KategoriBir Şair Bir Şiir

Melih Cevdet Anday (Sevincin Yarısı)

Kuşlar yağmur yağdırır da
Yağmur güneşe vururdu ya
Ben sana gelirdim 
Sevincin yarısı ağzımda
Zambağa birikir sabahlar
Ovalar atlara binerdi 
Kulesine koşuşunca deniz
Cebimde geceden yıldızlar
Arılarla ballarla kanımda 
Yüreğim avuç olurdu da
Sonra çeşme de olurdu ya
Mutsuz dönüşler ayında
Ben sana gelirdim.

Oktay Rifat (Karıma)

Sofalar seninle serin
Odalar seninle ferah
Günüm neşeyle uzun
Yatağında kalktığım sabah 
Elmanın yarısı sen yarısı ben
Günümüz gecemiz evimiz barkımız bir
Mutluluk bir çimendir bastığın yerde biter
Yalnızlık gittiğin yoldan gelir

Ahmet Muhip Dıranas (Ülker’in Gözleri)

Bir bahar sabahının karanlığında ıssız Gökte diz çökmüş iki titrek ışıklı yıldız Olan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker!  Mutlu, esen ve hoşken ve gülerken gülerken Nerden gelir bilinmez üzgünlüklerle birden Solan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker!  Ne zaman perdelese içlerini bir buğu Ölümün güzelliği, özlemin yorgunluğu Dolan gözlerinize âşıkım, Bayan Ülker!  Kalbinizin sezilmez parıltıcıklarını...

Bedri Rahmi Eyüboğlu (Çakıl)

Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar Bir gelincik açılır ansızın Bir gelincik sinsi sinsi kanar  Seni düşünürken Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır Deliler gibi dönmeye başlar Döndükçe yumak yumak çözülür Çözüldükçe ufalır küçülür Çekirdeği henüz süt bağlamış Masmavi bir erik kesilir ağzımda Dokundukça yanar dudaklarım  Seni düşünürken Bir çakıl...

Ahmet Necdet (Altı Mevsim Gazeli-Bahar)

sevdiceğim sana sözüm dildendir
laledendir sümbüldendir güldendir 
yüreğini kuşatan bahar sevinci
nisan yağmurundan esen yeldendir 
seher vakti saçlarına düşen çiğ
dağların başını saran tüldendir 
salınıp yürüyüşün gerdan kırışın
yuvarlak topuktan ince beldendir 
ya ceren bakışların canlar yakışın
kirpiğe sürülen mor rimeldendir 
ahmet necdet uzun söze ne hâcet
sitem o güzelden söz gazeldendir

Ümit Yaşar Oğuzcan (Sevi Şiiri)

Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili  Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak  Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler...

Atilla İlhan (Ben Sana Mecburum)

ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum  ağaçlar sonbahara hazırlanıyor bu şehir o eski İstanbul mudur karanlıkta bulutlar parçalanıyor sokak lambaları birden yanıyor kaldırımlarda yağmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun  sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşam üstü ansızın...

Necati Cumalı (Uzak Haziran)

İki dudak arası bir zaman Göz göze geldikse geçerken Mayısla haziran arasında Yağmurlu bir saçak altından Aşktı uçup giden üstümüzden Aşktı değip geçen yanımızdan  Uyanıp kış uykularından Şubatla mart arasında Eylülle ekim arasında Yaz sularında kıyıya çıkan İki adım arası bir zaman Göz göze geldikse geçerken Günlük güneşlik bir kaldırımdan Aşktı uçup giden üstümüzden Aşktı değip geçen...

Melih Cevdet Anday (Seni Düşünüyorum)

Çocukluğunu düşünüyorum Emilia
Deniz boyundaki ıssız yolu sabahleyin
Hani saçların, atkın uçuşurdu rüzgârda
Kokusunu duyuyorum bembeyaz gömleğinin
Seni kucağıma alıyorum Emilia 
Ben büyüttüm seni, ben yetiştirdim
Bugüne bu sevdaya
Toprağım ekmeğim kitabım şiirim
Sen ne varsa iyiden doğrudan yana
Gözümün nuru, başımın tacı, efendim.

