yana yaymış: — Zeus’un oğlu İskender diye biri Yeryüzünde hiçbir canlı yaratığı Özgür bırakmak istemediğinden Bütün uluslar hiç vakit geçirmeden Ayağına gidecekler, budur kesin buyruğu. Dört ayaklılar da gidecek...

Sıçanlarla Gelinciklerin Savaşı

Kedi milleti gibi, gelincik milleti de Sıçanlara diş biler, nedense. Ve eğer pek daracık olmasa Sıçan yurtlarının kapıları, Korkarım, dünyamızda Gelincik yüzünden fare kalmazdı. Gel gelelim günün birinde Sıçanlar, sürüyle gezer olmuş yeryüzünde. Sımsıçan adındaki kralları Bir ordu çıkarmış gelinciklere karşı. Gelincikler de sancağı açmışlar Ve er meydanında karşılaşmışlar. Tarihçilere göre Zafer...

Tilki İle Oduncu

       Tilkinin biri ardına düşen avcıların elinden kurtulayım derken, karşısına bir oduncu çıkmış. “Bir yer göster de saklanayım!” diyerek ona yalvarmış.        Oduncu;        “Benim kulübeye git, orada seni görmezler,” demiş.        Biraz sonra avcılar gelmişler. Oduncuya;        “Buralarda bir tilki gördün mü?” diye sormuşlar.        Oduncu, ağzıyla “Hayır, görmedim” demiş ama öbür yandan da...

Taş Tutan Balıkçılar

       Balıkçılar koca bir ağı kayıklarının arkasından çekiyorlarmış. Ağın ağır olmasına da çok seviniyorlarmış. “İşimiz bugün çok iyi,” deyip, neşeleniyorlarmış. Ama ağı çekip açınca, bir de ne görsünler, içinde bir iki balıkla bir yığın taş var. Bu duruma canları çok sıkılmış. Çok balık tutamadıklarına değil, asıl sevinçlerinin kursaklarında kaldığına üzülmüşler.        Aralarında bir yaşlı...

Horozlar ve Keklik

       Adamın biri kümeste birkaç tane horoz besliyormuş. Bir gün çarşıda bir keklik görmüş. Satın alıp evine getirmiş, horozlarla birlikte aynı kümese koymuş. Horozlar, aralarına giren kekliğe türlü eziyetler etmişler, onu epeyce hırpalamışlar.        Zavallı keklik, “Ben yabancıyım, onların soyundan değilim. Bu yüzden beni istemiyorlar!” diye söylenip üzülüp dururmuş.        Ama bir gün bakmış...

Papağan İle Kedi

       Adamın biri pazardan bir papağan satın alıp evine getirmiş. Onu evin içine salıvermiş. Papağan insana alışkınmış. Oradan oraya sıçramış, ocağın üstüne çıkmış, orada da söylenmeye başlamış.        Evin kedisi onu görünce şaşırmış;        “Sen de kimsin? Nereden geliyorsun?” diye sormuş.        Papağan;        “Sahibin beni yeni satın aldı,” demiş.        Bunun üzerine kedi;        “Sen ne...

Çoban İle Yaban Keçileri

       Çobanın biri keçilerini otlağa götürmüş. Bir de bakmış ki, hayvanların arasına yaban keçileri karışmış. Hiç sesini çıkarmamış. Akşam olunca hepsini alıp, ağıla götürmüş.        Ertesi gün bir fırtına patlamış. Çoban hayvanlarını dışarıya çıkaramamış, hepsini içeride tutmak zorunda kalmış. Kendi keçilerine birer tutam ot vermiş. “Ölmesinler yeter!” diye düşünmüş. Yaban keçilerine ise...

Bahçıvanla Derebeyi

Bir bahçe meraklısı Yarı şehirli yarı köylü, Oldukça temiz bir bahçe yetiştirmiş Tarlası bostanıyla, köyün birinde. Toprağını sık dikenli bir çitle çevirmiş. Onda artık marul mu, kuzukulağı mı Ne istersen bol bol varmış; Demet demet toplayıp, Köy kadınlarına sunacak kadar. Sümbül yokmuş, ama kekik tümen tümen. Derken bir tavşan Bu cennetin rahatını kaçırmış. Adam gitmiş kasabaya Oraların...

