KategoriMiniklere Minik Masalları

Miniklere Minik Masallar (21)

ALAADDİN’İN SİHİRLİ LAMBASI:      Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, yer mavi, gök yeşil iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, uzak bir köyde Alaaddin adında bir oğlu olan dul bir kadın varmış. Alaaddin ve annesi çok yoksulmuş, hayatları yokluk ve sıkıntı içinde geçiyormuş. Alaaddin para kazanmak için en zor işleri yapıyor, her gün çok uzak...

Miniklere Minik Masallar (20)

DİLEK ÇEŞMESİ:      Bundan uzun uzun yıllar önce küçük bir kasabada, çocukları çok seven ancak bir türlü çocuk sahibi olamayan iyi kalpli bir karı koca yaşarmış. O yörenin tüm çocukları da onları çok sever, küçücük evlerinin bin bir renkte çiçek açan bahçesinde her gün oyun oynarlarmış. Kadıncağız, çocukları mutlu edebilmek için onlara birbirinden leziz poğaçalar pişirirmiş. Bu nefis poğaçaların...

Miniklere Minik Masallar (19)

YAŞLI KAPLUMBAĞA VE MELEKLER ÇİÇEĞİ:      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir orman varmış. Bu ormanın halkı o kadar mutlularmış ki bu mutluluklarının gün gelip de bitmesinden korkuyorlarmış.      Ormanda bir gün çok şiddetli bir fırtına çıkmış. Orman halkı çok korkmuş. Bu rüzgâr tam iki gün sürmüş. En sonunda durmuş. Orman halkı günlerce çabalayarak ormanlarını onarmışlar. Orman onarım...

Miniklere Minik Masallar (18)

 YARALI GÜVERCİN:      Ali bahçeye oynamaya çıkmıştı. Canı çok sıkılıyordu. Aklından, “Keşke bir arkadaşım olsa da birlikte oynasak!” diye geçirdi. Bu sırada önüne bir şey düştü. Ali önce korktu. Sonra düşen şeye doğru baktı. Bir de ne görsün? Bu bir güvercindi.      Zavallı kuş yaralıydı. Kanadı kanıyordu.      Ali kızarak, “Kuşlara taş atan yaramaz çocukların işidir bu!” dedi.      Güvercin...

Miniklere Minik Masallar (17)

TURNA KIZ:      Bir zamanlar bir köyde kimsesiz yaşlı bir çift yaşarmış. Zar zor geçiniyorlarmış.      Soğuk bir kış gününde yaşlı adam kasabaya odun satmaya giderken yolda kapana yakalanmış bir turna görmüş ve onu kurtarıp serbest bırakmış. Aynı gece yaşlı adam eve geldiğinde hava kötüleşmiş. Gece yarısı kapıları çalınmış. Kapıyı açmışlar, karşılarında güzeller güzeli bir kız. Meğer kızcağız...

Miniklere Minik Masallar (16)

SABIRSIZ KIZ:      Seneler önce çok uzaklarda, dağların ardında, coşkulu derelerin aktığı, yemyeşil ağaçlarla çevrili, güzel bir köy varmış.      Güneşli günlerde ışıl ışıl parlayan dereler, yağmurlarla coşar, taşarmış. Ağaçların dalları, ilkbaharın gelmesiyle yapraklanır, kış gelip kar yağana kadar yeşil kalırmış. Bu güzel köyde, insanlar tarlalarını ekip, ürünlerini satarak geçinir giderlermiş…...

Gökkuşağına Ulaşmak

     Emir henüz sekiz yaşındaydı. Onun hayal dünyası diğer yaşıtlarına göre biraz daha küçüktü. Yaşıtlarının aklında pek çok hayal varken, onun sadece bir hayali vardı. Gökkuşağına ulaşmak…      Her yağmur yağdığında güneşin doğmasını bekliyordu. Böylelikle gökkuşağının o muhteşem görüntüsünü görebilecekti.      Gökkuşağını gördüğü günlerden birinde babasına gökkuşağına gitmek ve onu...

