KategoriRomanlar

DECAMERON-83 (Yetmiş Sekizinci Hikâye)

     Siyano’da genç, oldukça zengin iki adam vardı. Birisi İspinalo, öbürü Zeblo isminde idi. Görünüşte kardeş gibiydiler. İkisinin de karıları güzeldi. İspinalo arkadaşının evine sık sık giderek onun karısı ile samimiyet kurdu. Bu hal uzun zaman kimse sezmeden devam etti, ama bir gün Zeblo karısına haber vermeden evde kalmıştı. İspinalo yine geldi. Kadını yalnız bularak her günkü gibi onu...

DECAMERON-82 (Yetmiş Yedinci Hikâye)

     Bir zaman önce Floransa’da Helena adlı güzel bir dul kadın vardı. Asaletiyle ve servetiyle tanınırdı. Yeniden evlenmek istemezdi, çünkü kibar bir âşığı vardı. Hizmetçisi vasıtasıyla istediği zaman onu çağırabilirdi.      Bu sırada Riniyeri isimli asil bir genç talebe Paris’ten dönmüştü. Ailece zengindi. Kibar bir hayat sürüyordu. Derin düşünceli adamlar aşkın zincirine kolay...

DECAMERON-81 (Yetmiş Altıncı Hikâye)

     Kalendrino’nun Floransa civarında bir küçük çiftliği vardı. Her sene oradan bir domuz alırdı. Aralık ayında karısı ile oraya gider, domuzu kestirir ve etini tuzlatırdı. Bir seferinde karısı hasta idi. Kalendrino, bu işte yalnız kaldı. Bunu, arkadaşları Bruno ve Bufalo haber alarak birkaç gün için komşu papaza gittiler. O gün, domuz kesilmişti. Kalendrino onları papazın yanında görünce:...

DECAMERON-80 (Yetmiş Beşinci Hikâye)

     Ankona’lı hâkimler Floransa’da nadir değildir. Bunlar, o kadar sefilane yaşarlardı ki, aç kalmış görünürlerdi. Bu sebeple maiyetlerinde kendilerine benzeyen adamları kullanırlardı.      Nikola da bunlardan biriydi. Hâkimden ziyade değirmenciye benzerdi. İşleri olmamakla beraber bazı kimseler yine oraya giderlerdi. Bir gün Masso da, bir dostunu aramak üzere gitmişti. Nikola...

DECAMERON-79 (Yetmiş Dördüncü Hikâye)

     Fiyosole eskiden güzel bir şehirdi. Sonradan harap olmuşsa da yine de bir baş papazı vardı.      Büyük kilisenin yanında Piccarda isminde bir dul kadının arazisi ve bir küçük evi bulunuyordu. İki kardeşiyle beraber kadın bu evde otururdu. Kadın sık sık kiliseye giderdi. Genç ve güzel olduğu için bir rahip ona delice âşık olmuştu. Rahip nihayet bir gün aşkını ilan etti, onun da kendisini...

DECAMERON-78 (Yetmiş Üçüncü Hikâye)

     Floransa’da, Kalandirina isminde saf bir ressam vardı. Bütün vaktini Buruno ve Bufalo isimli iki kurnaz ressamla geçirir. Halbuki bu ikisi onun saflığı ile alay ederler. Yine Floransa’da Maso isminde zeki ve terbiyeli bir genç vardı. O da Kalandirino’nun saflığını duymuştu. Biraz alay etmek istiyordu. Bir gün ressamı, Yihonis kilisesinde resimleri seyrederken gördü ve bu...

DECAMERON-77 (Yetmiş İkinci Hikâye)

     Varlungo şehrinde kurnaz ve kadınlara düşkün bir papaz vardı. Okuma yazması pek yoktu ama pazar günleri çocukları güzel masallarla oyalamasını bilirdi. Kocaları evde bulunmayan kadınları ziyaret etmesini sever, onlara biraz vaftiz suyu veya bir mum parçası götürerek gönül alırdı.      Bu kadınlar arasında Belkolore adlı birisi papazın pek hoşuna giderdi. Kadın hareketli bir dişi idi...

DECAMERON-76 (Yetmiş Birinci Hikâye)

     Bir zamanlar Milano’da Gilfardo isminde bir Alman vardı ki işlerinde namuskârlığı ile ve borçlarına sadakati ile tanınmıştı. Herkesin yanında itibarı vardı.      Bu adam, Kasparino isminde zengin bir tüccarın karısı Ambroziya’ya âşık olur ve kadına aşkını ilan ederek, her fedakarlığa hazır olduğunu bildirir. Kadın uzun tereddütlerden sonra iki şart altında Gilfardo’ya...

