KategoriEzop Masalları

Kömürcü İle Süpürgeci

       Bir varmış, bir yokmuş…        Kömürcü, komşusu süpürgeciye gidip;        “Biz neden böyle ayrı ayrı oturuyoruz? Gel, birlikte oturalım! Hem dostluğumuz ilerler, hem de dükkânlarımız bir olacağı için daha az para harcar, kolay geçiniriz,” demiş.        Süpürgeci bu öneriyi kabul etmemiş:        Bu durum bana uymaz arkadaş! Çünkü benim silip süpürdüğüm yeri, sen hemen pisleyip...

Tilki İle Böğürtlen

       Bir gün tilkinin biri, bir çitin üzerinden atlarken ayağı kalmış; düşmeyeyim diye böğürtlene tutunmak istemiş. Fakat böğürtlenin dikenleri ayaklarını parçalayıp kanatmış.        Canı yanan tilki;        “Bu da ne? Ben senden yardım bekliyordum, sen bana kötülük ediyorsun!” demiş.        Bunun üzerine böğürtlen;        “A tilki kardeş, sen de niçin bana sarılmaya kalkarsın? Bilmez misin...

Karnı Şişmiş Tilki

       Tilkinin biri, bir meşe ağacının önünden geçiyormuş. Şöyle bir kovuğa bakmış, içinde bir parça ekmekle bir parça et görmüş. Bunları bir çobanın ya da avcıların bıraktığını anlamış.        Tilkinin de karnı çok açmış. Bütün tehlikeye rağmen, çok aç olduğu için hemen ağacın kovuğundan içeri girmiş ve ekmekle eti yemiş. Karnı iyice şişmiş. Karnı şişince, girdiği kovuğun kapısı dar gelmiş, bir...

Avcı İle Aslan

       Ok atmakta usta bir avcı, bir gün avlanmaya dağa gitmiş. Onu gören bütün hayvanlar kaçışmaya başlamışlar. Yalnızca aslan, adamın karşısına geçmiş, “Gel de dövüşelim,” diye meydan okumuş. Avcı yayını germiş, nişan alıp atmış ve aslanı vurmuş.        Avcı bağırarak;        “Bu benim habercimdir, arkasından da ben gelirim!” demiş.        Yaralı aslan hemen kaçmaya başlamış. Bunu gören bir...

Suyu Döven Balıkçı

       Balıkçının biri ırmakta balık tutuyormuş. Ağlarını attıktan sonra, suyun akışını bir kıyıdan öbür kıyıya kadar kapatmış. Sonra da balıklar sersemleşsinler, kendilerini ağın içine atsınlar diye başlamış suyu dövmeye.        Bu durumu gören, o çevrede oturanlardan biri gelmiş.        Balıkçıya kızarak;        “Ne vuruyorsun böyle, be adam? İçtiğimiz suyu bulandırmak mı istiyorsun?” demiş...

Demirci İle Köpeği

       Demircinin birinin bir köpeği varmış. Demirci demir döverken köpeği de bir köşede uyuklarmış. Ama efendisi sofraya oturdu mu, köpek de uyanır, hemen demircinin yanına gelirmiş.        Bir gün demirci köpeğin önüne bir kemik atarak şöyle demiş:        “Sen ne kötü bir hayvansın! Ben çalışıp didinirken sen tembel tembel uyur, uyanmak nedir bilmezsin. Ama ben yemek yemeye başlayınca koşar...

Kurbağa İle Öküz

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir su birikintisinin karşısında iki kurbağa varmış. Biri baba, biri yavrusuymuş.        Küçük kurbağa;        “Oh babacığım! O denli korkunç bir canavar gördüm ki… Başındaki boynuzları bir dağ gibi büyüktü. Kocaman bir kuyruğu vardı. Tırnakları da ikiye ayrıktı,” demiş.        Baba kurbağa;        “Uzatma yavrum, uzatma!” diyerek onu susturmuş...

İhtiyarlayan Aslan

       Bir varmış, bir yokmuş…        Ormanları titreten aslan, aradan yıllar geçince iyice ihtiyarlamış. Yuvasının önüne bitkin bir durumda uzanmış. Görkemli görünüşü tamamıyla kaybolmuş. Artık ormanın içinde av peşinde koşamadığı için açlıktan zayıflamış. Kaburga kemikleri sayılır bir duruma girmiş. Değil av peşinde koşmak, kendisine kafa tutanlara bile karşı koyamaz olmuş.        Aslanın...

Eşek İle Fino Köpeği

       Bir varmış, bir yokmuş…        Zengin bir çiftlik sahibi varmış. Bir gün ahıra gelip gezmeye başlamış. Bu ahırda, çeşitli hayvanlar bulunuyormuş. Onların arasında, sahibini sırtında taşıyan fedakâr eşek de varmış.        Eşek, zengin çiftçinin yanında koşup sıçrayan fino köpeğini kıskanmış. Kıskanmakta haksız da sayılmazmış. Çünkü adam eşekle hiç ilgilenmezmiş, onu sevip...

Altın Yumurtlayan Tavuk

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir köylü, yeni aldığı tavuğun yumurtasını görmek için kümese girmiş. Girer girmez, karşılaştığı manzara karşısında hayretten donup kalmış. Yumurta parıl parıl parlıyormuş. Onu eline alıp incelemiş. Uzun uzun muayene etmiş. Bu yumurta saf altındanmış. Adam, yumurtayı sevinçle alıp saklamış.        Bir gün sonra, adam yine kümese gitmiş. Tavuğun yine bir...

Tilkinin Yiyemediği Üzümler

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir akşamüstü koca tilki güneşleniyormuş. Kendi kendine;        “İkindi kahvaltısında ne yiyeceğim?” demiş. Sonra da;        “Buldum!” diye düşünmüş. “Geçen gün bir asmanın üstünde üzüm görmüştüm. Daha yeni olgunlaşmıştı. Gideyim de bir bakayım şunlara. Eğer olmuşlarsa kendime bir salkım koparıp yiyeyim.”        Koşarak oraya gitmiş. Bahçenin çevresinde...

Eskilerle Yeniler

       Bir varmış, bir yokmuş…        Keçi çobanının biri, sürüsünü otlağa götürmüş. Bir ara bakınca, sürüye yaban keçilerinin karıştığını görmüş.        Akşam olunca hepsini almış, ağılına getirmiş. Ertesi gün hava bozukmuş. Çoban sürüyü dışarı çıkaramamış. İçerde bakmak zorunda kalmış. Kendi keçilerine, açlıktan ölmeyecekleri kadar, birer avuç saman vermiş. Yeni gelenlere ise, “alışsınlar...

Eden Bulur

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir toprak faresi, bir kurbağa ile dost olmuş. Olmuş ama kurbağa fareye bir oyun oynamaya karar vermiş. Farenin ayağını kendi ayağına bağlamış. Karınlarını doyurmak için bir tarlanın yolunu tutmuşlar.        Bir gölün kenarından geçerlerken, kurbağa suya dalıvermiş. Tabii fareyi de birlikte sürüklemiş. Kurbağa, “Vırakkk! Vırakkk!” diye ötüyor, suya...

Tavşan İle Kurt

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir gün bir tavşan tepenin yamacında gidiyormuş. Birisinin “İmdat! İmdat!” diye bağırdığını duymuş. Bir bu yana, bir o yana bakmış. Karşısında bir kurt görmüş. Kurdun sırtına kocaman bir taş düştüğü için, yerinden kalkamıyormuş.        Kurt;        “Tavşan kardeş, şu büyük taşı sırtımdan alıver. Yoksa öleceğim,” diye bağırmış.        Tavşan taşı...

Tavşan İle Fil

     Bir zamanlar ormanda korkunç bir kuraklık başlamış. Yaz gelip geçtiği halde, tek bir damla bile yağmur yağmamış. Susuzluk hayvanların canına tak edince, bu duruma bir çare bulmak için toplanmışlar. İçlerinden birisinin teklifi üzerine, bir kuyu kazmaya karar verip çalışmaya başlamışlar. Bütün hayvanlar, hatta kuşlar bile gece gündüz çalışıyormuş. Ancak tavşan; “Ben daha çok küçüğüm!” diyerek...

Aslan Postuna Bürünen Eşek

     Nereden akıl etmişse etmiş, eşeğin biri aslan postuna bürünmüş. Bürünmüş ya, o günden sonra da kimseler dolaşamaz olmuş çevresinde…      Eşek, aslan postuna bürünmekle ne değişecek ki… Her zamanki gibi eşek işte! Ama postu aslan postu ya, görenler tir tir titriyor korkudan.      Bir gün bir aksilik olmuş, bizim sahte aslanın uzun kulakları dışarı fırlamış. Akıllı adamın biri...

Su Kuyusuna Düşen Tilki

     Tilkinin biri, suyun kaynadığı bir çukura düşmüş. Çıkmak için hiç bir gereç ve yol yokmuş. Bir süre sonra, kaynağa susamış bir keçi gelmiş. Tilkiyi görünce, ona suyun iyi ve bol olup olmadığını sormuş.      Zor durumda olduğunu belli etmek istemeyen tilki, “Gelsene dostum; su o kadar güzel ki, ne kadar içsem kanamıyorum. Üstelik o kadar da bol ki, istediğin kadar iç, tükenmez,” demiş.     ...

Tarla Faresi İle Şehir Faresi

     Bir varmış bir yokmuş, bir şehir faresi varmış. Bir gün evde otururken tarla faresine acıyıp, onu eve çağırmış. Koca bir halının üstüne bir sofra kurulmuş ki şahane! Ne yemekler ne yemekler… Bu yemekleri bilmezmiş tarlada yaşayanlar. Şehirli olmak gerekirmiş, görmek ve tatmak için.      Böyle bir ziyafet görülmemiş, hiçbir şey eksik değilmiş. Ama tam yemeğe başladıkları sırada...

Bacaklar mı? Boynuzlar mı?

       Susuzluktan dili damağı kuruyan bir geyik suya inmiş; kana kana içmiş. Tam gidecek, sudaki yansımasını görünce durmuş. Aman tanrım, o ne güzel boynuzlar, çatal çatal, görkemli. Geyikçik vurulmuş boynuzlarının güzelliğine, varsa yoksa boynuzlarım demiş, başka şey dememiş.        Ama gözleri kalem bacaklarına erişince coşkunluğu duman olup uçuvermiş. Nerede ay çatalı boynuzlar, nerede o...

Meşe Dalında Öten Bülbül İle Avcı Atmaca

       Bülbül meşe dalına konmuş, şakır şakır öter dururmuş. Atmaca duymuş sesini.        “Aman ne güzel,” demiş. “Açlıktan karnım zil çalıyor; şu bülbülü yiyeyim de açlığımı dindireyim.”        Sektirmeden çullanmış bülbüle, kıskıvrak yakalamış.        Bülbül;        “Bırak beni atmaca kardeş,” demiş. “Benden ne olur ki sana? Bir lokmacık bir kuşum ben! Etim ne budum ne? Dişinin kovuğunu bile...

Tek Gözlü Alageyik

       Avcıların attığı oklardan biri güzel bir alageyiğin gözüne gelmiş ve gözünü çıkarmış. Alageyiğin tek gözü kalmış. Bir gün deniz kıyısına varmış, karnını doyurmaya başlamış. Bir yandan da can korkusu yüzünden yüreği kıpır kıpırmış.        “En iyisi,” demiş. “Tek gözümü karadan yana çevireyim, dikkatli olayım. Avcılar mavcılar gelir de görmem sonra. Denizden adama bir kötülük gelmez, kör...

Göl Kurbağası İle Bataklık Kurbağası

       Aslanı hayvanların başına yönetici seçmişler. Aslan da aslanmış hani; iyiliksever, adaletten yana, eşitlik dedin mi kimselere ayrıcalık tanımayan, eşi bulunmaz bir aslanmış. Bir gün hayvanları toplamış:        “Benim liderliğimde kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Kimse kimseye ilişmeyecek. Geçti artık o günler! Artık yağma yok! Vurgun da geçti, çalıp çırpma da geçti. Onun için düşmanlar...

Dövüşçü Aslan İle Yaban Domuzu

       Bir yaz günü aslan su içip serinlemek amacıyla bir su başına gelmiş. O sırada yabandomuzu da aynı amaçla suya eğiliyormuş. Aslan;        “Çekil bakalım da suyumuzu içelim,” demiş.        “Ne demek çekil?” diye karşılık vermiş yaban domuzu. “Biz hayvan değilmiyiz? Biz de su içemez miyiz? Asıl sen çekil!”        “Sen çekil… Hayır sen çekil…” derken işi dövüşe çevirmişler. Nasıl bir...

