KategoriRomanlar

Alıce’in Harikalar Ülkesindeki Maceraları (4)

     Tavşan Bir Pusula Gönderiyor      Bu, ağır ağır geri gelen Beyaz Tavşan’dı, yürürken sanki bir şey arıyormuş gibi şaşkın şaşkın çevresine bakınıyordu. Kendi kendine şöyle mırıldandığını işitti: ”Ah! Düşes! Ah! Patilerim, bıyıklarım! Ah, kürküm! Beni idam ettirecek, sansarın sansar olduğu kadar kesin bu! Onları da nerede düşürdüm acaba?”      Alice, hemen onun beyaz...

Alıce’in Harikalar Ülkesindeki Maceraları (3)

     Caucus Yarışı ve Yılan Öyküsü      Kıyıya toplanan bu kafile gerçekten pek acayip görünüyordu: Kuşların tüyleri yoluk yoluk olmuş, öteki hayvanların kılları da vücutlarına yapışmıştı, hepsi de sırılsıklamdı; suratlarını asmış, rahatsız rahatsız duruyorlardı.      Doğal olarak ilk düşündükleri, üstlerini başlarını nasıl kurutacakları oldu. Bunun için aralarında düşünce alışverişi yaptılar;...

Alıce’in Harikalar Ülkesindeki Maceraları (2)

     Gözyaşı Birinkintisi      Alice, ”Büsbütün acayipleştikçe acayipleşiyor,” diye haykırdı (o kadar şaşırmıştı ki, artık doğru dürüst konuşmasını bile unutmuştu). ”Şimdi de dünyanın en büyük teleskopu kadar uzuyorum! Hoşça kalın ayacıklarım!” (Çünkü ayaklarına baktığı zaman onları o kadar uzakta buldu ki, hemen hemen görünmüyorlardı). ”Ah, benim zavallı ayacıklarım...

Alıce’in Harikalar Ülkesindeki Maceraları (1)

     Giriş      ”Alice” dünya edebiyatında başlı başına bir tür oluşturuyor. İlkin Oxford’lu Matematik Profesörü Charles Dodgson’un, bir sandal gezintisi sırasında üç küçük kıza anlattığı masaldan fazla bir şey değilken, 1865 yılında kitap olarak çıkmasıyla ününün dünyayı tutması, hemen birçok dile çevrilmesi bir oldu. Hatta Kraliçe Victoria bile bu kitaptan o kadar hoşlanmış...

Don Kişot (30)

     Otuzuncu Bölüm (Köye Dönüş)      Ertesi gece Don Kişot dövünmeye devam edip etmeyeceğini seyisine sordu fakat Sanço buna razı olmadı: — Aman ne söylüyorsunuz Senyör, dedi, siz beni öldürmek mi istiyorsunuz? Dayak yemek o kadar kolay mı? Sırtımın acısı pek o kadar fazla değil ama kolumda hayır kalmadı. Bırakın da iki üç gün dinlenip bir parça kendime geleyim… Hesabı tamamlayacağıma...

Don Kişot (29)

     Yirmi Dokuzuncu Bölüm (Üç Bin Altı Yüz Kamçı)      Don Kişot atına binecek hale gelmeden evvel tam bir hafta handa yattı. Ağır bir yarası yoktu fakat bir türlü üzerinden atamadığı bir mahzunluğa düşmüş görünüyordu. Beyaz Ay Şövalyesi tarafından alt edilmiş olmak düşüncesi onu hasta ediyor ve Sanço, efendisinin hayatından endişe ediyordu.      Don Kişot bir sabah ona: — Git Rossinante’nin...

Don Kişot (28)

     Yirmi Sekizinci Bölüm (Beyaz Ay Şövalyesi)      Dağdan dağa, kırdan kıra Don Kişot nihayet Barselona surlarına vardı. Hiç şüphesiz ilk defa sevinçle şatosundan ayrıldığı günkü ruh hali içinde değildi. Yolda rastladığı kimselere artık ilgi göstermiyordu. Rossinante’nin ağır adımlarına uyarak sessiz ve mahzun bir şekilde yoluna devam ediyordu. Sanço Panza da onun ardında aynı hüzünle durmadan...