DECAMERON-75 (Yedinci Günün Sonu ve Yetmişinci Hikâye)

     Siyena’da Tingoçyo ve Mençiyo adında iki genç vardı. Bunlar sadece birbirleriyle dostluk ederler, başkalarıyla görüşmezlerdi. Devamlı surette kiliseye gittiklerinden öteki dünyada ruhların başına gelen felaketler veya mutluluklar hakkında bir çok vaaz dinlemişlerdi. Bu hususta kesin bilgi edinebilmek için şöyle bir çare buldular; Hangisi önce ölürse, ötekine ahiret hakkında bilgi...

DECAMERON-74 (Altmış Dokuzuncu Hikâye)

    Bir zamanlar Artosta Nikastora adında nüfuzlu bir adam vardı. İhtiyarlamasına rağmen, kader kendisine güzel olduğu kadar cesur olan Lidia isimli bir eş vermişti. Nikastora han hamam sahibi idi, en büyük zevki ava gitmekti. Maiyeti arasında Pirnus isminde birisi vardı ki boylu poslu, kibar ve cesurdu. Lidia bu gence öyle vurulmuştu ki gece gündüz onu düşünürdü. Pirnus ise bunu bilmez veya önem...

DECAMERON-73 (Altmış Sekizinci Hikâye)

     Floransa’da, Arigutchie adında zengin bir tüccar vardı. Bu adam, bir çok kimselerin inandığı gibi, kadın vasıtasıyla asilleşebileceğini ümit ederdi. Bu maksatla, kendisine tıiç uygun olmayan Sismonda adında bir kızla evlenmişti.      Adam sık sık seyahate çıktığından, genç karısı Roberto adında birisiyle münasebet kurar. Fakat bu münasebet çok aşırı bir hal aldığından Arigutchie...

DECAMERON-72 (Altmış Yedinci Hikâye)

     Paris’te Floransa’lı bir adam vardı. Önceleri küçük ticaret işleriyle uğraşmış, sonraları ise şansı yaver giderek zengin olmuştu. Oğlu Ludwig ise ticaretten ziyade asilliğe düşkündü. Bu yüzden babası onu Kralın hizmetine verdi.      Bir gün Ludwig, İngiliz kadınlarının güzelliğinden bahsedilen bir toplantıda bulundu. Konuşanlardan biri, bütün dünyayı dolaştığını, fakat...

DECAMERON-71 (Altmış Altıncı Hikâye)

     Floransa’da genç güzel bir kadın vardı ki, zengin ve cesur bir şövalyenin karısı idi. Nasıl ki her gün aynı yemek yenemezse, bu kadın da kocasıyla yetinemeyerek, genç, terbiyeli, fakat asil olmayan bir aileden bir delikanlıya âşık oldu. Arzu iki taraflı olursa tatmin edilmeden kalmaz. Böylece kısa zamanda mutluluğa ulaştılar. Ancak, kadının güzelliği Lambert namında başka bir şövalyeye de...

DECAMERON-70 (Altmış Beşinci Hikâye)

     Anadolu’da zengin bir tüccar vardı ki, karısı çok güzeldi ve onu kıskanırdı. Kıskançlığının sebebi şu idi; güzel karısını herkes güzel bulacaktı ve sevecekti. Bu kıskançlığı dolayısıyla kadını mahkumları kontrol eder gibi, denetim altında tutardı. Kadıncağız ne bir düğüne, ne bir derneğe, ne kiliseye gidebilir, ne evden çıkabilir, ne de pencereye yaklaşabilirdi. Kadın bu halini...

DECAMERON-69 (Altmış Dördüncü Hikâye)

     Rezzo’da Tofano isminde zengin bir adam, Şita isminde çok güzel bir kadınla evlenmiştir. Ve karısını sebepsiz yere kıskanmaktadır. Kadın çok defa kıskançlığının sebebini sorar, ama bir cevap alamaz. Bunun üzerine, bu haksız şüphesi yüzünden kocasını cezalandırmaya karar verir. Bir delikanlının kendisinin peşinde olduğunu duyunca, onunla münasebet kurar ve bir randevu çarelerini aramaya...