Sinekle Karınca

Sinekle karınca başlamışlar çekişmeye: “Sen mi daha değerlisin, ben mi?” diye. — Ey ulu Zeus, nasıl olur, demiş sinek; Nasıl yerde sürünen aşağılık bir böcek Bir tutmaya kalkar kendisiyle beni, Gökleri saran havanın kızını? Kendini beğenme hastalığı Böylesine kör etmeli mi bir yaratığı? Ben saraylara girer çıkarım; Senin sofranda yemek yerim; Bir öküz kurban edildi mi sana Senden önce...

Ezop’un Yorumladığı Vasiyetname

Ezop üstüne söylenenler doğruysa Peygamber gibi bir adammış; Onun aklı tek başına Bütün Ares Kurultayı’na bedelmiş. İşte bunu belirten bir güzel hikâye, Sunuyorum hoşunuza gider diye. Bir adamın üç kızı varmış, Üçünün de huyları apayrı: Biri içkiye düşkün, biri aşifte, Üçüncüsü cimri mi cimri. Bu adam vasiyetnamesinde, Atina’nın kanunlarına uyarak, Varını yoğunu kızlarına bırakmış...

Keçi İle Eşek

       Adamın birinin bir keçisi, bir de eşeği varmış.        Keçi, “Eşeğe benden daha iyi bakıyorlar. Ona benden çok yediriyorlar!” diye eşeği kıskanmış. Bir kurnazlık düşünmüş.        Eşeğe demiş ki;        “Ne olacak bu senin halin? Seni bir değirmen taşına koşarlar, onu çevirirsin. Sonra arkana yük vururlar, onu taşırsın! Bir gün bile rahat yüzü gördüğün yok. Ben senin yerinde olsam ne...

Kedi İle Fareler

       Bir eve fareler dadanmış. Bir kedi de bunu haber almış, o eve gidip yerleşmiş. Kedi, fareleri birer birer avlayıp yiyormuş. Fareler bakmışlar durum olacak gibi değil, hep yakalanıyorlar. “Bari, hiç deliğimizden dışarı çıkmayalım!” demişler.        Kedi durumu anlamış. O da kendince bir tuzak kurmuş. Farelerin saklandığı deliğin yanı başında bir tahta dolap varmış. Kedi oraya tırmanmış...

Çobanın Cevizleri İle Deniz

       Çobanın biri koyunlarını otlatırken çok yorulmuş. Deniz kenarına inip kayaların üzerine oturmuş. O gün de deniz çok durgunmuş. Çoban, suların dinginliğine imrenmiş. “Çobanlık da iş mi? Böylesine güzel deniz varken en iyisi ticaretle uğraşmak!” diye düşünmüş.        Ertesi gün koyunlarını satıp eline geçen parayla ceviz almış. Cevizleri bir tekneye yükleyip denize açılmış. Daha yolun...

Kurbağaların İstediği Kral

       Küçük bir gölde düzensizlik içinde yaşayan kurbağalar bu durumdan çok sıkılmışlar.        Zeus’a gidip başlarına bir kral istemişler. Zeus onların iyi niyetli isteklerini yerine getirmiş. Göle bir tahta parçası atmış. Tahta büyük bir gürültüyle suya düşmüş. Kurbağalar çok korkmuşlar. Hepsi bir kenara çekilip olacakları izlemeye koyulmuş.        Bakmışlar ki tahta yerinden kımıldamıyor. Bir...

Kurbağalar İle Engerek Yılanı

       Bir engerek yılanı her gün dere kenarına gelir, su içermiş.        O derede yuvası bulunan bir su yılanı bu duruma öfkelenmiş:        “Koskoca çayırda yaşıyorsun. Ama bu yetmezmiş gibi bir de benim dereme geliyorsun. Çek git burada! Bir daha beni rahatsız etme!” demiş.        Engerek yılanı, su yılanının bu sözlerinin altında kalır mı? O da başlanmış söylenmeye. İş kavgaya dönüşmüş ve...

