KategoriÖyküler

Kin ve Sevgi

Savaşta ağaçlar, insanlar gibidir, her birinin kendi yazgıları vardır. Topçumuzun ateşi altında yanıp yıkılmış kocaman geniş ormanlar görmüştüm. Geçenlerde köyün birinden sürülüp çıkarılan Almanlar bir ormana çektiler güçlerini. Teslim olmayıp orada tutunmayı planladılar, ama ölüm ağaçlarla birlikte tırpanlayıp yıktı onları. Alman asker ölüleri devrilmiş çam tomrukları altında yatıyordu. Lime...

Değerli Toz

     Paris çöpçüsü Jean Chamet ile ilgili bu öyküyü nasıl öğrendiğimi anımsayamam. Chamet geçimini kendi semtindeki el işi atölyelerini temizleyerek sağlıyordu. Chamet kentin kenar semtlerinde bir barakada yaşıyordu. Bu bölgeyi etraflıca anlatmak ve bununla da okuru öykünün asıl örgüsünden kopartıp o tarafa götürmek, elbette mümkün. Hatta belki de, Paris varoşlarındaki eski kale surlarının...

Zifiri Karanlık

     Doğum günümde bütün dünya nerede? Moskova’nın elektrik fenerleri nerede? İnsanlar? Gökyüzü? Pencerelerin dışında tam bir hiçlik! Karanlık…      İnsanlarla irtibatımız kesik. En yakındaki gaz lambaları bizden dokuz verst uzaklıktaki tren istasyonunda. Orada mutlaka küçük bir sokak lambası tipiden dolayı can çekişiyor dur. Gece yarısı uğultuyla Moskova’ya doğru bir ekspres...

Sana Allahaısmarladık Demeyeceğim

     Thomas Kendal, Tudor Café’de hem akşam yemeğini yiyor, hem de yüksek matematik üzerinde çalışıyordu. Sakin bir yerdi.      Thomas yan tarafında oturan bir kızın sesini duyunca elindeki kalem düştü. Sıcak bir sesti bu:      “Bilakis seni hatırlayacağım Kurt,” diyordu. “Birlikte geçirdiğimiz o güzel günler hiç unutulur mu? Çok geç oldu. Acele etmelisin, yoksa vapuru kaçıracaksın. Özür dilerim...

Bir Okuyucu Yazıyor

     Yatak odasındaki masaya oturdu, önünde açık bir gazete vardı. Pencereden yağan kara, düşer düşmez damlarda eriyen kara bakmak için ara veriyordu sadece. Ne bir şey eklemeyi, ne de bir şey silmeyi gereksemedi, hiç ara vermeksizin bu mektubu yazdı. Roanoke, Virginia February, 6 th.  1933 Sayın Doktor,      Size çok önemli bir iş için danışmak istiyorum -bir karar vermem gerekiyor ve en çok...

Çıkar İçin Evlilik – İki Bölümlük Roman

     BİRİNCİ BÖLÜM      Dul Bayan Mımrina’nın Piatisobaçyi Sokağı’ndaki evinde düğün şöleni düzenlenmişti. Çağrılıların sayısı 23 kişiyse de bunlardan 8’i mide bulantısını ileri sürerek ağızlarına tek lokma koymuyorlar, masa başında pinekleyip duruyorlar. Mumlar, lambalar, bir meyhaneden kiralanan ayağı kırık avize, konukların toplandığı odayı öylesine parlak ışıklarla...

Yağmurdan Kaçarken Doluya Tutuldu

     Avukat Kalyakin katedral korosunun şefi Gradusov’un odasında oturmuş, Gradusov adına sulh mahkemesinden gelen celp kâğıdını elinde evirip çevirerek bazı açıklamalarda bulunuyordu: – Siz ne derseniz deyin, Dosifey Petroviç, bütün kusur zatı alinizde. Size saygım sonsuz, bana karşı gösterdiğiniz yakınlığı takdirle karşılıyorum, gene de üzülerek belirteyim ki, bu işte haksızsınız...

