KategoriHayvan Masalları

Madame de la Sablıere’e Söylev

İris, sizi övmekten daha kolay ne var? Ama kaç kez istemem dediniz bana Kimselere benzemiyorsunuz bunda. Başkaları hep övülmek istiyorlar. Hoşlanmayanı yok pöhpöhlenmekten. Kınamıyorum onları, hoş görüyorum; Tanrıların, kralların, güzellerin Ortak bir huyları bu deyip geçiyorum. Nektar dedikleri bir içki var hani Şairlerin övdüğü Zeus’un sevdiği Dünya tanrılarının başını döndüren; Övgüdür...

İnsan ve Yılan

Bir yılan görmüş, insanlardan bir insan: — Dur, hain, demiş; geberteyim de seni, Kurtulsun şerrinden dünya. Bu sözler üzerine kötü hayvan, Kötü hayvan dediğim, yılan: İnsan da olabilirdi pekâlâ. Evet, bu sözler üzerine yılan Neye uğradığını bilemeden Bir çuval içinde bulmuş kendini, Anlamış idam kararı giydiğini İdamlık suçu olsun olmasın. Haklı olduğunu belirtmek için İnsanoğlu bir nutuk çekmiş...

La Rochefoucauld’ya

İnsanların davranışlarına bakıp da Türlü durumlarda nasıl, ne kadar Hayvanlara benzediklerini gördükçe Çok kez şöyle demişimdir kendi kendime: Hayvanların kralı geçinen insan Daha az kusurlu değil uyruklarından. Ruh denen hazineden her yaratığa Bir şeycikler vermiştir doğa: Bir mayadan yaratılmış bütün canlılar. Bu sözümü destekleyen örnekler var: Ben çok kez, av saatlerinde, Ya güneş sular...

Odysseus’un Yoldaşları

Odysseus’la yoldaşları, Uyup rüzgârların keyfine, Her gün ölümle burun buruna, On yıl dolaşmışlar en uzak denizleri. Bir kıyıya varmışlar günün birinde. Gün Tanrısı’nın kızı Kirke Kraliçeymiş orada. Gemiden çıkan yiğitleri Sarayına buyur etmiş; Bir içki vermiş hepsine, yaman bir içki: İçenin aklı başından gitmiş. Sonra başlamış her biri Yüz ve beden değiştirmeye: Türlü hayvanlara...

Demokrıtos ve Hemşerileri

Cahil halk kafası ne kötü şey! Ne saygısız, ne haksız yollara gider, Kendini bilmeden ne sersemlikler eder. Perdeli gözlerle bakar dünyaya, Kendi ölçüsüne sokar herkesi. Demokritos bu kafadan payını almış; Hemşerileri diye çıkarmış adını. Zaten kim peygamber olmuş Kendi memleketinde? Beyinsizlerin yediği naneye bakın: Koca Demokritos aklını yitirmiş de Onlar bulmuş. Olmaz demeyin, öyle olmuş...

Çoban ve Kral

Hayatımızı bölüşen iki şeytan var; Aklın düşmanıdır bu şeytanlar. Ben onları yenen yürek görmedim; Kim bunlar, adları ne diye sorarsanız, Biri sevgidir derim, Öteki yükselme tutkusu. Bu ikincisinin daha geniştir yurdu: Sevgiyi de içine alır çünkü. Örnek gösterirdim buna da, Ama bugün anlatmak istediğim şey başka. Bir kral, sarayına bir çobanı getirmiş. Yaşadığımız günlerde değil Eski güzel...

Akıl Satan Deli

Delilere hiç yanaşma daha iyi; Sözümü dinlersen iyi edersin, Akılsızdan kaçmaktır aklın işi, Boş kafadan ne düşünce beklersin? Nesi var ki sana versin? Çarşıda pazarda deliler vardır, Kral bile konuşmaktan hoşlanır; Neden derseniz, deliler Sağ sol dinlemez veriştirirler; Kepaze ederler bizden iyi, Kötüleri, ahmakları, gülünç züppeleri. Delinin biri, köşe başlarında Akıl satıyormuş bağıra çağıra...

İki Serüvenci ve Tılsım

Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez. Herakles ne yollardan geçmiş, geçmeyen bilmez. Bu tanrıdan daha zor işler görmüş birine Ne masallarda rastladım, ne tarihlerde. Ama alın size bir kahraman ki Bulup eski zaman tılsımlarından birini Kondurmuş başına devlet kuşunu Masal ülkelerinin birinde. Bir şövalye ve yol arkadaşı Bir direk görmüşler bir gün Ve üstünde şöyle bir yazı: “Ey serüven...