Avını Bırakıp Gölgesine Saldıran Köpek, Çamura Batan Araba

Bu dünyada herkes aldanır; Gölgenin ardından koşan Nice deliler vardır, Saymakla bitiremez insan. Ezop’un anlattığı köpekten ibret alsınlar; Bu köpek, avının yansısını görmüş suda Bırakıp avını atlamış yansının üstüne… Dere olmuş mu sana allak bullak! Köpek ha boğuldu ha boğulacak… Zor bela kıyıyı bulunca zavallı Ne av kalmış ortada, ne yansı. Saman yüklü bir araba Saplanıp...

Kuşçu, Akdoğan ve Tarlakuşu, Atla Eşek

Kötülerin haksızlıklarını çok kez Kendimizinkilere bahane ederiz. Oysa dünyanın yasası şudur: Kendini korumak istersen Sen de başkalarını koru. Bir köylü aynayla kuş tutuyormuş. Bir tarlakuşu kapılmış pırıltıya. Yukarıda süzülen akdoğan da İniverip göklerden saldırmış Mezarının yanı başında Cıvıl cıvıl öten tarlakuşuna. Zavallıcık ağlara düşmemiş, Ama kurtulamamış, ne yapsın, Sırtına yüklenen...

Hasta Aslan ve Tilki

Hayvanların kralı hastalanmış, Çıkamaz olmuş mağarasından. Bütün uyruklarına haber salmış: Her türden birkaç elçi seçilsin, Ve bunlar aslanı ziyarete gelsin diye. — Elçiler iyi karşılanacak, demiş; Aslan sözü veriyorum, hem de yazılı: Dişe, pençeye karşı geçerli. Kralın fermanına uyulmuş; Her türden elçiler geldikçe gelmiş. Yalnız tilkiler kıpırdamamış yerinden. — Neden derseniz, demiş bir...

Arıcı İle Arılar

       Arıcılık yaparak geçimini sağlayan adamın, arılar için yaptığı küçük bir oda varmış. Arılar burada yaşıyor, çiçeklerden topladıkları özleri, buradaki kovanlarda bala dönüştürüyorlarmış.        Bir gün bu evin önünden geçen biri içeriye girmiş. O sırada arılar kırda çiçek özü topluyorlarmış. Adam içeride ne kadar bal varsa almış gitmiş.        Arıcı adam arıların odasına gelince bir de...

Kurt İle Kuzu

       Kurt, bir tepenin eteğinden akan bir dereden su içiyordu. Bir ara kafasını kaldırdı ki bir de ne görsün; alt tarafında su içmeye gelen bir kuzu duruyor. “İşte, kısmetim ayağıma geldi. Ama onu yemek için bir bahane uydurmalıyım,” diye düşündü.        Sonra kuzuya bağırarak;        “Sen benim içtiğim suyu ne cesaretle kirletiyorsun?” dedi.        Kuzu;        “ Hayır efendim, ben...

Kırlangıç İle Diğer Kuşlar

       Köylünün biri kırlangıç ile birçok kuşun yiyecek topladığı tarlasına kendir tohumu ekiyordu.        Kırlangıç, diğer kuşlara;        “Şu adamdan kendinizi sakının!” dedi.        Kuşlar da;        “Niçin, ne yapıyor o adam?” diye sordular.        Kırlangıç;        “Onun ektiği kendir tohumudur. Ekilen tohumların hepsini teker teker toplamaya gayret edin, yoksa sonunda pişman olacaksınız!”...

Oduncu İle Ağaçlar

       Bir gün oduncunun biri eline sapsız bir balta aldı, ormana gitti. Ağaçlara, “Bana bir dal verin, çok ihtiyacım var!” diye yalvardı. Ağaçlar iyiliksever davrandılar. Adamın yalvarışına acıyarak ona bir dal verdiler. Adam dalı hemen yonttu, baltasına taktı. Ardından da ağaçları birer birer kesip devirmeye başladı.        Ağaçlar, düşmanlarına kendilerini öldürme vasıtası vermekte ne kadar...