Celâl Sılay (Mavi Randevu)

Mavi bir elbiseyle gelmiştin, gökyüzü maviydi. Getirdiğin rüzgârla ev kokuyordun. Kolun koluma değiyordu, omzun omzuma. Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi.  Bin dokuz yüz kırk iki baharıydı Bahçeli pencereler önünde geziyorduk, Gözlerimiz buluşuyordu, ürperiyordum Gökyüzü maviydi, mendilin maviydi. Sıcak nefesin yüzüme değiyordu ‘Evlenebilir miyiz’ diye sormuştum, Yürüyüşün değişmiş...

Bedri Rahmi Eyüboğlu (Karadut)

Karadutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Ağaç isem dalımsın salkım saçak Petek isem balımsın ağulum Günahımsın, vebalimsin.  Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan Yoluna bir can koyduğum Gökte ararken yerde bulduğum Karadutum, çatal karam, çingenem Daha nem olacaktın bir tanem Gülen ayvam, ağlayan narımsın Kadınım, kısrağım, karımsın.  Sigara paketlerine resmini çizdiğim...

Ahmet Muhip Dıranas (Serenad)

Yeşil pencerenden bir gül at bana, Işıklarla dolsun kalbimin içi. Geldim işte mevsim gibi kapına Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.  Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak, Ben aşkımla bahar getirdim sana; Tozlu yollarından geçtiğim uzak İklimden şarkılar getirdim sana.  Şeffaf damlalarla titreyen, ağır Goncanın altında bükülmüş her sak. Senin için dallardan süzülen ıtır, Senin için karanfil...

Behçet Necatigil (Şayet Aşk)

Şayet aşkın tohumu
Düşmüşse gönlüne
Suyunu esirgeme
Aşkın hakkını yeme
Pişman olursun ömrünce. 
Sana gölge verecek dallar
Fışkırır ancak gençlikten
Büyüt bu fidanı ey genç
Hazır yeşermişken!
Ne demek istediğimi
Ömrünün ortalarında
Ansızın anlarsın
Alkol kana yayılınca

Fazıl Hüsnü Dağlarca (Sevgicek)

Severdim
Severdim onu geceleri
Aydınlık taşlar sanki uyurdu
Sessizliğinde 
Daha ötelere giderdi yeşilden
Ellerinde otlar
İnanırdı yıldızların birliğine
Mutluluğuna suyun yalazın 
Öteki kuşları yaşardı
Dallar serçelerle doluyken
Yiterdi kendi aklığında
Uçsuz bucaksızdı düşü 
Severdim
Düşünürdüm düşünürdüm ayrılışında onu görürken de
Baktıkça azalırdı
Öyle ince bir yüzü vardı ki

Rıfat Ilgaz (Gidişini Anlatıyorum)

Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için Saçlarını, gözlerini, ellerini Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak Termometrede yükselen çizgi çizgi Kim bilir nerelerde soğuyorsun .  Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen İnsan insan bakan gözbebeklerin Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder  Ne gelirse onlardan gelir...

Cahit Sıtkı Tarancı (Desem ki…)

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini.  Desem ki sen benim için, Hava kadar lâzım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin...

Orhan Veli Kanık (Anlatamıyorum)

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle? 
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce. 
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün; ,
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Nazım Hikmet Ran (Vera’nın Uykudan Uyanışı)

İskemleler ayakta uyuyor masa da öyle serilmiş yatıyor sırtüstü kilim yummuş nakışlarını ayna uyuyor pencerelerin sımsıkı kapalı gözleri uyuyor sarkıtmış boşluğa bacaklarını balkon karşı damda bacalar uyuyor kaldırımda akasyalar da öyle bulut uyuyor göğsünde yıldızıyla evin içinde dışında uykuda aydınlık uyandın gülüm iskemleler uyandı köşeden köşeye koşuştular masa da öyle doğrulup oturdu kilim...