Don Kişot (27)

     Yirmi Yedinci Bölüm (Sanço İle Don Kişot Yeniden Buluşuyor)      Don Kişot’un zavallı seyisi şatonun yolu üzerinde mahzun mahzun yol alıyordu. Dün şerefler, ziyafet sofraları, emirler ve kanunlar; bugün bir orman içinden geçen bir keçi yolunda tek başına gidiş…      Fakat Sanço’daki hüznün ikbal düşkünlüğünden yahut o gece yediği dayaklardan ileri geldiğini zannetmek yanlış olur.     ...

Don Kişot (26)

     Yirmi Altıncı Bölüm (Düşmanlar Sanço’nun şatosuna baskın yapıyorlar)      Sanço on beş günden beri şehri idare ediyor ve kimsenin kendisinden şikâyeti olmuyordu. Tam tersine herkes ondan hoşnuttu. Valinin etrafını alan kâhya ve saray adamları, işin nihayetinde bir köylüden başka bir şey olmayan bir adamın kafasında bu kadar akıl bulunmasına hayran oluyorlardı.      Onun bir sağduyu mahsulü...

Don Kişot (25)

     Yirmi Beşinci Bölüm (Sanço Adasının İdaresini Eline Alıyor)      Sanço kendini insanların en bedbahtı gibi görüyor ve durmadan sızlanıyordu. Düşes’i ve şatodaki kadınları kendine acındırmak için uzun nutuklar çekmekteydi fakat hiçbiri onu ciddiye almıyor ve kamçının onun vücuduna çok yarayacağını ağız birliğiyle söylüyorlardı.      Bununla beraber Dük, büyük bir tören tertipledi ve bin altı...

Don Kişot (24)

     Yirmi Dördüncü Bölüm (Dulcinee, Sanço’dan Yardım İstiyor)      Don Kişot ile Sanço birkaç günden beri şatoda idiler. Her saat yeni bir sürprizle karşılaşıyorlardı; çünkü dük, misafirinin hatırını hoş etmek için durmadan yeni yeni törenler hazırlamaktaydı. Bir saniye onu işsiz bırakmıyor ve bu işte şato hizmetçilerinin çok yararı görülüyordu. Onların uydurmadıkları şeytanlık, maskaralık yoktu...

Don Kişot (23)

     Yirmi Üçüncü Bölüm (Don Kişot İle Sanço Şatoda)      O akşam hiç kimse Sanço Panza kadar kendinden memnun olamazdı. Adamcağız düşesin yanında şatoya giderken: — Böyle insanlar evlerinde kim bilir ne güzel şeyler yiyip içerler, diye düşünüyordu. Belki bu dükün bir yerde bana verilecek bir küçük adası da vardır. Bu gece bunu efendime söylemeliyim.      Bu fikir onu pek sevindirmekteydi. Bu...

Don Kişot (22)

     Kahramanlarımız birkaç gün Basile’in evinde misafir kalmışlardı. Sanço Panza bu sevimli insanlardan ayrılmayı asla düşünmüyordu çünkü çoban da karısı da Don Kişot ile seyisine son derece ikram ediyorlar, ellerini sıcak sudan soğuk suya sokturmuyorlardı. Fakat bir gezici şövalyenin uzun zaman dinlenmesi ve huzur içinde hayatın tadım çıkarması mümkün olur muydu? Macera onları dünyanın uçsuz...

Don Kişot (21)

     Yirmi Birinci Bölüm (Don Kişot Köy Düğününde)      Birkaç gün sonra Don Kişot ile seyisi, uçsuz bucaksız ovalar içinde yollarına devam ediyorlar ve can sıkıntısından bunalıyorlardı.      Şövalye, kralın aslanlarını yenmesinin ardından bir macera ile karşılaşmamışlardı. Kahramanımız, sihirbaz Freston’un, sırf kendisini kudurtmak için vakaya benzer ne varsa yolunun üstünden...

Don Kişot (20)

     Yirminci Bölüm (Don Kişot’un Aslanlarla Olan Macerası)      Don Kişot, söylemiş olduğumuz üzere kazandığı savaştan duyduğu gurur ve sevinç içinde yoluna devam etmekteydi. Kendisini dünyanın en kahraman ve en cesur şövalyesi sayıyor ve bundan böyle girişeceği maceralardan galip çıkacağını düşünüyordu. Hele büyücülerin büyülerine hiç önem vermiyordu. Şimdiye kadar yemiş olduğu sopaları...