Bozkırda

     Canımız ölesiye sıkkın, kurtlar gibi aç ve bütün dünyaya öfkeli, Perekop’tan çıktık. Bütün bir gün bir şey çalabilmek ya da kazanabilmek için elimizden geleni yapmış, fakat sonunda ikisini de başaramayacağımıza aklımız kesince daha ileriye gitmeye karar vermiştik. Ama nereye? Daha ileriye olsun da…      Çoktandır yürüdüğümüz bu hayat yolunda ne pahasına olursa olsun daha ileriye...

Korkunç Bir Gece

     Ivan Petroviç Panihidin sarardı, lambanın fitilini kıstı, heyecanlı bir sesle anlatmaya başladı:      1883 yılı Noel gecesi, şimdi rahmetli olan bir arkadaşımın evinde geç vakte kadar ruh çağırma oturumuna katıldıktan sonra eve dönüyordum. Koyu mu koyu, göz gözü görmez bir karanlık vardı. Sokak fenerleri yanmadığı için önümü seçemiyor, neredeyse el yordamıyla yolumu buluyordum...

Otel

     Yukarı Alpler’de buzulların eteğinde, dağların beyaz tepelerini kesen o çıplak ve kayalık boğazlarda yapılmış bütün ahşap oteller gibi Schwarenbach Oteli de, Gemmi Geçidi’ni boylayan yolculara barınaklık eder.      Burası, Jean Hauser ailesinin bakımı altında altı ay açıktır. Sonra karlar yığılıp da boğazı doldurmaya ve Loeche’e inme olanağını ortadan kaldırmaya başlar başlamaz kadınlar...

Unvanlar Kaldırıldı

   Su taşkınından sonraki günlerden birinde, asteğmenlikten emekli toprak ağası Vıvertov, topoğrafya mühendisi Katavasov’u yurtluğunda ağırlamaktaydı. Yemeklerini yedikten sonra sıra günün olaylarını konuşmaya geldi. Katavasov, kentte yaşayan biri olarak Vıvertov’a taze haberler getirmişti. Kolera salgınından, savaştan, hatta pay senetlerinin son günlerde bir kapik değer...

Başçavuş Prişibeyev

– Başçavuş Prişibeyev, siz Eylül ayının üçüncü günü polis Jigin’e, bucak başkanı Alyapov’a, korucu Yelimov’a, yaşlılar kurulu üyelerinden İvanov ile Gavrilov’a, bunların dışında altı köylüye sözle ve tavırlarınızla hakaret etmişsiniz, ayrıca ilk üç kişiye görevleri başındayken aşağılayıcı davranışlarda bulunmuşsunuz. Suçunuzu kabul ediyor musunuz?      Tıraşı uzamış...

Baba Belhomme’daki Hayvan

     Le Havre postası Criqueto’dan kalkmak üzereydi. Bütün yolcular, Malandinoğlunun işlettiği Ticaret Oteli’nin avlusunda adlarıyla çağrılmalarını bekliyorlardı.      Bu, çamurlana çamurlana boyaları bozulup şimdi aşağı yukarı kül rengine girmiş tekerlekleri olan sarı bir arabaydı. Öndeki tekerlekler küçücüktü. Arkadakiler, yüksek ve cılız; arabanın biçimsiz, hem de bir hayvan karnı gibi şişkin...

Atla İlgili Soyadı

     Emekli Korgeneral Buldeyev’in dişi ağrıyordu. Ağzını votkayla, konyakla çalkaladı; ağrıyan dişe afyon, terebentin, gazyağı bastırdı; ağzında sigara dumanı tuttu, yanağına tentürdiyot sürdü, kulağına alkollü pamuk tıkadı; ama bütün bunlar midesini bulandırmaktan başka bir işe yaramadı. Diş doktoru geldi, dişini kurcaladı, kinin yazdı, sonuçta bu da para etmedi. Dişini çekme önerisine...

Rezil Etti

     Yaşlı Agafya Juravleva’ya, oğlu Konstantin İvanoviç karısı ve kızıyla beraber geldiler. Ziyaret ve dinlenme amacıyla.      Novaya köyü küçük bir köydü, Konstantin İvanoviç uzun süre arabada yolculuk etmişti. Bütün aile uzun süre bagajdan valizleri çıkarmakla uğraştılar. Köyde herkes onların geldiğini hemen haber aldılar: Agafya’ya, zengin ve bir uzman olan ortanca oğlu Kostya...