Küçük Balıkla Balıkçı

Küçük balık büyür büyümesine Tanrı ömür vermişse kendisine. Ama büyüsün diye denize atmak Delilik bence. Bir daha ne mümkün yakalamak. Ufacık bir sazan balığı, daha yavru, Gelmiş oltasına bir balık avcısının. — Damlaya damlaya göl olur, demiş adam; Al sana bir müjdeci akşam yemeği için. Küçük müçük atalım torbaya şunu. Sazan yavrusu kendince bir dille Demiş ki avcıya sıçraya büküle: — Ne...

Kurtlarla Koyunlar

Bin yıl süren savaşlardan sonra Kurtlarla koyunlar barışmış sonunda. Elbet iki taraf için de buymuş en iyisi: Kurtlar bir hayli koyun yiyorlarsa da Az mı kurt postu giymiş çobanlar da? Koyunlar özgürce otlayamadığı gibi Kurtlar da özgürce et yiyemiyorlarmış. Uzatmayalım, bitmiş savaş gelmiş barış; Ama rehin istemişler birbirlerinden: Kurtlar yavrularını vermiş, Koyunlar da köpeklerini. Değiş...

Tilki ve Üzümler

Tilkinin biri,
Kimine göre Gaskonyalı,
Kimine göre Normandiyalı,
Ölesiye aç kaldığı bir sırada,
Yüksek bir çardaktaki asmada
Üzümler görmüş, kabukları kıpkızıl:
Bal gibi olgun, besbelli.
Yemesine yiyecek, hem de nasıl!
Ama yetişemeyince ne yapsın tilki:
— Bunlar daha yemyeşil, demiş;
Uşak takımının dişine göre…
Yakınıp dursa tilki
Daha mı iyi ederdi sanki?

Çiftçi İle Yılan

     Bir çiftçinin çocuğu kaza ile bir yılanın kuyruğuna bastı. Yılan da hemencecik çocuğu soktu, öldürdü. Baba bunun üzerine öfkeyle baltasını aldı, yılanın arkasından koştu ve kuyruğundan ikiye ayırdı. Yılan kuyruğunun öcünü almak için çiftçinin sığırlarından birçoğunu zehirledi ve çiftçiyi büyük zararlara uğrattı. Sonunda çiftçi, yılanla başa çıkamayacağını anlayınca barışmaya karar verdi.    ...

Rüzgâr İle Güneş

     Rüzgâr ile güneş, “Ben daha kuvvetliyim, sen daha kuvvetsizsin” diye birbiriyle iddiaya tutuşmuşlar. Bu sırada yoldan bir adam geçiyormuş.      Güneş;      “Ben hangimizin haklı olduğunu gösterecek bir çare buldum. Hangimiz yoldan giden şu yolcunun paltosunu çıkartabilirse onun daha kuvvetli olduğu kabul edilsin. İstersen önce işe sen başla,” dedi.      Güneş hemen bulutların arasına çekildi...

Çubuk Demeti

     İhtiyar bir adam öleceği sırada oğullarını etrafına topladı, onlara son öğüdünü vermek istedi. Hizmetçilerine bir demet çubuk getirtti ve büyük oğluna bu demeti kırmasını söyledi. Oğlu uğraştı ama bütün kuvvetini kullandığı halde demeti bir türlü kıramadı. Sırayla diğer çocuklar da bunu denediler ama onlar da kıramadılar.      Bunun üzerine baba;      “Demeti açın ve her biriniz içinden...

Androcles İle Aslan

     Bir zamanlar insanlardan bazıları diğer insanları köle olarak alıyor ve onları hayvanlar gibi kullanıyorlardı. İşte bunlardan Androcles adında bir köle, efendisinin evinden kaçarak ormana sığınmıştı.      Ormanda dolaşırken, yattığı yerde acı acı homurdanıp kükreyen bir aslanın üzerine çıkıverdi. Hemen dönüp kaçmak istedi, fakat aslanın kendisine saldırmadığını görünce geri döndü ve aslana...