DECAMERON-68 (Altmış Üçüncü Hikâye)

    Siena’da, ileri gelen bir ailenin Rinaldo isminde bir oğulları vardı ki, zengin bir adamın karısı olan güzel komşusuna vurgundu. Rinaldo, sevgilisiyle şüphe uyandırmayacak şekilde münasebet kurabilse rüyalarının gerçekleşeceğine inanırdı. Başka çare bulamadığından kadın gebe kalınca ona sağdıç olma çaresini aradı. Ve kadının kocası ile dürüst bir şekilde tanışıklık tesis etti. Sağdıç...

DECAMERON-67 (Altmış İkinci Hikâye)

     Napoli’de bir müddet önce fakir bir adam, Peronella adlı güzel bir kızla evlenmişti. Adam duvarcı idi. Kadın, örgü örerek para kazanırdı ve böylece geçinip giderlerdi. Bir gün, bir delikanlı Peronella’yı gördü, ona âşık oldu ve kızı ziyaret etmek için iznini aldı. Buluşmak için, şöyle bir tedbir düşündüler: Kocası, erken kalkıp işine gittiği için delikanlı bir köşede saklanacak...

DECAMERON-66 (Altmış Birinci Hikâye)

     Floransa’da Pankrasius sokağında Yohan isimli bir dokumacı vardı. Mesleğinde çok becerikliydi. Saflığı dolayısıyla Marya kilisesinin korosuna başkan seçilmişti. Bazen de okulu kontrol ile görevlendirilirdi. Bu işlere çok emek verirdi. Ona bu vazifeleri veren rahiplerdi. Zenginliği dolayısıyla kiliseye çok yardım ettiğinden, rahiplere verdiği giyim eşyası mukabilinde ona dua öğretirlerdi...

DECAMERON-65 (Altıncı Günün Sonu ve Altmışıncı Hikâye)

     Certaldo, Floransa’ya yakın Elsa vadisinde bir köydür. Küçük olmakla beraber bir çok meşhurlar burada oturmuşlardır. Her yıl kutsal Antonio tarikatından birisi buraya gelir ve halktan yardım toplardı. Bir defasında rahip Cipolla gelmişti. Cipolla yalnız adı ile değil aynı zamanda örnek bir yaşayış tarzı ile de ünlü idi. Bu rahip ufak tefek olmakla beraber, çok alaycı idi. Cehaletine...

DECAMERON-64 (Elli Dokuzuncu Hikâye)

     O tarihlerde, bir gruba girmesini arzu ettikleri kişileri üye yaparlardı. Üyelerden her biri sıra ile bütün grup üyelerine ziyafet çeker ve bazı yabancıları da davet ederlerdi. Üyeler hiç olmazsa senede bir defa aynı biçim elbise giyerler, bayram günleri şehri atla dolaşırlar ve mesut bir olay olursa neşeyle kutlarlardı.      Betta isminde birisi böyle bir grup kurmuştu. Gruba Gida’yı...

DECAMERON-63 (Elli Sekizinci Hikâye)

     Fresko isminde birisinin Ciska diye anılan bir yeğeni vardı ki boylu boslu olmakla beraber, pek de güzel sayılmazdı. Ama öyle kendini beğenmişti ki kimseye aldırış etmezdi. İnatçı ve öfkeliydi de, kim ne yapsa beğenmezdi. Sicilya kralının kızı bile bu kadar kibirli olamazdı. Herkese dudak bükerdi ve daha bir çok tatsız huyları vardı.      Bir gün, süslü püslü, amcasının odasına girmişti...

DECAMERON-62 (Elli Yedinci Hikâye)

     Porto’da sert ve insafsız bir kanun vardı. Buna göre, kocaları tarafından sevgilileri ile yakalanan kadınlar, vücutlarını para ile satan fahişeler gibi, ateşte yakılırdı. Bu kanunun yürürlükte olduğu devirde Rinaldo’nun güzel karısı Filippo, sevgilisi Lazorina’nın kollarında kocası tarafından yakalanmıştı. Rinaldo, bu manzara karşısında katil olmaktan nefsini zor alıkoydu...

DECAMERON-61 (Elli Altıncı Hikâye)

     Bir zaman evvel Floransa’da Mikael adlı birisi vardı ki en kibar, en konuşkan gençlerden sayılırdı. Söylediği güzel hikâyeler dolayısıyla Floransalı gençlerin sevgisini kazanmıştı.      Bir gün bazı gençlerle birlikte kır gezintisinde bulunuyordu. Söz memleketin en asil ailesine gelmişti. Bazıları Uberti’ler, bazıları Lamberti’ler diyordu. Scalya, “Divaneler,” dedi. “Siz ne...