Tembel Kız

     Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir karı koca varmış.      Bu karı kocanın bir kızı olmuş. Kız, el bebek gül bebek büyütülmüş fakat hiç iş öğrenememiş. Bunun için adına Tembel Kız denilmiş.      Bu kız o kadar tembelmiş ki yerinden kalkmaya üşeniyormuş. Anası babası ona bir gelberi yaptırmış. Kız da...

Sarı Kanarya

     Hıdır’ın çiftlikte bir atı, bir de küçük tayı vardı. Ama hepsinden sevimlisi sarı kanaryasıydı.      Hıdır sabah erkenden uyandı; uzun uzun esnedi. Pencereden atı kişneyip ona, “Günaydın!” dedi. Küçük tay da şaha kalktı.      Ama sevimli kanarya ötmedi. Çünkü kafesinde yoktu.      Hıdır, “Neredesin sarı Kanarya?” diye bağırdı.      Hem terliklerini giyiyor hem de yatağın altına bakıyordu. At...

Miniklere Minik Masallar (12)

MİNE’NİN KUZUSU:      Mine’nin minicik bir kuzusu vardı. Mine kuzusunu çok severdi. Babası bir gün Mine’ye;      “Bak Mineciğim,” dedi. Minik kuzun artık annesinin yanına gitmelidir. Kırlarda diğer kuzularla birlikte otlamalıdır. Taze otlar yiyerek güçlenmelidir. Onu, kırlarda kuzuları otlatan çobanın yanına götüreceğim.”      Mine, babasının bi isteğini üzülerek kabul etti.      Babası, minik...

Miniklere Minik Masallar (11)

İKİ AYI YAVRUSU:      Boncuk’la Kıvırcık, iki küçük ayı yavrusuydu.      İki kardeş birbirlerini çok severlerdi. Her zaman birlikte oynarlardı. En çok, evlerinin yakınında bulunan derede oynamayı severlerdi.      Bir gün dere kıyısında bir ağaç kütüğü gördüler. Hemen kütüğün üstüne çıktılar.      Boncuk bir ağaç dalı aldı. Onu kürek gibi kullanarak kütüğü kıyıdan ayırdı.      Boncuk’la Kıvırcık...

Miniklere Minik Masallar (10)

DÖRT MİNİK KÖPEK:      Minnoş, Maviş, Bobi ve Boncuk dört minik köpek yavrusuydu.      Her yere birlikte giderler, birlikte oynarlardı.      Havanın güzel olduğu bir gün evden çıktılar. Hepsi çok sevinçliydi. Koşup zıplıyorlardı.      Koşa koşa ormana gittiler. Orada sincap kardeşi gördüler. Sincap kardeş bir dala çıkmış şarkı söylüyordu.      Minikler, sincabın şarkısına uyarak dans ettiler...

Miniklere Minik Masallar (9)

ÜÇ MİNİK KEÇİ:      Bir sabah anne keçi, üç yavrusunu karşısına aldı. Onlara;      “Yavrularım size yiyecek bulmaya gidiyorum. Ben gidince evden dışarıya çıkmayın. Sakın kurda kapıyı açmayın. Onu kalın sesinden ve siyah pençelerinden kolayca tanıyabilirsiniz,” dedi.      Yavrular annelerine söz verdiler. Kurt gelirse kapıyı açmayacaklardı.      Anne keçi uzaklaşınca kurt eve yanaştı. Kapıyı...

Miniklere Minik Masallar (8)

GÜRÜLTÜCÜ ÇOCUK        Bir varmış, bir yokmuş…        Gürültücü çocuğu hiç kimse sevmezdi. Çünkü o kadar gürültü yapardı ki, yer yerinden oynardı. Hele yürürken çıkardığı sesler dayanılacak gibi değildi. O sokağa çıktığı zaman herkes evine koşar, kapıyı pencereyi sıkı sıkı örterdi.        Bir gün, annesi gürültücü çocuğu ekmek almaya gönderdi.        Gürültücü doğru fırına gidip bağırdı:       ...