Don Kişot (19)

     On Dokuzuncu Bölüm (Don Kişot’un Aynalı Şövalye ile savaşı)      Söylemeye gerek yoktur ki Don Kişot’un üçüncü defa şatodan kaçtığını görmek yeğen ile hizmetçinin pek hoşlarına gitmemişti.      Yeğen kabahati Sanço Panza’ya yüklüyordu: — Her şey onun başının altından çıktı. O şeytan herif olmasaydı amcam şimdi aramızda bulunacaktı. Her gün gele gide ona fit verdi. Her şeyi...

Don Kişot (18)

     On Sekizinci Bölüm (Don Kişot Dulcinee’ye kavuşuyor)      Ortalık aydınlanırken Don Kişot Sanço’yu sarstı: — Hey dostum, diye bağırıyordu. Ne var bu kadar uyuyacak! Biz buraya kıyamete kadar uyumaya mı geldik? Prenses Dulcinee aşkına gözlerini aç.      Köylü: — Ne oluyoruz!? Siz misiniz Senyör? — Ne o, dünkü vaadini unuttun mu? Prenses Dulcinee’yi Toboso köyündeki sarayında...

Don Kişot (17)

     On Yedinci Bölüm (Don Kişot yine kaçıyor)      Bir sabah Sanço, Don Kişot’u yatağından kalkmış buldu ve sevinçle bağırdı: — Gözlerimiz aydın! Siz iyi oldunuz ha sayın şövalyem!      Don Kişot cevap verdi: — Çok şükür kendimi yirmi yaşındaki kadar genç ve dinç buluyorum. Yeni maceralara gitmeye hazırım. — Artık Senyör ne kadar mesudum. Bir an evvel adama kavuşmak için yanıp tutuşuyorum...

Don Kişot (16)

     On Altıncı Bölüm (Sanço evine dönüyor)     Sanço’yu sevimli Maritorne uykudan uyandırmaya gitmişti; fakat hakikati söylemeye mecburum ki bu iş hiç de kolay olmadı. En sonra o başını yastığından kaldırdı, esneyip gerindi ve gözlerini açtı.      Kız: — Ah seyis efendi, uyandığınızı gördüğüme ne kadar memnunum. Bilseniz siz uyurken burada neler oldu neler.      Maritorne’un bu...

Don Kişot (15)

     On Beşinci Bölüm (Don Kişot ile hayaletler)      Ovada iki saatten beri yürüyorlardı ki, karşıdan eşeğe binmiş bir adamın geldiğini gördüler. Sanço Panza kendi boz eşeğini aklına getirmeden eşekli bir insan göremez olmuştu. Uzaktan bir çingene sandığı bu adamı görünce yine yüreği kalktı.      Biraz daha sonra eşeği de, adamı da tanıyınca büyük bir hayrete düştü. Adam haydut Gines de...

Don Kişot (14)

     On Dördüncü Bölüm (Prenses Micomicona’nın Başından Geçenler)      Ovaya indikleri zaman Don Kişot atını prensesin katırına yaklaştırdı ve ona başından geçenleri anlatmasını rica etti: — Sizin şerefinize ve aşkınıza çok büyük bir şeyler yapmak isterim; çünkü sizin pek yüksek bir kadın olduğunuzu görüyorum. Fakat çok kolay anlarsınız ki düşmanlarınızla savaşabilmem için başınızdan geçen bütün...

Don Kişot (13)

     On Üçüncü Bölüm (Prenses Micomicona’nın Gelişi)      Papaz ikinci günün akşamına doğru hana döndü. Yanında bir dişi katıra binmiş güzel çehreli ve kibar kıyafetli bir kız vardı. O güne kadar adı Dorothee idi, fakat papaz ile berberin sayesinde büyük Micomicon kraliçesi, çok asîl ve çok güzel prenses Micomicona olarak hana ayak bastı.      Sanço onu görünce hayretten ağzı açık kaldı...