Tüyler Ürpertici

     Ilık bir gece, yavaş yavaş her yeri sarıyordu.      Kadınlar, köşkün salonunda kalmışlardı. Bahçe sandalyelerinde, doğru veya ata biner gibi oturan erkekler, kapının önünde, fincan ve küçük kadehlerle dolu, yuvarlak bir masanın çevresinde halka olmuşlar, sigara içiyorlardı.      Sigaraları, dakikadan dakikaya koyulaşan karanlığın içinde göz gibi parlıyordu. Bir gün önceki korkunç bir kazadan...

İzmir Körfezi’nde

     “İşin en garibi,” diyordu. “Her gece, tam gece yarısında bağırmalarıydı. Bu saatte niye bağırırlardı bilmiyorum. Bizler limandaydık, onlar da iskelede, gece yarısı başlarlardı bağırmaya. Susturmak için projektör tutardık üstlerine. Bu her seferinde işe yaradı. Projektörü üstlerinde bir aşağı bir yukarı iki üç kez dolaştırdık mı susarlardı. Bir kez iskelede görevli subay bendim, yanıma bir...

Çizmeler

     Piyano ayar ustası Murkin, kulakları pamukla tıkalı, burnuna enfiye tütünü tepmiş, tıraşlı yüzü sapsarı bir halde, kaldığı pansiyon odasından koridora fırladı; teneke tıngırtısını andıran çatlak sesiyle bağırmaya başladı: – Semyon! Koridor nöbetçisi!      Adamın korkulu yüzüne bakınca geceleyin üzerine duvar yıkıldığını ya da odasında hortlak gördüğünü sanırdınız.      Koridor...

Bay ve Bayan Ellıot

     Bay ve Bayan Elliot, çocukları olsun diye çok uğraştılar. Bayan Elliot’un dayanabildiğince sık denediler. Evlendikten sonra Boston’da denediler, gemide denediler. Gemide çok sık deneyemediler, çünkü Bayan Elliot iyice hastaydı. Bayan Elliot hastaydı ve hastalanınca da güneyli kadınlar gibi hastalanırdı. Birleşik Amerika’nın güney bölgesinin kadınları gibi yani… Bütün...

Yaşayan Tarihler

     Valilik danışmanı Şaramıkin’in odası hoş bir loşluğa bürünmüş. Yeşil kalpaklı geniş tunç abajur duvarları, mobilyaları, insanların yüzlerini Ukrayna gecelerini anımsatan yeşil bir renge boyuyor. Şöminede sönmeye yüz tutmuş odun ateşi arada bir parlayıverince yüzlere yangın kızıllığı vursa da bu durum odanın renk uyumunu bozmuyor, ressamların deyimiyle “genel hava”...

Çelik Boğaz

     Yalnız kaldım. Etrafımda kar serpintili, Kasım karanlığı, ev kar altında, bacalar uğulduyordu. Yaşamımın yirmi dört yılını büyük bir şehirde geçirmiştim ve tipinin sadece romanlarda uğuldadığını sanıyordum. Görünen o ki tipi gerçekten uğulduyor. Burada akşamları çok uzundu, mavi renkli abajurun altındaki lamba simsiyah yansıyordu ve sol elimin üzerini aydınlatan lekeye bakarak hayal...

Kale Gibi Kadın

     Lidiya Yegorovna sabah kahvesini içmek üzere terasa çıktı. Vaktin öğleye yakın, havanın sıcak olmasına karşın üstündeki ipekli siyah giysinin düğmelerini çenesine dek sımsıkı iliklemişti. Belini cendereye girmişçesine sıkan bu koyu giysinin altın sarısı saçlarını açtığını, yüzünün sert hatlarına uygun düştüğünü bildiği için ondan yalnızca yatmadan yatmaya ayrılırdı.      Çin işi fincandan...