Tunalı Köylü

Görünüşüne aldanmamalı kimsenin İyi bir öğüttür bu, yeni değilse de. Fare yavrusunun yanılgısıyla da Doğrulamak istediğim buydu benim. Bugün de Sokrates Baba’yı Ve Ezop’u öne sürebilirim, Bir de Tuna kıyılarından bir köylüyü. Marcus Aurelius çizmiştir Sadık bir portresini bu köylünün. Ötekileri herkes bilir; Köylüye gelince şöyle bir insan düşünün: Tepeden tırnağa kıllar içinde Bir...

Çaylak, Kral ve Avcı

Bir avcı diri diri yakalamış Nuh kadar yaşlı bir çaylağı. Krala hediye etmeyi düşünmüş Bu binde bir ele geçer yaratığı. Avcı: Çoban armağanı, diyerek Kuşu krala sunacağı sırada, Bu masal eğer uydurma değilse, Çaylak elinden fırlayıvererek, Dosdoğru Haşmetlinin burnuna gitmiş Ve batırıp pençesini kenetlemiş. — Ne! Kralın burnuna ha? — Evet kralın! — Başında taç, elinde asa yok muymuş? — Olsa ne...

Kız Kılığına Giren Fare

Bir fare düşüvermiş Bir puhu kuşunun gagasından. Ben olsam kaldırmazdım düştüğü yerden, Ama bir Brahman kaldırmış. İnanırım, çünkü her memleketin Bir düşündüğü var kendine göre. Bir hayli hırpalanmış durumdaymış Bu sözünü ettiğim fare. Bizler aldırış etmeyiz pek Bu türlü küçük dünyalılara; Ama Brahman kardeş bilir onları. Ona sorarsanız, bir kraldan çıkan can Gider en minnacık kurdun Ya da...

İki Köpekle Bir Ölmüş Eşek

Kötü huylar bir araya gelir de İyileri gelmez nedense. İçimize bir kötülük girmeye görsün Hepsi sökün eder peşinden. Kardeş gibidir kâfirler; Bir dam altında yaşayabilirler. İyilikler öyle mi ya? Hepsi gelir mi bir araya Bir tek insanda? Gelse de binde bir; Zor kaynaşırlar nedense. Kimi adam yiğittir, ama akılsızca; Kimi de akıllıdır, ama pısırıkça. Hayvanlar da öyledir; Köpeği alın mesela:...

Tirsis İle Amarant

Ezop’u bir yana bırakmış, Bocaccio’ya vermiştim kendimi. Ama Tanrıçanın biri Haber salıp Parnassos’tan Masal istedi benden. Sen gel de yazamam de Elin kalem tutarken. Tanrıça bu, atlatılmaz ki… Hele güzelliğiyle de İnsana dilediğini yaptıran Tanrıçalardan biriyse. Sizin anlayacağınız, Sillery istedi Bay kargayla kurt çelebiyi Kafiyeli konuşturmamı yeniden. Sillery dendi mi...

İki Güvercin

İki güvercin varmış, canciğer; Bir arada doğmuş büyümüşler. Günün birinde iki dosttan biri Bıkmış görmekten hep aynı yeri, Uzak memleketlere gitmeye kalkmış. Otur oturduğun yerde, değil mi? Hayır, ille gidecek, delilik işte. — Ne zorun var kardeş, demiş Öteki güvercin; gel etme; Beni yalnız bırakıp gitme. Ayrılık en kötü şey bu dünyada. Sana göre hava hoş belki. Hiç mi aramazsın oralarda beni...

Kurtla Avcı

Biriktirme azgınlığı bir dev gibidir: En büyük nimet gözüne küçük gelir. Kitaplarda bu devle az mı cenkleştim; Boşa mı gidecek bütün emeklerim? Ne aklı dinliyor insanoğlu ne beni: Yeter artık yiyelim! diyecek mi bir gün? Acele et, dostum; pek uzun değil ömrün. Boyuna söylüyorum sana bunu; Tek bir söz bütün bir kitaba değer çünkü. Hadi kazancını ye. — Peki. — Ne zaman? — Yarın. Etme, dostum, yarın...