Don Kişot (12)

     On İkinci Bölüm (Sanço, Papaz İle Berbere Rastlıyor)      Sanço Panza, efendisinin deliliklerine pek fazla aldırmayıp ovaya indi. Az sonra Toboso’nun yolunu tutmuş ve bir zaman sonra kendisine heyecanlı bir altı okka oyunu oynatmış oldukları hanın yanına varmıştı. Sanço burayı görünce pek memnun olmadı çünkü hizmetçi Maritorne’dan başka buradaki bütün insanlara kin bağlamıştı. Avlu...

Don Kişot (11)

     On Birinci Bölüm (Don Kişot Kara Dağ’da)      Sanço Panza burada fazla durmak istemiyordu. Muhafızların Sainte Hermandad polisi ile beraber geri gelmekte gecikmeyeceklerine şüphesi yoktu. Onun için efendisini ve kendini bu hale getiren haydutlar savuşur savuşmaz Don Kişot’un yanına koştu ve ona bir an evvel buradan gitmelerini rica etti.      Şövalye cevap verdi: — Sanço dostum, seni...

Don Kişot (10)

Onuncu Bölüm (Kürek Mahkûmlarını Kurtarış)      Ertesi gün kahramanlarımız yeni bir macera ile karşılaştılar. Yolda uslu uslu hayvanlarını sürüyorlardı. Sanço Panza’da gelecek günler için tekrar bir parça ümit başlamıştı. Efendisi ile yakında valisi olacağı adayı konuşuyor, Don Kişot onu ballandıra ballandıra tasvir ediyordu.      Birdenbire gözlerini kaldırınca bir insan kalabalığının...

Don Kişot (9)

Dokuzuncu Bölüm-(Kahraman Mambrin’in miğferi)      Handan uzaklaştıkları sırada Don Kişot, Sanço Panza’yı bir parça teselliye çalıştı: — Zavallı dostum, görüyorsun ki talih, gezici şövalyelere her zaman yâr olmuyor. Bu konu üzerine birçok hikâyeler okuduğumu hatırlıyorum, fakat müsterih ol. En sonunda talih kahramanlara güler yüz gösterir.      Biçare seyis, efendisine inanmak istiyor...

Don Kişot (8)

Sekizinci Bölüm-(Don Kişot’un Handa Başına Gelenler)      Hancı kahramanlarımızın bu halde içeriye girdiklerini görünce gözlerini iri iri açtı: — Bu ne hal böyle? Ne geldi başınıza zavallı adamlar?      Sanço Panza katırcılardan dayak yediklerini söylemek istemiyordu. Onun için hayalinden bir sebep uydurdu. — Eşeğimin sırtında gördüğünüz asil Şövalye Don Kişot bir dağdan düşerek kemiklerini kırdı...

Don Kişot (7)

  Yedinci Bölüm-(Yel Değirmenleriyle Savaş)      Günün ortasına doğru Don Kişot ile Sanço Panza epeyce uzaklara gitmiş bulunuyorlardı. O kadar uzaklara ki ikisi de artık köylerini akıllarına getirmiyorlardı. Köylü için bu yolculuk çok yorucu idi. On iki saat kırların içinde eşekle gitmek her babayiğidin harcı değildi. Don Kişot’un hiç durmaya niyeti yok muydu?      Az sonra Şövalye uzakta...

Don Kişot (6)

Altıncı Bölüm-(Don Kişot’un yeni yolculuğu)      Ertesi sabah Don Kişot’un derin derin uyuduğu sırada, papaz ile berber şatoya geldiler ve yeğeninden kitaplığın anahtarını istediler. Kız bu anahtarı onlara gönül hoşluğu ile vermişti.      Hizmetçi onların işe koyulmuş olduklarını öğrendiği zaman bir şişe kutsal su getirmeye koştu ve onu papaza teslim etti: — Buyurun, dedi, duvarlara ve...

Don Kişot (5)

Beşinci Bölüm-(Don Kişot’un hazin dönüşü)      Don Kişot’un bu ilk macerasına sahne olan yol pek gelip geçeni olmayan bir yoldu. Onun için bir hayır sahibinin kendisine yardıma gelmesini beklerken uzun uzun düşünmeye vakit buldu. Çok tabiî olarak da okuduğu hikâye kitaplarının, kendisi gibi tatsız kazalara uğramış kahramanlarını hatırlamaya çalıştı ve Ortaçağ masalcılarının kafalarında...