Miniklere Minik Masallar (7)

BOBO İLE YOGO MASALI      Bobo adında bir yavru ayı ile Yogo adında bir porsuk arkadaş olmuşlardı. Onlar bir ormanın kıyısında yaşıyorlardı. Her ikisi de birbirini çok seviyordu.      Bir gün birlikte dolaşırlarken bir top buldular. Top, plastikten yapılmıştı. Görünüşü çok güzeldi. Dört renkliydi; sarı, kırmızı, mavi ve pembe.      Bobo ile Yogo birlikte oynamayı çok seviyorlardı. Oynadıkları yer...

Miniklere Minik Masallar (6)

     YARAMAZ KİRAZ MASALI      Bir zamanlar dünyanın en büyük şatosunda bir kız yaşıyormuş. Bu kız meyveden başka bir şey yemezmiş; en çok da kiraz, çilek, portakal ve şeftali yermiş. Ama annesi bundan hiç memnun değilmiş. Kiraz ve çileği çok sevdiği için yemeye kıyamazmış.      Kirazın küçük bir kızı varmış. Bu kız o kadar haylazmış ki, meyvelerin şefi şeftaliyi çok kızdırırmış. Bıçağı alıp hep...

Miniklere Minik Masallar (5)

KURDUN AĞZINDAN “KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ” MASALI      “Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok kuşkulu bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu tuhaf kıyafetleri giymek? Bir süre dikkatle izledim bu tuhaf kızı. Elindeki üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu? Yanına...

Miniklere Minik Masallar (4)

ÇIT KIRILDIM ÇİLEK MASALI      Bir şekerle bir biber varmış; yani bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, nerelerde, derelerde kim varmış ki buralarda? Uzun atlamaya gerek yok, bizim yeşil başlı ördek şuralarda…      Topraklar ülkesinde, yeşil yaprakların arasında, canı çok kıymetli, çıt kırıldım bir çilek varmış. Bütün ailesi gibi toprağın üstünde yaşarmış. Gerçi o...

Miniklere Minik Masallar (3)

ALTIN BİLEZİK      Eski devirlerde bir âdet vardı. Sanatçılar gezip, öğrenmek için memleketi adım adım dolaşırlardı. Şarkılar söyler, hanlarda yatarlardı. Her şeyi öğrenir, her şeyi sorar, bilgilerine bilgi katarlardı.      Böyle birkaç adam aylardan beri dağ tepe dolaşıp, neşe içinde bir hana varmışlar akşamüzeri… Hepsi birden kapıdan girmek istemişler içeri; ama ne yazık ki, kapı pek...

Miniklere Minik Masallar (2)

AÇGÖZLÜ KEDİ MASALI      Uzun zaman önce, uzak bir ülkede çok yoksul bir nine yaşardı. Bu ninenin bir de kedisi vardı. Kedi o kadar uyuşuktu ki, patisini bile kaldırmaya üşenir, bu yoksul kadının verdiği yemeklerle gününü gün ederdi. Günler böyle geçip giderken, bizim Miskin Kedi, iyice zayıflamış, çelimsizleşmişti. Bir gün evin kapısında otururken kocaman bir kediyle karşılaştı. Doğrusu kediden...

Miniklere Minik Masallar (1)

AĞLAYAN DOMUZ MASALI      Dokuzun biri, çayırdaki koyunların arasına karışmış.      Sessizce onlarla birlikte otluyormuş. Derken çoban yakalayıvermiş onu; bacağından sürüyüp götürmeye başlamış. Domuzda bir feryat, bir figan!      Koyunlar çileden çıkmış sonunda;      “Niçin öyle etinden et koparılıyormuş gibi bağırıyorsun?” demişler. “Bizi de tutup tutup götürüyorlar, sesimiz hiç çıkıyor mu?”...