Yıldız Falı

Kaderinden kaçmak için yol değiştiren Çok kez o kaçtığı yerde rastlar kaderine. Bir baba, biricik oğlu doğunca Soyunu sürdürecek diye O kadar çok düşmüş ki üstüne, Falcıdan falcıya gider olmuş Dölünün kaderini öğrenmek için. Bir falcı demiş ki: Bu çocuğun Aslanlardan korunması gerekir en çok Belli bir yaşı dolduruncaya kadar; O belli yaş da yirmiymiş, ne eksik ne fazla. Sevgili oğlu üstüne...

Kediyle Sıçan

Dört değişik hayvan, peynir delisi kedi, Asık suratlı baykuş, ağ kemiren sıçan, Bir de gelincik, uzun bedenli, Hepsi birbirinden daha şeytan, Ormandaki yaşlı bir çamın Çürük yerlerine girerlermiş ikide bir. İnsanoğlu gelip ağ gerince bir akşam Tam bu çamın gövdesi önüne Dördü de içerdeymiş bizimkilerin. Kedi sabah erken, avlanmaya çıkarken Ağları görmemiş alacakaranlıkta Düşmüş içine, çıkmak...

Besili Horozla Şahin

Aldatıcı bir ses çağırır bizi çok kez: Aklı olan acele etmez. Çağırılınca kaçan bir köpek varmış hani, Bence odur köpeklerin en bilgini. Mans şehrinde oturan bir yurttaşımız Horozluktan emekli, yağlı besili (Mans horozları ünlüdür, bilirsiniz) Çağırılmış günlerden bir gün Efendisine hesap vermek için Ocak dediğimiz yüksek mahkeme önünde. İşi çakmasın diye horoz tatlı tatlı Gel bilibili, diyormuş...

Paşa İle Tüccar

Pek bilmiyorum nerede Galiba Afrika’da bir yerde, Yunanlı bir tüccar kurmuş dolabı, Soyup soğana çeviriyormuş milleti. Bir paşa varmış arkasında, Yardımını pahalıya satan bir paşa. Ona buna dert yanmış Yunanlı, Paşa çok para alıyor diye. Üç başka Osmanlı, daha küçük rütbeli, — Bizimle anlaş, demişler Yunanlıya; Yılda üçümüze birden vereceğin para, Paşaya verdiğinden daha az tutar. Yunanlı...

Eşekle Köpek

Yardımlaşmak gerek, doğanın yasası bu; Ama eşek bir gün boş vermiş bu yasaya Bilmem nasıl yapmış bunu Çünkü uysal bir yaratık bilir eşeği dünya. Köpekle birlikte yoldaymış bir gün Yürüyormuş ciddi ciddi, hiçbir şey düşünmeden. Efendileri de geliyormuş ikisinin ardından. Durmuşlar bir ara, efendi yatmış uyumuş, Eşek hemen otlamaya koyulmuş; Çayırlıkmış orası, yemyeşil; Otlar da tam eşeğin zevkine...

Zeus ve Yıldırımları

Zeus görüp bunca kusurlarımızı Gürlemiş bir gün göklerden: — Yeni konuklar getirelim, demiş, dünyaya Bu, canımı sıkmaya başlayan İnsan soyunun yerine. Koş, Hermes, doğru cehenneme git; Üç Furia’ların en zalimini getir. Ey bunca sevdiğim insanoğulları Bu kez yok bilin artık kendinizi. Ama çok geçmeden Zeus yatıştırmış öfkesini. Ey siz krallar, ki Zeus Sizlere emanet etmiş bizleri, Bırakın...

Üç Dilek

Moğolistan’da bir tuhaf cinler varmış; Uşaklık ederlermiş evlerde. Evi temiz tutar, eşyayı korurlarmış. Bahçe işlerine bile bakarlarmış. İşlerine karışamazmış kimse Cinleri kızdırmak istemezse. Bu cinlerden biri Ganj kıyılarında Hali vakti yerinde bir şehirlinin Bahçesine bakıyormuş sessiz sedasız, On parmağında on hüner varmış, Beyine, hanımına da pek bağlıymış, Hele hele de bahçesine...