Nasıl Evlendiğimin Resmidir

     Konyaklı çayımız bitince annelerimiz ile babalarımız bizi baş başa bıraktılar.      Babam ayrılırken; – Hadi, oğlum, göreyim seni! dedi.      Ben de arkasından şöyle fısıldadım: – Onu sevmediğim halde sevdiğimi nasıl söyleyebilirim? – Aptallık etme! Anlamazsın sen! Dediğimi yap!      Babam öfkeli gözlerle süzdü beni, kameriyeden çıktı. Tam o sırada yaşlı bir el kapı...

Söğüt Ağacı

     B. ve T. ilçeleri arasındaki posta yolundan yürüyordum.      Bu yoldan gelip geçenler Kozyavka deresinin kıyısında tek başına duran Andreyev’in değirmenini çok iyi bilirler. Köhne değirmen her an yıkılmaya hazır gibidir; kamburu çıkmış, pılı pırtı içinde, ufak tefek, yaşlı bir kadına benzetilebilir. Belki yüz yıldır orada durmakta olup, uzun süredir çalıştığını gören yok. Eğer belini...

Yaramaz Çocuk

     İvan İvaniç Lapkin yakışıklı bir delikanlıydı. Anna Semyonovna Zamblitskaya ise burnunun ucu hafifçe yukarı kalkık, güzel bir genç kız. İkisi birlikte dik bayırdan aşağı inip oradaki küçük bir sıraya oturdular. Sıra körpe bir salkım söğüdün sık dalları arasında, ırmağın tam kıyısındaydı. Gençler için ne uygun bir yer! Burada bütün gözlerden uzaksınız. Sizi yalnızca balıklarla suyun üstünde...

Memurun Ölümü

     Güzel bir akşam vaktiydi. Yazı işlerinde memurluk yapan İvan Dimitriç Çerviakov tiyatroda önden ikinci sıradaki bir koltuğa oturmuş, dürbünle “Kornevil’in Çanları” adlı oyunu izliyordu. Adamın oturuşuna bakılırsa mutluluğun doruklarında olmalıydı. Derken, birdenbire… Öykülerde sık sık rastlanır; “derken, birdenbire” sözüne… Yazarların hakkı var...

Berber Dükkânında

     Sabah. Saat daha yedi olmadığı halde Makar Kuzmiç Bliostkov’un berber dükkânı açık. Şık giyimli ama üstü başı kir içinde, henüz yüzünü bile yıkamamış bulunan, yirmi yaşlarındaki dükkân sahibi Makar sabah temizliği yapmakta. Aslında nereyi temizlediği de belli değil, yine de hayli terlemiş. Elindeki bezle bir yerleri siliyor, şuraya buraya parmağını sürüyor, duvarda gördüğü bir...

Boles

     Tanıdıklarımdan biri bana şu hikâyeyi anlattı bir gün:      Moskova’da öğrenciyken, “malûm kadınlar”dan biriyle, anlarsın ya, komşuluk etmek zorunda kalmıştım. Tereza adında bir Polonyalıydı. İri-yarı, kömür küfesinden çıkmış gibi kara bir kadındı. Birbirine bitişik kaşları, baltayla yontulmuşcasına kaba-saba bir suratı vardı. Karanlık gözlerinin hayvanca parıltısından...

Yumruk Hakkı

     İki yolcu ateşin yanında ayakta durarak son yudum şarabı içiyorlardı. Serin sabah rüzgârı keçe şapkalarının kenarlarını hafif hafif oynatıyordu. Ateş çıkmış çıkacak sabah güneşinin soluk ışığı altında sönüyordu. Büyük Patio’nun(1) en arka kısımları yavaş yavaş aydınlanıyor ve yerde borulardan ve samandan yapılmış damı taşıyan ağır çamur sütunların gölgeleri şekilleniyordu.     ...

Küp

     O yıl zeytin de bol olmuştu. Bir yıl önceden geniş zeytinlikleri pıtrak gibi dolduran zeytin hepsi, tam çiçek açma zamanında inen sise rağmen sertleşmiş, olgunlaşmıştı.      Primosele tepelerinde gezmekle tükenmeyen geniş topraklara sahip Zirafa, kilerinde bulunan sırları dökülmüş beş eski küpün yeni üründen gelecek zeytinyağın tümünü alamayacağını hesaplayarak, küplerin imal edildiği Santo...