DECAMERON-60 (Elli Beşinci Hikâye)

     Foraza, kısa boylu ve biçimsiz bir adamdı. Yassı bir yüzü, çökük bir burnu vardı. Ailesinden kimse onun kadar çirkin değildi. Fakat o kadar kuvvetli hukuk bilgisi vardı ki, bir canlı kütüphane sayılırdı. Giotta da yüksek bir zekaya sahipti, hem kalemi hem fırçayı eşsiz derecede kullanırdı. Resimleri o kadar canlıydı ki, görenler gerçek sanırdı. Asırlarca unutulmuş bir sanatı diriltmişti...

DECAMERON-59 (Elli Dördüncü Hikâye)

     Konrad, en asil ve alicenap şövalyelerdendi. İşe güce bakmaz, köpekleri ve kuşları ile şahane bir hayat sürerdi. Bir gün atmacası ile yağlı bir keklik yakalamış ve akşam yemeğini hazırlamak üzere Venedikli aşçısı Şişibio’ya vermişti. Ahçı kekliği güzelce kızarttı. Kızartma bitmek üzereydi ki, etrafa mis gibi kokusu yayıldığı bir sırada komşusunun kızı Brunetta çıkageldi. Kız aşçıyı...

DECAMERON-58 (Elli Üçüncü Hikâye)

     Kardinal Artan zamanında, Kral Robert’ın mareşali Dego isminde Katalonyalı bir şövalye Floransa’ya gelir. Bu adam yakışıklı ve kadınlara düşkün bir delikanlıdır. Floransa kızlarının arasından kardinalin yeğeni olan bir güzele tutulur. Bu kadının kocasının cimri olduğunu haber alınca 500 altın mukabili karısıyla buluşmasına izin vermesi hususunda mutabık kalır. Yalnız şövalye geceyi kadınla...

DECAMERON-57 (Elli İkinci Hikâye)

     Crispina’ya çok itibar eden papa Bonifaçius mühim bir iş için Floransa’ya bir elçi göndermişti. Elçiler, Geri’ nin evine inmişlerdi. Elçiler her sabah, Cisti’nin fırınının bulunduğu Marya kilisesinin önünden geçerlerdi. Gerçi, Cisti’ye kader, aşağılık bir sanat vermişse de, servet toplama bakımından yaver olmuştu. Onun için hayat tarzını değiştirmeden, pek güzel bir...

DECAMERON-56 (Elli Birinci Hikâye)

     Birkaç yıl önce aramızda ismi saklanamayacak kadar meziyetlere sahip bir kadın vardı. Adı Horetta idi. Gerispina’nın karısıydı. Bir gün, köyde otururken yemeğe birçok bayan ve şövalye davet etmiş, sonra, onlarla başka bir çiftliğe doğru yürüyüşe çıkmıştı. Yol epeyce uzun olduğu için, gençlerden biri, bayan Horetta’ya “Yolu kısaltmak için en güzel hikâyelerden birisini anlatmak...

DECAMERON-55 (Kavga)

     Altıncı gün, Eliza’nın yönetimi altında, nükte veya bir şaka ile bir tehlikeden kurtulma konusunda hikâyeler anlatılacaktır. Her zamanki toplanma saatinde kraliçe bütün üyeleri çağırır.      Üyeler, çağlayanın civarında oturmuşlardı. Kraliçe hikâyelere başlanmasını emretmişti. Bu esnada beklenmedik bir durum ortaya çıktı. Mutfakta bir gürültü işitilmişti. Kraliçe kâhyayı çağırarak...

DECAMERON-54 (Beşinci Günün Sonu ve Ellinci Hikâye)

     Bir zamanlar, Perugia’da Peter Viçillio adlı zengin bir adam vardı. Aşk yüzünden değil, fakat kötü şöhretini örtmek için bir kadınla evleniyor. Kırmızı yanaklı, ateşli, genç bir kadın buluyor ki, tek erkekle değil, müteaddit erkeklerle yaşamak arzusunda. İlk yıllarda güzelliğinin zirvesinde iken bu huyunun farkına vardı. Kocasıyla boyuna kavgalar yaptı. Fakat, bu kavgaların kocasının...