KategoriÖyküler

Korkunç Bir Gece

     Ivan Petroviç Panihidin sarardı, lambanın fitilini kıstı, heyecanlı bir sesle anlatmaya başladı:      1883 yılı Noel gecesi, şimdi rahmetli olan bir arkadaşımın evinde geç vakte kadar ruh çağırma oturumuna katıldıktan sonra eve dönüyordum. Koyu mu koyu, göz gözü görmez bir karanlık vardı. Sokak fenerleri yanmadığı için önümü seçemiyor, neredeyse el yordamıyla yolumu buluyordum...

Otel

     Yukarı Alpler’de buzulların eteğinde, dağların beyaz tepelerini kesen o çıplak ve kayalık boğazlarda yapılmış bütün ahşap oteller gibi Schwarenbach Oteli de, Gemmi Geçidi’ni boylayan yolculara barınaklık eder.      Burası, Jean Hauser ailesinin bakımı altında altı ay açıktır. Sonra karlar yığılıp da boğazı doldurmaya ve Loeche’e inme olanağını ortadan kaldırmaya başlar başlamaz kadınlar...

Unvanlar Kaldırıldı

   Su taşkınından sonraki günlerden birinde, asteğmenlikten emekli toprak ağası Vıvertov, topoğrafya mühendisi Katavasov’u yurtluğunda ağırlamaktaydı. Yemeklerini yedikten sonra sıra günün olaylarını konuşmaya geldi. Katavasov, kentte yaşayan biri olarak Vıvertov’a taze haberler getirmişti. Kolera salgınından, savaştan, hatta pay senetlerinin son günlerde bir kapik değer...

Başçavuş Prişibeyev

– Başçavuş Prişibeyev, siz Eylül ayının üçüncü günü polis Jigin’e, bucak başkanı Alyapov’a, korucu Yelimov’a, yaşlılar kurulu üyelerinden İvanov ile Gavrilov’a, bunların dışında altı köylüye sözle ve tavırlarınızla hakaret etmişsiniz, ayrıca ilk üç kişiye görevleri başındayken aşağılayıcı davranışlarda bulunmuşsunuz. Suçunuzu kabul ediyor musunuz?      Tıraşı uzamış...

Baba Belhomme’daki Hayvan

     Le Havre postası Criqueto’dan kalkmak üzereydi. Bütün yolcular, Malandinoğlunun işlettiği Ticaret Oteli’nin avlusunda adlarıyla çağrılmalarını bekliyorlardı.      Bu, çamurlana çamurlana boyaları bozulup şimdi aşağı yukarı kül rengine girmiş tekerlekleri olan sarı bir arabaydı. Öndeki tekerlekler küçücüktü. Arkadakiler, yüksek ve cılız; arabanın biçimsiz, hem de bir hayvan karnı gibi şişkin...

Atla İlgili Soyadı

     Emekli Korgeneral Buldeyev’in dişi ağrıyordu. Ağzını votkayla, konyakla çalkaladı; ağrıyan dişe afyon, terebentin, gazyağı bastırdı; ağzında sigara dumanı tuttu, yanağına tentürdiyot sürdü, kulağına alkollü pamuk tıkadı; ama bütün bunlar midesini bulandırmaktan başka bir işe yaramadı. Diş doktoru geldi, dişini kurcaladı, kinin yazdı, sonuçta bu da para etmedi. Dişini çekme önerisine...

Rezil Etti

     Yaşlı Agafya Juravleva’ya, oğlu Konstantin İvanoviç karısı ve kızıyla beraber geldiler. Ziyaret ve dinlenme amacıyla.      Novaya köyü küçük bir köydü, Konstantin İvanoviç uzun süre arabada yolculuk etmişti. Bütün aile uzun süre bagajdan valizleri çıkarmakla uğraştılar. Köyde herkes onların geldiğini hemen haber aldılar: Agafya’ya, zengin ve bir uzman olan ortanca oğlu Kostya...

Tüyler Ürpertici

     Ilık bir gece, yavaş yavaş her yeri sarıyordu.      Kadınlar, köşkün salonunda kalmışlardı. Bahçe sandalyelerinde, doğru veya ata biner gibi oturan erkekler, kapının önünde, fincan ve küçük kadehlerle dolu, yuvarlak bir masanın çevresinde halka olmuşlar, sigara içiyorlardı.      Sigaraları, dakikadan dakikaya koyulaşan karanlığın içinde göz gibi parlıyordu. Bir gün önceki korkunç bir kazadan...

İzmir Körfezi’nde

     “İşin en garibi,” diyordu. “Her gece, tam gece yarısında bağırmalarıydı. Bu saatte niye bağırırlardı bilmiyorum. Bizler limandaydık, onlar da iskelede, gece yarısı başlarlardı bağırmaya. Susturmak için projektör tutardık üstlerine. Bu her seferinde işe yaradı. Projektörü üstlerinde bir aşağı bir yukarı iki üç kez dolaştırdık mı susarlardı. Bir kez iskelede görevli subay bendim, yanıma bir...

Çizmeler

     Piyano ayar ustası Murkin, kulakları pamukla tıkalı, burnuna enfiye tütünü tepmiş, tıraşlı yüzü sapsarı bir halde, kaldığı pansiyon odasından koridora fırladı; teneke tıngırtısını andıran çatlak sesiyle bağırmaya başladı: – Semyon! Koridor nöbetçisi!      Adamın korkulu yüzüne bakınca geceleyin üzerine duvar yıkıldığını ya da odasında hortlak gördüğünü sanırdınız.      Koridor...

Bay ve Bayan Ellıot

     Bay ve Bayan Elliot, çocukları olsun diye çok uğraştılar. Bayan Elliot’un dayanabildiğince sık denediler. Evlendikten sonra Boston’da denediler, gemide denediler. Gemide çok sık deneyemediler, çünkü Bayan Elliot iyice hastaydı. Bayan Elliot hastaydı ve hastalanınca da güneyli kadınlar gibi hastalanırdı. Birleşik Amerika’nın güney bölgesinin kadınları gibi yani… Bütün...

Yaşayan Tarihler

     Valilik danışmanı Şaramıkin’in odası hoş bir loşluğa bürünmüş. Yeşil kalpaklı geniş tunç abajur duvarları, mobilyaları, insanların yüzlerini Ukrayna gecelerini anımsatan yeşil bir renge boyuyor. Şöminede sönmeye yüz tutmuş odun ateşi arada bir parlayıverince yüzlere yangın kızıllığı vursa da bu durum odanın renk uyumunu bozmuyor, ressamların deyimiyle “genel hava”...

Çelik Boğaz

     Yalnız kaldım. Etrafımda kar serpintili, Kasım karanlığı, ev kar altında, bacalar uğulduyordu. Yaşamımın yirmi dört yılını büyük bir şehirde geçirmiştim ve tipinin sadece romanlarda uğuldadığını sanıyordum. Görünen o ki tipi gerçekten uğulduyor. Burada akşamları çok uzundu, mavi renkli abajurun altındaki lamba simsiyah yansıyordu ve sol elimin üzerini aydınlatan lekeye bakarak hayal...

Kale Gibi Kadın

     Lidiya Yegorovna sabah kahvesini içmek üzere terasa çıktı. Vaktin öğleye yakın, havanın sıcak olmasına karşın üstündeki ipekli siyah giysinin düğmelerini çenesine dek sımsıkı iliklemişti. Belini cendereye girmişçesine sıkan bu koyu giysinin altın sarısı saçlarını açtığını, yüzünün sert hatlarına uygun düştüğünü bildiği için ondan yalnızca yatmadan yatmaya ayrılırdı.      Çin işi fincandan...

Nasıl Evlendiğimin Resmidir

     Konyaklı çayımız bitince annelerimiz ile babalarımız bizi baş başa bıraktılar.      Babam ayrılırken; – Hadi, oğlum, göreyim seni! dedi.      Ben de arkasından şöyle fısıldadım: – Onu sevmediğim halde sevdiğimi nasıl söyleyebilirim? – Aptallık etme! Anlamazsın sen! Dediğimi yap!      Babam öfkeli gözlerle süzdü beni, kameriyeden çıktı. Tam o sırada yaşlı bir el kapı...