Aslan Hatunun Ölüm Töreni

Aslan Şah’ın karısı ölmüş; Dalkavuklar saraya dolmuş, Başsağlığı dilemek için krala Ölümden beter yapmacıklarla. Kral, büyük tören ferman etmiş: — Ölümsüz ölü falan gün, falan saat, Falan yerden kalkacak. Vezir mezir işlerini bırakıp, Gelenleri gereğince karşılayıp Ulusal törene göz kulak olacak. Yiğitsen gitme böylesi törene: Jurnal korkusuyla gelen gelene. Tıklım tıklım dolunca mağara, Ki...

Talihi Aramaya Gidenle Evinde Bekleyen

Kimler koşmaz ardından Talih’in? Öyle bir yerde olsam ki seyredebilsem Sürüyle koşuşmalarının hepsinin O yosmanın ardından, memleket memleket, Büyüsüne tutulmuş gibi bir perinin. Tam kavuşacakken emellerine Hoppa peri kaçar gider ellerinden. Acırım zavallıların haline; Delilere kızamaz ki, acır insan. Bakın, derler, falanca zerzavatçıyken Papa oluverdi günün birinde. Biz daha değerli değil...

Genç Dul

Kocası ölür de kadın ağlamaz olur mu? Ağlar, dövünür, ama sonunda avunur. Ne kadar büyük de olsa keder. Zaman kuşunun kanatlarına biner gider. Aynı kuş getirir yeniden, Güzel, sevinçli günleri. Bu sabah dul kalmış kadınla Geçen yıl dul kalmış kadın bir mi? Biri başka insandır, öteki başka. Biri kara soğuktur, öteki tatlı sıcak: Birinden kaçınılır, ötekine koşulur. Yeni dul ağlayacak her gün...

Hır

Hır Tanrıça hır çıkarmış tanrılar arasında; Bir elma yüzünden sokmuş birbirine Hera’yı, Minevra’yı, Afrodite’yi. Atmışlar bu Tanrıçayı göklerden; O da kalkmış insan denen Hayvanlar arasına gelmiş: İyi de karşılanmış biliyorsunuz; Baş tacı edilmiş uğursuz, Kardeşi olurdu-olmazdı Ve babası senindi-benimdi’yle. Bu dünyada da şeref verecek Bizim Avrupa’yı bulmuş mübarek...

Şarlatan

Şarlatanlar eksik olmaz dünyadan. Bu mesleğin, ne hikmetse, Hacısı hocası boldur her zaman. Kimi peygamberim diye çıkar ortaya, Kimi Çiçeron geçinir köyde kentte. Bu sözde Çiçeron’lardan biri Öyle övüyormuş ki kendini, Söz sanatının Tanrısıymış neredeyse; Bir hımbılı, bir mankafayı, bir hödüğü Bülbül gibi konuştururmuş isterse. — Evet Baylar, diyormuş kükreyerek; Bir hödük, bir hayvan, bir...

Oduncuyla Hermes

Monsieur le Comte de Brienne’e Zevkinizi kural edindim masallarımda; Ona yaranmanın yollarını aradım. Fazla özen bezen istemezsiniz siz; Gereksiz süslemeleri sevmezsiniz; Ben de sevmem: Boşa gider böylesi çaba. Fazla güzellik aradı mı yazar, Her şeyi bozar. Ama bu demek değildir ki İnce nükteler şiire girmemeli. Siz seversiniz onları, Ben de sevmezlik etmem doğrusu. Ezop’un asıl...

Yılanın Kuyruğu İle Başı

       Bir gün yılanın kuyruğu, yılanın başına;        “Asıl işi ben görüyorum. Önce ben büyüyüp, seni ve gövdeni ben yürütüyorum!” demiş.        Gövdenin diğer parçaları;        “Bizi nasıl sen yönetip, yönlendirirsin ki? Senin ne gözün var, ne de burnun!” demişler.        Demişler ama kuyruğu bir türlü buna inandıramamışlar. Kuyruk; yılanın bütün gövdesine emirler vermeye başlamış. Ama kuyruğun...

Aslan Olmak İsteyen Eşek

       Eşeğin biri aslan olmak istemiş. Bir aslan postu bulup, ona bürünmüş. Onu gören herkes eşeği gerçek bir aslan sanmış. Hayvanlar da, insanlar da onu görünce korkup, kaçmışlar. Ama birdenbire rüzgâr esmeye başlamış ve eşeğin üzerindeki aslan postunu aldığı gibi yere atmış, eşeğin foyası meydana çıkmış. Onu aslan sananların hepsi eşeğin üzerine çullanmış ve onu dövmeye başlamışlar. Eşek...