Horoz İle Doğan

       Horozun biri iyiden iyiye yaşlanmış. Sahibi;        “Artık bunu kesmeli, bir güzel suyuna pilav pişirmeli. Etini de fırına vermeli,” diye düşünmüş.        Düşünmek başka şeydir, yapmak başka şey! Sahibi horozu kesip yemeyi aklına koymuş ama horoz da çoktandır bunu beklediğinden hep temkinli davranıyormuş.        Sahibi horozu bir türlü ele geçirememiş. Çağırmış ama horoz gitmemiş. Araya...

Tarlakuşu İle Yavruları

     Bir tarla kuşu varmış. Buğdaylar yeşerirken kendisine bir yuva yapmış. Her gün birer yumurta yapıp üzerine yatmış. Bir süre sonra yavruları yumurtadan çıkmış, ama yavrular bir türlü uçmayı öğrenememişler. Tarla kuşu bundan dolayı çok üzgünmüş. Yiyecek aramaya giderken yavrularını sık sık uyarırmış:      “Aman yavrularım gözünüzü dört açın. Yarın tarla sahibi gelince kulak verip dinleyin. Ne...

Aslanın Yöneticiliği

     Aslanı hayvanların başına yönetici seçmişler. Aslan da aslanmış hani; iyiliksever, adaletten yana, eşitlik dedin mi kimselere ayrıcalık tanımayan, eşi bulunmaz bir aslanmış. Bir gün hayvanları toplamış:      “Benim liderliğimde kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Kimse kimseye ilişmeyecek. Geçti artık o günler! Artık yağma yok! Vurgun da geçti, çalıp çırpma da geçti. Onun için düşmanlar...

Ağlayan Domuz

     Domuzun biri çayırdaki koyunların arasına karışmış. Sessizce onlarla birlikte otluyormuş. Derken çoban yakalayıvermiş onu. Bacağından sürüyüp götürmeye başlamış. Domuzda bir feryat, bir figan!      Koyunlar çileden çıkmış sonunda:      “Niçin öyle etinden et koparılıyormuş gibi bağırıyorsun? Bizi de tutup tutup götürüyorlar, hiç sesimiz çıkıyor mu?”      Durmadan ağlayan domuz;      “Doğru...

Yengeç İle Yavrusu

     Anne yengeç, kızı yengece kancayı takmış; durmadan konuşurmuş, bıktırırmış canından:      “Öyle eğri büğrü yürüme! Şunu şöyle yapma, bunu böyle yapma! Doğru dürüst yürü!”      Yengeç kızın canına tak etmiş, sonunda patlamış:      “Peki, sen doğru dürüst yürü önümde de yürümek neymiş ben de öğreneyim. Yapamazsam o zaman konuşursun!” demiş annesine.      Kendindeki kusurları görmeksizin...

Üç Mükemmel Köpek

     Çok uzaklarda bir köpek yaşarmış. Köpeğin cinsi “rottweiler”miş. Üstelik bu köpeğin sahibi çok zengin olduğu gibi, kendisi de mükemmel bir insanmış.      Karşı dağda bir “pitbull” varmış. Ancak bu pitbull çok fakirmiş; üstelik sahibi de yokmuş, ama çok güçlü ve cesurmuş. Günlerden bir gün, bu ikisi gezmek için dışarı çıktıklarında karşılaşmışlar. Pitbull, rottweiler cinsi köpeğe imrenerek...

Aslan, Eşek ve Tilki

     Aslan, eşek ve tilki birlikte avlanmaya çıkmışlardı. Her ne avlarlarsa aralarında pay edeceklerdi. Anlaşmanın şartlarına da hepsi uyacaklardı. Kocaman besili bir geyik ele geçirdiler; aslan pay etme işini eşeğe verdi. Eşek düşündü taşındı, anırdı ve bin bir güçlükle geyiği üç eşit parçaya ayırdı. Aslan eşeğin kendisine layık gördüğü parçaya o kadar sinirlendi ki, zavallı eşeğin üzerine...