Gülten Akın (Uzun Yağmurlardan Sonra)

Sen yağmurlu günlere yakışırsın Yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler Islanan yapraklar gibi yüzün ışır Işırsa beni unutma Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün Bir yer sızlar yanar içinde büsbütün Her şeye rağmen ellerin üşür Üşürse beni unutma  Yeni dostlar yeni rüzgârlar gelir geçer Yosun muydum kaya mıydım nasıl unuttular Kahredersin başın önüne...

Lale Müldür (Destina)

dün gece sen uyurken ismini fısıldadım ve hayvanların korkunç öykülerini anlattım dün gece sen uyurken çiçeklere su verdim ve insanların korkunç öykülerini anlattım onlara dün gece sen uyurken yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana işte bu yüzden sırf bu yüzden yeni bir isim verdim sana DESTİNA  sen öyle umarsız uyusan da bir köşede işte bu yüzden sırf bu yüzden işte yaşamdan çok ölüme yakın...

Refik Durbaş (Tuzak)

Nefretin adresini mi soruyorsun cinnet yağmurunda kimsesiz kuşlardan rüzgârı çalınmış yalnızlığımı mı sevdanın adresini mi soruyorsun ayrılığı mavi, hüznü beyaz uçan  Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni  Sensin çılgınlığımın zalim kaynağı alemin aşktan damıtılmış alevi taşarken yüzünden hicranın ırmağı zulmetin vahasını mı arıyorsun bakışı gül sesi, gülüşü yaz açan  Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum...

Metin Altıok (Günlerden Öyle Bir Gün)

Günlerden öyle bir gündü;
Üstüne tarih düştüğüm.
Gözümün önüne geldi birden
Balkıyan güzel yüzün. 
Ve yüreğim yandı söndü,
Ter bastı avuçlarımı.
Bir işlek kovan uğultusu
Kapladı kulaklarımı. 
Uzandım usulca cigarama;
Yavan ömrüme katık.
Ben o gün öldüm gülüm,
Bir daha ölmem artık.

Sabahattin Ali (Çocuklar Gibi)

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı, Kırlara yayılan ilkbahar gibi. Kalbim her dakika hızla çarpardı, Göğsümün içinde ateş var gibi.  Bazı nur içinde, bazı sisteydim, Bazı beni seven bir göğüsteydim, Kâh el üstündeydim, kâh hapisteydim, Her yere sokulan bir rüzgâr gibi.  Aşkım iki günlük iptilâlardı, Hayatım tükenmez maceralardı, İçimde binlerce istekler vardı, Bir şair, yahut bir hükümdar gibi. ...

Sait Faik Abasıyanık (O ve Ben)

Sana koşuyorum bir vapurun içinden Ölmemek, delirmemek için… Yaşamak; bütün âdetlerden uzak Yaşamak… Hayır değil, değil sıcak; Dudaklarının hâtırası; Değil saçlarının kokusu Hiçbiri değil. Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde Ben onsuz edemem. Eli elimin içinde olmalı, Gözlerine bakmalıyım, Sesini işitmeliyim. Beraber yemek yemeliyiz. Ara sıra gülmeliyiz. Yapamam, onsuz...

Yaşar Nabi Nayır (10’ar Mısra)

Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam, Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak. Gözlerine yavaşça, yavaşça doldu akşam… Göklerin ateşini kalbime boşaltarak Benim içimde yaktı sanki gurubu akşam. Senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam. Gündüzden, gürültüden ve kâinattan ırak, Akşamı seyredeyim bakışlarında bırak, Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam, Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca...

Ahmet Hamdi Tanpınar (Bütün Yaz)

Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede…
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan. eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştu bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede.