KategoriLafonten Masalları

Efendisinin Yemeğini Boynunda Taşıyan Köpek

     Gözlerimiz güzellere bakmaktan, ellerimiz altınları avuçlamaktan alamaz kolay kolay kendini. Az kişi vardır dünyada; bal tutup parmağını yalamayacak.      Eve öteberi götürmeye alışmış, aklı başında bir çoban köpeği, boynunda efendisinin akşam yemeği, gidiyormuş yoluna tıpış tıpış. Tokgözlü bir köpekmiş bu; gerçi bazen -hele güzel yemekler taşıdığı zaman- açgözlü olduğu günleri arıyormuş...

Kadınlar ve Sır

En ağır yük sırdır, aşkolsun taşıyana! Kadınlar hele, hiç dayanamaz. Hoş kadından beter erkekler de vardır ya, Bu masalda erkeğin payı az. Bir koca Karısını denemek istemiş, Gece yarısı doğrulmuş yatağında, Basmış yaygarayı: — Hanım, kalk! Bir şeyler oluyor bana! Aman! Nedir başıma gelen? Bir yumurta çıkıyor içimden! — Ne? Diye sormuş hanım; ne yumurtası? — Al bak, demiş kocası; taptaze, günlük...

İnsanla Pire

Ne yersiz dileklerle yorarız tanrıları! İnsanlara bile yakışmayan nice işler isteriz onlardan. Kim olursak olalım, her tanrının gözü, hep bize çevrilmek zorunda sanki; en küçük ölümlünün her işi, her sözü Olympos’u ve bütün Olymposluları, Troyalılarla Helenlerin savaşı kadar ilgilendirirmiş gibi. Bir pire omuzunu ısırmış bir budalanın. Ve saklanıvermiş çarşafın bir kıvrımına. — Ey Herakles...

Masalların Gücü

Eski Atinalılar hoppa insanlarmış, Ele avuca sığmazlarmış pek. Ünlü Yunan söylevcisi Demades Yurdunu tehlikede görerek Çıkmış bir gün kürsüye Ve, bir kırbaç gibi kullanıp sanatını Coşturmak istemiş bütün gücüyle Cumhuriyetin özgür evlatlarını; Toplum hizmetine çağırmış hepsini. Bakmış dinlemiyor kimse, Daha acı sözlere başvurmuş, En gevşek yürekleri sarsacak sözlere. Havaya gitmiş ne söylediyse...

Aslan, Kurt ve Tilki

Kocamış, işi bitmiş bir aslan Tutturmuş derdime bir çare diye. Sen gel de, kabadayıysan, Bir krala çare yok de! Haber gitmiş bütün hayvanlara… Onlarda da hekim boldur, maşallah! Dört bir yandan sökün etmiş türlü türlüsü. Bakmışlar gelenler arasında tilki yok; Sinmiş bir köşeye malın gözü. Kurtsa, tersine, Kralın etrafında pervane. Çıtlatıvermiş bir ara, Tilkinin yokluğunu krala. — Hemen...

Aslan Postu Giyen Eşek

Eşeğin biri aslan postu giymiş, Millet evinden çıkamaz olmuş. Eşek hep o eşek, Ama gören korkudan ölecek! Bir gün aksilik etmiş kulakları, Uçları çıkıvermiş posttan dışarı. Açıkgözün biri görmüş, Eşeğin şakası sona ermiş; Vurmuş sopayı beline, Sürmüş aslanı değirmene. Şaşırakalmış görenler, Aslanı eşek etti sanmışlar. Fransa’da çok böyle aslan. Nice babayiğitlerimize Bu masal biçilmiş...

Savaşa Giden Aslan

Aslan sefere çıkmayı koymuş aklına. Savaş divanı kurmuş, haberciler salmış Büyük küçük bütün uyruklarına. Hepsi sefere katılmaya gelmiş, Her biri kendi yeteneğiyle. Fil takım taklavat taşıyıp sırtında, Fil âdetince savaşacakmış; Kurt saldırıları yönetecek, Tilki gizli serviste çalışacakmış. Maymunun işiyse türlü oyunlarla Düşmanı oyalamakmış. Biri çıkmış demiş ki aslana: “Eşekleri almayalım...

Tavşanla Keklik

Başı dertte olanlarla hiç alay etmemeli; neden dersen: Gülme komşuna gelir başına! Bilgin Ezop, masallarında bir iki örneğini verir buna. Bu dizelerde benim verdiğim de, tıpkı onunkiler gibi… Keklik ve yurttaşı tavşan, Bir tarlada kapı komşusu, Yaşayıp gidiyorlarmış çatışmadan; Devlet, huzuru sağlamış anlaşılan. Ama bir gün avcılar sökün etmiş, Tavşan, sığınacak bir yer Aramak zorunda kalmış...

Yılanla Eğe

Yılanın biri saatçinin komşusuymuş, Komşunun böylesi düşman başına. Bir gece yılan girmiş dükkâna, Yiyecek arıyormuş. Bula bula ne bulsun: Çelik bir eğe; Başlamış hart hurt kemirmeye. Eğe hiç kızmadan demiş ki: “Zavallı kara cahil, iş mi bu seninki; Çılgın beyinli sürüngencik, beni dinle: Kendinden sertiyle uğraşman nafile. Senin benden kıl koparman şöyle dursun, Bütün dişlerinden de olursun...

Geyikle Asma

Kimi ülkelerde asma çok yüksek olurmuş; Bir geyik saklanıp böyle bir asmanın içine Ölümden güç bela kurtulmuş. Avcılar bakmış boşuna aranıyor köpekleri Çağırmışlar hepsini geri. Tehlike uzaklaşınca bizim geyik Başlamaz mı haşır huşur çekiştirip yemeye Canını kurtaran asmayı? Ne nankörlük! Avcılar duymuş, dönüvermişler hemen Ve geyik asmanın dibinde can verirken: “Hak ettim,” demiş, bu cezayı;...

Put Taşıyan Eşek

Eşeğin birine put yüklemişler: Herkes yere kapanır olmuş önünde. Eşek kendine tapıyorlar sanarak, Tütsüleri, duaları benimseyerek Başlamış kasılıp karmaya, Alçak dağları ben yarattım demeye. Adamın biri farkına varmış işin; Eğilip kulağına demiş ki eşeğin: — Merkep Çelebi, bu çılgınca sanrıyı Hemen kafandan sil: Gördüğün saygılar, secdeler sana değil, Sırtındakine. Cahil devletlinin de nesine...

Hekimler ve Altın Yumurtlayan Tavuk

Hekim Vahvah bir hastaya çağrılmış, Aynı hastaya hekim Ohoh da bakıyormuş. Ohoh’a göre hasta iyileşecek, Vahvah’a göreyse yakında Atalarını görmeye gidecek. İki hekim, iki ayrı bakım: Hasta, Vahvah’ın dediğini de yapmış Ohoh’un dediğini de. Ve tahtalı köyü boylamış. İki hekime göre hava hoş: İkisinin de ağzı kulaklarında… Biri demiş: Ya! Ben demedim mi? Öteki demiş:...

Talih ve Çocuk

Çok derin bir kuyunun ağzında Bir çocuk upuzun yatmış uyumuş. Okul çocuğuna her yer yatak yastık. Biz olsak gözümüz kararır Kuyunun dibini boylardık. Bereket talih geçecek olmuş oradan: Usulca uyandırmış çocuğu demiş ki: — Yavrucuğum, ölümden kurtardım seni; Bir daha sefere daha akıllıca davran. Düşseydin bana yüklenirdi bu ceza Bütün suç sendeyken. Sorarım sana, doğru söyle Ben mi estirdim de...

Doğuran Dağ

Bir dağ gebeymiş, Ha doğurdu, ha doğuracak. Öyle bir yaygara koparmış ki, yer yerinden oynayacak. Duyan görmeye gelmiş bebeği. — Bir şehir doğuracak, demişler; Bir şehir ki, Paris köy kalır yanında. Oysa dağ doğura doğura bir fare doğurmuş. Bu masalın sözü yalan, Ama özü doğru. Ortalığı gürültüye boğan Gebe şairler yok mu? Öylesi var ki dağdan beter, Büyük büyük laflar eder: Bir yaman destan...

Çiftçi İle Oğulları

Çalış, alın teri dök; Bundan iyi sermaye yok. Zengin bir çiftçi, bakmış ölümü yakın; Çağırmış oğullarını; demiş ki gizlice: — Bu toprakları satmayın sakın; Bir define var tarlanın birinde, Atalarımızdan kalma. Tam yerini söyleyemem ama İsterseniz arar bulursunuz, Er geç de zengin olursunuz. Orak biter bitmez başlayın kazmaya; Sürün, belleyin, arayın, tarayın, Elden geçirmedik yer bırakmayın. Baba...

Heykelciyle Zeus Heykeli

     Bir mermer parçası öyle güzelmiş ki, hemen satın almış bir heykelci.      “Ne yapmalı bundan?” demiş; “Bir Tanrı mı, bir masa mı, iskemle mi?”      “Tanrı olacak,” demiş; “Hem de elinde bir şimşek tutacak. Dünyanın ev sahibi önünde insanlar korkup yere yatacak.”      Sanatçı o kadar iyi yontmuş ki bütün heybetiyle Tanrıyı, hiçbir eksik bulamamış görenler; “Bir konuşmuyor o kadar!” demişler...

İki Köpekle Bir Ölmüş Eşek

Kötü huylar bir araya gelir de İyileri gelmez nedense. İçimize bir kötülük girmeye görsün Hepsi sökün eder peşinden. Kardeş gibidir kâfirler; Bir dam altında yaşayabilirler. İyilikler öyle mi ya? Hepsi gelir mi bir araya Bir tek insanda? Gelse de binde bir; Zor kaynaşırlar nedense. Kimi adam yiğittir, ama akılsızca; Kimi de akıllıdır, ama pısırıkça. Hayvanlar da öyledir; Köpeği alın mesela:...

Sel ve Irmak

Bir sel boşanmış dağdan, Dünyayı gürültüye boğaraktan. Korku salıyormuş geçtiği yere, İnsan, hayvan, kaçan kaçana! Öyle yıldırmış ki milleti, Kimseler yaklaşamıyormuş yanına. Yolcu yolunda gerek, Ama kimseler gidemiyormuş yoluna, Bu sel geçilmez diyerek. Bir tek yolcu geçmiş seli, O da neden? Peşinde eşkıya varmış da ondan. O geçince eşkıyalar da geçmiş, Çok derin sandığı yer, Hiç de değilmiş...

Paşa İle Tüccar

Pek bilmiyorum nerde, galiba Afrika’da bir yerde, Yunanlı bir tüccar kurmuş dolabı, soyup soğana çeviriyormuş milleti. Bir paşa varmış arkasında, yardımını pahalıya satan bir paşa. Ona buna dert yanmış Yunanlı, Paşa çok para alıyor diye. Üç başka kişi, Osmanlı, daha küçük rütbeli, “Bizimle anlaş,” demişler Yunanlıya; “Yılda üçümüze birden vereceğin para, Paşa’ya verdiğinden daha az tutar.”...

Eşekle Köpek

Yardımlaşmak gerek, doğanın yasası bu; Ama eşek bir gün boş vermiş bu yasaya Bilmem nasıl yapmış bunu Çünkü uysal bir yaratık bilir eşeği dünya. Köpekle birlikte yoldaymış bir gün Yürüyormuş ciddi ciddi, hiçbir şey düşünmeden. Efendileri de geliyormuş ikisinin ardından. Durmuşlar bir ara, efendi yatmış uyumuş, Eşek hemen otlamaya koyulmuş; Çayırlıkmış orası, yemyeşil; Otlar da tam eşeğin zevkine...

Eşek ve Küçük Köpek

Yaradılış zorlanmaya gelmez. Zorladın mı yaptığın güzel olmaz. İriyarı, kaba saba bir adamsan, çıtkırıldım görünmenin manası var mı? Herkese incelik vermemiş Yaradan. Kimi insan doğuştan güzel, alımlı; onlar gibi olmaya kalkmamalı. Yoksa, ne yapsan tökezlersin; masaldaki eşeğe benzersin. Hani o, beni de sevsinler diye efendisini okşamaya kalkan eşeğe. – Ne demeli? demiş eşek kendi kendine;...

Âşık Aslan

Hayvanların konuştuğu bir zamanda, birçokları, hele aslanlar, bizden kız istemeye kalkarlarmış. Neden kalkmasınlar? O zamanlar aslan soyu bizimkinden aşağı kalmazmış: Yiğitliği mi, zekası mı daha eksik? Sakalı bıyığı da haşmetli üstelik. Bakın nasıl olurmuş bu işler o zaman: Soylular soylusu bir aslan Çayırlık çimenlik bir yerden geçerken Tam gönlünce bir çoban kızı görmüş Ve hemen evlenme...

Mahzene Giren Gelincik

Yosma gelincik, bir deri bir kemik, Daracık bir delikten Bir mahzene girivermiş. Hastalıktan yeni kalkmış, bitkinmiş Bakmış, yiyecek dolu mahzen, İn cin de yok görünürde; Dilediğin kadar kemir, ye! Domuz etleri dizi dizi, Yedikçe yemiş bizimki. Şiştikçe de şişmis bir yandan. Bir hafta geçince aradan, Yağ tulumuna dönmüş ince gelincik. Bir gün yine, tıka basa yerken, Bir tıkırtı duymuş, Sıvışmak...

Boğulan Kadın

     Densiz erkekler bir fıkra anlatır: Bir bağrıŞma olmuŞ da hani, Adamın biri dereye bakmış – Bir şey yok, bir kadın boğuluyor, demiş. Bu da söylenir söz mü yani!      Ben böyle konuşacaklardan değilim. Madem dünyanın kadınsız tadı yok, boğulan kadına acıyalım derim.      Durup dururken söylemedim bunu: Bir kadın boğuluyor gerçekten, anlatacağım masalda.      Zavallı bahtına kızmış, atmış...

Sarhoşla Karısı

Öbür dünyayı boyladığını sanınca, – Sen kimsin? diye sormu, başında dikilen zebaniye. – Ben şeytan ülkesinin kilercisiyim, demiş karısı; Mezarda yatanlara yemek veririm. – İçki vermez misin? demez mi hemen bizimkisi! Can çıkar, huy çıkmaz Kötü huy ne ayıp dinler ne korku. Bir masala girmistir bu konu, Anlatmasam olmaz; Her sözüme bir örnek veririm ben. Baküs’e kul köle...

Kurtlarla Koyunlar

Bin yıl süren savaşlardan sonra kurtlarla koyunlar barışmış sonunda. Elbet iki taraf için de buymuş en iyisi: Kurtlar bir hayli koyun yiyorlarsa da, az mı kurt postu giymiş çobanlar da? Koyunlar özgürce otlayamadığı gibi kurtlar da özgürce et yiyemiyorlarmış. Uzatmayalım, bitmiş savaş gelmiş barış; ama rehin istemişler birbirlerinden: Kurtlar yavrularını vermiş, koyunlar da köpeklerini. Değiş...

Kurtla Leylek

Kurtlar nasıl yer bilirsiniz: Kaptı mı koparır, kopardı mı yutarlar. Kurdun biri bir ziyafete konmuş Ve öylesine tıkınmış ki Ölüyormuş az kalsın; Bir kemik saplanmış boğazına, Kimseler yok, çağıramaz, Bağıracak bağıramaz… Bir leylek geçiyormuş bereket versin, Allem kallem anlatmış derdini; Koşmuş imdadına leylek. Kuş değil cerrah mübarek; Gaga dersen makastan iyi, Soktuğu gibi gırtlağına...

Kadın Oluveren Kedi

Bir adam kedisine tutkunmuş delice, Yokmuş dünyada başka yaratık Ondan güzel, ondan sevimli, ondan ince. Hele tatlı tatlı miyav deyince Kendinden geçiyormuş bizim âşık. Gerçekten delirecek neredeyse. Tanrılara yalvarmış yakarmış; Büyülere, üfürüklere başvurmuş, Sonunda peki demiş tanrılar. Bir sabah uyanmış bakmış ki Kadın oluvermiş kedisi. Hemen o sabah girmiş gerdeğe. Kedisine tutkun dostumuz...

Kartal Olmak İsteyen Karga

Göklerin kralı kartal Kaptığı gibi kaldırmış bir koyunu. Karga görmüş bunu, bitmiş. Boyu bir karıştır ama karganın, Kartaldan aşağı kalmaz oburlukta. Tutturmuş ben de koyun kaldıracağım diye Başlamış sürünün üstünde dönmeye. En besili, en güzel koyunu seçmiş, Tam bir kurbanlık, tanrıların ağzına layık, Bakmaya doyamıyormuş karga: “Seni kimler büyüttü böyle?” demiş; Bu ne et, bu ne yağ, bu ne...

Tavşanla Kurbağalar

Bir tavşan düşünüyormuş deliğinde, (Delikte ne yapsın düşünmesin de?) Dalmış derinlere tavşan Daldıkça da dertlenmiş. Bu hayvanın pek yüzü gülmez ki zaten İçini kemiren korku yüzünden. Ne mutsuzluk, diyormuş kendi kendine; Korkak yaratılmış olmak. Yediğin yemek boğazından gitmez, hiçbir şeyin tam keyfini çıkaramazsın. Her an yerinden hoplamak zorundasın. Yaşamak mı denir bu benimkine? Kör olası...