Söğüt Ağacı

     B. ve T. ilçeleri arasındaki posta yolundan yürüyordum.      Bu yoldan gelip geçenler Kozyavka deresinin kıyısında tek başına duran Andreyev’in değirmenini çok iyi bilirler. Köhne değirmen her an yıkılmaya hazır gibidir; kamburu çıkmış, pılı pırtı içinde, ufak tefek, yaşlı bir kadına benzetilebilir. Belki yüz yıldır orada durmakta olup, uzun süredir çalıştığını gören yok. Eğer belini...

Yaramaz Çocuk

     İvan İvaniç Lapkin yakışıklı bir delikanlıydı. Anna Semyonovna Zamblitskaya ise burnunun ucu hafifçe yukarı kalkık, güzel bir genç kız. İkisi birlikte dik bayırdan aşağı inip oradaki küçük bir sıraya oturdular. Sıra körpe bir salkım söğüdün sık dalları arasında, ırmağın tam kıyısındaydı. Gençler için ne uygun bir yer! Burada bütün gözlerden uzaksınız. Sizi yalnızca balıklarla suyun üstünde...

Memurun Ölümü

     Güzel bir akşam vaktiydi. Yazı işlerinde memurluk yapan İvan Dimitriç Çerviakov tiyatroda önden ikinci sıradaki bir koltuğa oturmuş, dürbünle “Kornevil’in Çanları” adlı oyunu izliyordu. Adamın oturuşuna bakılırsa mutluluğun doruklarında olmalıydı. Derken, birdenbire… Öykülerde sık sık rastlanır; “derken, birdenbire” sözüne… Yazarların hakkı var...

Berber Dükkânında

     Sabah. Saat daha yedi olmadığı halde Makar Kuzmiç Bliostkov’un berber dükkânı açık. Şık giyimli ama üstü başı kir içinde, henüz yüzünü bile yıkamamış bulunan, yirmi yaşlarındaki dükkân sahibi Makar sabah temizliği yapmakta. Aslında nereyi temizlediği de belli değil, yine de hayli terlemiş. Elindeki bezle bir yerleri siliyor, şuraya buraya parmağını sürüyor, duvarda gördüğü bir...

Boles

     Tanıdıklarımdan biri bana şu hikâyeyi anlattı bir gün:      Moskova’da öğrenciyken, “malûm kadınlar”dan biriyle, anlarsın ya, komşuluk etmek zorunda kalmıştım. Tereza adında bir Polonyalıydı. İri-yarı, kömür küfesinden çıkmış gibi kara bir kadındı. Birbirine bitişik kaşları, baltayla yontulmuşcasına kaba-saba bir suratı vardı. Karanlık gözlerinin hayvanca parıltısından...

Yumruk Hakkı

     İki yolcu ateşin yanında ayakta durarak son yudum şarabı içiyorlardı. Serin sabah rüzgârı keçe şapkalarının kenarlarını hafif hafif oynatıyordu. Ateş çıkmış çıkacak sabah güneşinin soluk ışığı altında sönüyordu. Büyük Patio’nun(1) en arka kısımları yavaş yavaş aydınlanıyor ve yerde borulardan ve samandan yapılmış damı taşıyan ağır çamur sütunların gölgeleri şekilleniyordu.     ...

Küp

     O yıl zeytin de bol olmuştu. Bir yıl önceden geniş zeytinlikleri pıtrak gibi dolduran zeytin hepsi, tam çiçek açma zamanında inen sise rağmen sertleşmiş, olgunlaşmıştı.      Primosele tepelerinde gezmekle tükenmeyen geniş topraklara sahip Zirafa, kilerinde bulunan sırları dökülmüş beş eski küpün yeni üründen gelecek zeytinyağın tümünü alamayacağını hesaplayarak, küplerin imal edildiği Santo...

Kaval

     Kâhya, elinde silahı, arkasında iki köpeğiyle köknar koruluğunda yürüyordu. Terli yüzüne ve ellerine örümcek ağları yapışmıştı. Bu sık korulukta yürümekten bunalmış, açık bir alana gitmek istiyordu.      İleride basit ezgileri tekrar edip duran bir kaval sesi duydu. Biraz daha yaklaşınca iri bir kayın ağacına sırtına dayamış ihtiyar bir çobanla karşılaştı. Kâhya, iri cüssesine hiç uymayan...

Jules Amcam

   Ak saçlı, yaşlı bir yoksul bizden sadaka istedi. Arkadaşım Joseph ona beş frank verdi. Şaşırdım. Bana; – Bu zavallı, şimdi sana da anlatırım ya, hiç unutamadığım bir olayı yine aklıma getirdi, dedi. Benim aslında Le Havrelı olan ailem, zengin değildi. Kendi yağıyla kavrulurdu. İşte o kadar. Babam çalışır, daireden geç döner ve çok bir şey kazanmazdı. İki kızkardeşim vardı. Annem, içinde...

Besleme

     Geceyarısı. On üç yaşındaki besleme Varka, beşiği sallarken bir yandan da uykulu bir ninni tutturmuş, mırıldanıyordu: – Uyusun da büyüsün, ninnii, tıpış tıpış yürüsün, ninnii…      Meryem Ana tasvirinin önünde küçük, yeşil bir lamba yanıyor. Odanın bir başından öteki başına gerili ipte, kurumaları için kundak bezleri ve kara pantolonlar asılı. Lambanın ışığı tavanda geniş, yeşil bir...

Oyuk

     “Dayak ve yaralayarak ölüme neden olmakla…”      İşte yorgancı Bay Leopold Renard’ı ağır ceza mahkemesine çıkaran belli başlı suçlama buydu. Katilin çevresinde, ölenin dul karısı bayan Flameche, oymacı Louis Ladureau ve kurşuncu Jean Durdent, başlıca tanıklar. Yanı başında da kendi karısı, karalar giyinmiş, bodur, çirkin bir kadın; sanki kadın kılığına girmiş bir dişi maymun…      Bakın...

Hazin Son

     Güzel bir akşam vaktiydi. Tiyatroda bir oyun sahneleniyordu. Yazı işlerinde memurluk yapan Ivan Dimitriç de ikinci sıradaki bir koltukta oyunu izliyordu. Her şey güzeldi ve Ivan Dimitriç Çerviakov bu güzellikleri içinde hissediyor, tüm bunlardan mutluluk duyuyordu. Ancak ne olduysa oldu Çerviakov’un yüzü birden bire buruştu. Gözleri yukarıya doğru kaydı, öne eğilip öyle bir hapşırdı ki...

Güçlüler ve Güçsüzler

     Yuliva Vasilyevna’yı çalışma odama çağırdım. Çocuklarımın eğitmeni Vasilyevna çekine çekine masanın önüne geldi.      “Oturun Bayan Vasilyevna,” dedim.      “Size aylığınızı vereceğim. Aylık olarak 30 rubleye çalışıyordunuz değil mi?”      “Hayır, efendim, 40 rubleye anlaşmıştık,” dedi.      “Ama benim not defterimde 30 ruble yazıyor. Yapmayın böyle. Ben şimdiye kadar bütün eğitmenlerle 30...

Sevinç

     Saat gecenin on ikisiydi.      Mitya Kuldarov, büyük bir heyecanla eve geldi. Koşar adımla odaları dolaşmaya başladı. Anne ve babası tam yatmak üzereydiler. Kız kardeşi yatağa uzanmış roman okuyordu. Liseli erkek kardeşleri ise uyuyorlardı.      Mitya’nın bu heyecanını gören anne ve babası;      “Nereden geliyorsun? Neyin var?” diye sordular.      “Hiç sormayın anneciğim! Bunu hiç...

Mamay

     Akşamları ve gece vakitleri, Petersburg’da artık evler yok: Altı katlı kayadan gemiler var. Bu altı katlı dünya başka altı katlı dünyaların arasından bir başına kayadan dalgalar üzerinde uçuyor. Gemi, sayısız kamaranın ateşiyle isyan eden caddelerin okyanusuna doğru ışıldıyor. Ve kamaralarda bulunanlar yolculardır. Gemi kurallarına göre birbirini tanıyan tanımayan herkes, gece...