KategoriEzop Masalları

Tavuskuşu İle Turna

       Tavuskuşu yolda giderken bir turnaya rastlamış. Onunla alay etmeye başlamış:        “Ne kadar da kötü renklerin var; tüylerin de hiç parlamıyor. Bir de bana bak! Hem renklerim güzel, hem de tüylerim parıl parıl parlıyor!” demiş.        Turna, tavuskuşuna şöyle bir baktıktan sonra;        “Tüylerin ve renklerin gerçekten de güzel. Ama ben de yükseklerde uçarım. Tüylerim parlamaz ama en...

Kuşların Kralı

       Bir gün kuşlar kendilerine bir kral seçmek için toplanmışlar. Krallık için çeşitli öneriler getirilmiş.        Tavuskuşu;        “Ben hepinizden daha güzelim! Ben lider olmalıyım!” demiş.        Diğer kuşlar ona hak vermişler. Tam oylamaya geçileceği sırada alakarga söz almış:        “Evet, tavuskuşu güzel olmasına güzel ama bize saldıracak yırtıcı hayvanlara karşı hiçbir şey yapamaz...

Kurbağa İle Aslan

       Aslanın biri çok susamış ve su içmek için dere kenarına inmiş. Kurbağanın kulakları tırmalayan yüksek sesini duyunca durmuş.        “Herhalde bu ses büyük ve güçlü bir hayvanındır. Onunla birlik olursak gücümüzü çoğaltabiliriz,” diye düşünmüş.        Durup sesin geldiği yöne doğru bakmış. Uzunca bir süre hiçbir şey görememiş. Sonra bir de bakmış ki, derenin kenarında bir kurbağa hoplayıp...

Sivrisinek İle Aslan

       Sivrisinek çok güçlü olduğunu düşünüyormuş. Bir gün aslanla karşılaşmış.        Böbürlenerek;        “Senden korkmuyorum çünkü senden daha güçlüyüm. İstersen savaşalım, göster kendini. En fazla ne yaparsın ki? Tırnaklar ya da ısırırsın! Onu kediler bile yapıyor. Hadi, cesaretin varsa savaşa başlayalım!” demiş.        Bunu söyledikten sonra vızıldayarak aslanın burnuna saldırmış.       ...

Keçiye Kızan Çoban

       Büyük bir çiftlik sahibi, keçilerini otlatsın diye genç bir çobanı görevlendirmiş.        Çoban keçileri otlağa götürmüş. Akşam olunca hepsini bir araya toplamak istemiş. Ama içlerinden biri, bir türlü diğerlerinin yanına gelmek istememiş.        Çoban bu işe çok sinirlenmiş. Eline bir taş aldığı gibi keçiye fırlatmış. Taş, keçinin boynuzuna isabet etmiş ve boynuz kırılmış.        Çoban...

Ceza

       İki arkadaş yolda gidiyorlarken, hiç yoktan bir nedenle tartışmaya, kavga etmeye başlamışlar.        Biri çok sinirlenmiş ve sonunu düşünmeden arkadaşını öldürmüş.        Ölenin akrabaları olanı biteni duyunca adamın peşine düşmüşler. Adam onlardan kurtulmak için dere kenarına inmiş.        Bir de bakmış ki karşıdan bir kurt geliyor. Kurttan kurtulmak için büyük bir ağaca çıkmış ve ağacın...

Altın Aslan Bulan Korkak Adam

       Korkak ve cimri olan bir adam, altından yapılmış bir aslan heykeli bulmuş. Altın olduğu için alıp evine götürmek istemiş, ama çok korkak olduğu için, gerçek bir aslandan farklı durmayan heykele elini de süremiyormuş.        Başlamış kendi kendine söylenmeye:        “Ben ne kadar şanssız biriyim. Hangi hainin aklına gelmiş böyle bir şey yapmak! Bir yanda para sevdası, bir yanda korkaklık...

Kış İle Bahar

       Bir gün kış, baharla alay etmiş, ona söylemediğini bırakmamış.        “Sen ortaya çıktım mı, kimsenin rahatı kalmıyor. Kimi kırlara, ormanlara gidip çiçekler topluyor. Kimi güller, leylaklar topluyor, koklayıp koklayıp saçlarına takıyor. Kimi yola çıkıyor, gemilere binip başka yerler, başka ülkeler görmeye gidiyor. Rüzgâra da, yağmura da aldıran olmuyor. Bir de bana bak. Ben her sözünü...

Kırlangıç İle Kartal

       Kırlangıcın biri, bir mahkemenin saçağına yuva kurmuş. Bir gün yavrularına yem aramaya gitmiş. O sırada kartalın biri gelip yavruların hepsini yemiş. Kırlangıç yuvasına dönüp bakmış ki, yavruları yok! Başlamış ağlayıp yakınmaya.      Bu sırada oradan geçen başka bir kırlangıç durumu görmüş. “Bir sen değilsin ki, bu daha nicelerinin başına geldi!” diyerek arkadaşını avutmak istemiş.     ...

Kırlangıç İle Alakarganın Kavgası

       Kırlangıçla alakarga, “Ben güzelim, sen güzelsin!” diye kavgaya başlamışlar. Kırlangıç kendi biçimini, güzelliğini övüp durmuş.
     Sonunda alakarga kesip atmış:
     “Sen hiç benden güzel olabilir misin? Sen ancak baharda güzelsin. Ben ise en soğuk kış soğuklarına bile karşı koyarım,” demiş.

Kaplumbağa İle Kartal

       Kaplumbağanın biri, bir gün kartala gitmiş.      “Bana uçma öğretir misin?” diye sormuş.      Kartal:      “Sen kuş değilsin ki! Ayrıca senin kanadın da yok!” demiş.      Fakat kartal ne söylediyse bir türlü kaplumbağaya dinletememiş. Kaplumbağa uçmakta diretmiş.      Bunun üzerine kartal onu pençeleriyle yakalayıp havalanmış.      “Madem uçabileceğini düşünüyorsun, uç da görelim bakalım!”...

Kaval Çalan Balıkçı

       Bir balıkçı varmış. Çok güzel kaval çalarmış. Bir gün kavalını da ağını da yanına alıp denize açılmış. Bir kayalığın üzerine çıkıp kavalını çalmaya başlamış.      “Şimdi balıklar kavalın sesini duyup, bu sesten hoşlanarak birer birer denizden çıkarak bana gelecekler!” demiş.      Kavalını çaldıkça çalmış. Ama ne gelen varmış ne de giden. Bakmış olacak gibi değil, bu defa kavalını bir yana...

Aslan, Ayı ve Tilki

       Aslan ile ayı ölü bir geyik bulmuşlar. Başlamışlar aralarında kavga etmeye.        Ayı; “Önce ben gördüm. O, benimdir!” demiş.        Aslan da; “Ben daha güçlüyüm. O, benim hakkım!” diyormuş.        Kavga giderek büyümüş. Sonunda birbirleriyle didişmekten yorgun düşmüşler. İkisi de bir yana devrilmiş ve ikisinin de kımıldayacak hali kalmamış.        Bu sırada oradan geçen bir tilki, bakmış...

Kurbağalar ve Tavşanlar

       Büyük bir ormanda sürekli korku içinde yaşayan tavşanlar bir toplantı yapmışlar. Hepsi de aynı şeyden yakınıyormuş.        İçlerinden biri söz almış:        “Tavşan olmak çok zor. İnsanlardan korkuyoruz, kurtlardan korkuyoruz, köpeklerden korkuyoruz. Her an kime yem olacağımızı bilmeden korku içinde yaşıyoruz!” demiş.        Bunun üzerine hep birlikte, “Korku içinde yaşamaktansa ölmek daha...

Kör Karga İle Yolcular

       Birkaç arkadaş önemli bir iş için yola koyulmuşlar.        Yolda karşılarına tek gözü kör bir karga çıkmış.        İçlerinden biri; “Yolda kargayla karşılaşmak uğursuzluktur. Başımıza kötü işler gelir, hemen geri dönelim!” demiş.        Arkadaşları ona hak vermiş ama içlerinden biri;        “Bu karga bizim başımıza gelecek felaketi nereden bilsin? Eğer bilseydi kendi başına gelecekleri...

Keyfine Düşkün Ardıç Kuşu

       Ardıç kuşu büyük bir meşe ormanına girmiş. Bakmış ki her yerde yiyecek var, bu çok hoşuna gitmiş. Başlamış eşelenip yemlenmeye. Aradan epeyce zaman geçmiş ama ardıç kuşu bir türlü ormandan ayrılamamış. Oradan geçen bir avcı onu görünce hemen okunu çıkarmış ve ardıç kuşunu kolayca avlayıvermiş.
     Ardıç kuşu son nefesini verirken;
     “Biraz keyif yapacağım diye canımı veriyorum!” demiş.

Zeus İle Kaplumbağa

       Zeus’un düğünü varmış. Düğüne bütün hayvanlar davet edilmiş. Düğün günü, davetli hayvanların hepsi gelmiş ve törende hazır bulunmuşlar. Yalnızca kaplumbağa ortalıkta görünmemiş. Zeus ne olduğunu çok merak edip, düğünden sonra kaplumbağanın yanına gitmiş.      “Bütün hayvanlar düğünüme geldi de sen neden gelmedin?” diye sormuş.      Kaplumbağanın sırtında o zamanlar kabuğu yokmuş. Ağaç...

Asker İle Atı

       Bir süvari, savaş boyunca “çok yoruluyor” diye atına iyi bakmış. Onu her gün bol bol arpa ile beslemiş. Ama savaş bitince atı hiç önemsemez olmuş. Her işe onu koşturur, yiyecek zamanı gelince de bir parça saman verirmiş.        Gel zaman git zaman, yine savaş çıkmış. Süvari savaşa çağrılmış.        Adam hemen atını hazırlamış, kendisi de silahlarını alıp yola çıkmış. Ama bakımsız kalan...

Kendini Doktor Sanan Kurbağa

       Kurbağanın biri kendini doktor sanmaya başlamış. “Ben bir doktorum, her derdin çaresini bilirim!” diyerek gezinmeye başlamış.
       Bir gün tilkiyle karşılaşmış. Aynı şeyi tilkiye de söylemiş.
       Tilki kurbağaya şöyle demiş:
       “Sen her tarafı yaralarla dolu kendi vücudunu iyileştirememişsin. Başkalarının derdine nasıl çare olacağını sanıyorsun?”

Alakarganın Düşü

       Alakarganın karnı acıkmış. Bir incir ağacına rastlayınca gidip dalına konmuş.        Bakmış ki incirler henüz olgunlaşmamış.        Kendi kendine;        “Gidip başka yerlerde yiyecek arayana kadar burada kalır, bunların olgunlaşmasını beklerim daha iyi,” demiş.        Aradan epeyce zaman geçmiş.        Oradan geçen bir tilki, onu incir ağacının tepesinde görünce nedenini merak edip sormuş...

Alakarganın Başına Gelenler

       Alakarganın biri, güvercinlikte insanlar tarafından beslenen güvercinleri görünce onlara çok özenmiş. Onlara benzemek için boyanmış, temizlenmiş, süslenmiş, gelip sessizce güvercinliğe girmiş.        Karga olduğu anlaşılmasın diye ilk günler hiç ötmemiş. Güvercinler de onu kendilerinden sanıp yiyeceklerini onunla paylaşmışlar.        Bir gün alakarga, güvercin olmadığını unutup başlamış...

Kendine Güvenen Oğlak

       Oğlak, sahibinin peşine takılıp evin önüne kadar gelmiş. Sahibi onu çok sevdiği için içeri girmesine izin vermiş.        Oğlak bir de bakmış ki, kapının önünden bir kurt geçiyor. Oğlak, evin içinde olmasına güvenerek, başlamış kurda kötü sözler söylemeye.        Kurt bunun üzerine oğlağa dönüp;        “Zavallı oğlak. O kadar böbürlenme. Bana söven sen değilsin… İçinde bulunduğun...

Tilki İle Maymun

       Maymunun biri bir gün hayvanların ortasında dans etmeye başlamış. Onu gören diğer hayvanlar bunu çok beğenmişler. Böyle güzel dans eden birinin kralları olması gerektiğini söyleyerek, maymunu kendilerine kral seçmişler.        Tilki bu durumu kıskanmış. Bir gün bakmış ki bir kapanın içinde bir parça et duruyor. “Bir hazine buldum ama onu almak benim gibi aciz hayvanlara değil, sizin gibi...

Kırlangıç İle Tilki

       Kırlangıç yüksekçe bir ağacın dalına konmuş, ötüyormuş. Oradan bir tilki geçmekteymiş. Tilki, “Şunu bir yesem!” diye içinden geçirmiş. Bir kurnazlık düşünmüş. Ağacın karşısına geçip, kırlangıca, sesine hayran olduğunu söylemiş. “İn aşağıya da, seni bir de yakından göreyim,” demiş.        Kırlangıç, tilkinin ne düşündüğünü anlamış, ağaçtan küçük bir yaprak parçası kopararak aşağıya atmış...

Tilki İle Üzümler

       Aç tilkinin biri bir üzüm bağına girmiş. Bakmış, salkım salkım olgunlaşmış, nefis üzümler sarkıyor. Ağzının suyu akmış. Üzümlerden yemek istemiş. Öyle yapmış olmamış, böyle yapmış olmamış, bir türlü yetişememiş. Yemeyi çok istediği olgun, nefis üzümlere ulaşamayıp onları yiyemeyince;
       “Bunlar daha olmamış; henüz koruk halindeler. Zaten şimdi çok ekşidirler!” diyerek oradan uzaklaşmış.

Keçi İle Bağ

       Bir üzüm bağının filiz verdiği günlerde, keçinin biri bağa girip tomurcukları yemeye başlamış.
       Bağ, keçiye seslenerek;
       “Etrafta hiç taze ot kalmadı mı da gelip benim canımı yakıyor, körpe filizlerimi yiyorsun? Yoksa tomurcuklarımı yiye yiye bitireceğini mi sanıyorsun? Korkma, insanların seni kesip yedikleri gün eğlenmeleri için yapacakları şarap yine bendendir!” demiş.

Kel Kafalı Adam

       Kel adamın biri kafasına takma bir saç geçirmiş, atına binmiş gidiyormuş. Derken kuvvetli bir rüzgâr çıkmış. Rüzgâr öylesine güçlü esiyormuş ki, adamın takma saçlarını alıp götürmüş. Bu durumu görenler katıla katıla gülmüşler.        Adam bunun üzerine atını durdurup, etrafındakilere şöyle seslenmiş:        “Takma saçların beni bırakıp gitmesine neden bu kadar gülüyorsunuz? Ben dünyaya...

İnsanlardan Kaçan Geyik

       Bir varmış, bir yokmuş…        Geyiğin biri uzaktan gelen insanları görmüş. “Beni yakalayacaklar!” korkusuyla telaşla kaçmaya başlamış. Karşısına bir mağara çıkmış. “Buraya girip saklanırsam insanlar beni göremezler!” demiş ve içeri girmiş. Fakat orası aslanın mağarasıymış. Aslan geyiği görür görmez yakalamış.        Geyik, aslanın pençeleri arasında son nefesini verirken;       ...

Engerek Yılanı İle Eğe

       Bir varmış, bir yokmuş…
       Engerek yılanı parasız kalınca, “En kolayı, gidip birilerinden para istemek,” diye düşünmüş. Bir demirci dükkânına girmiş. Hemen eğenin yanına gitmiş, ondan para istemiş.
       Eğe, yılana şöyle demiş:
       “Sen beni tanımıyorsun galiba? Ben kimseye bir şey vermem! Benim işim gücüm hep başkalarından almaktır!”

Böğürtlen İle Köknar Ağacı

       Bir varmış, bir yokmuş…        Büyük bir ormanda böğürtlen ile köknar ağacı yan yana yaşıyorlarmış. Ama bir gün çekişmeye başlamışlar.        Köknar kendini beğenmiş bir tavırla böğürtleni küçümseyerek demiş ki:        “Ben senden daha büyüğüm. Sen hiç benimle boy ölçüşebilir misin? Hem de benim ağacı çok değerlidir. Tapınakların çatılarını, gemilerin gövdelerini benim kerestemi...