KategoriEğitim-Öğretim

Düşünenlerin Düşünceleri-1

* İnsanlar hayalleriyle yaşarlar ve biraz yaşamaya başlayınca tüm hayallerini kaybederler (Voltaire) * Olmamız gereken şeyi, olduğumuz gibi kalarak olamayız! (Max de Pree) * Hayat, biz başka şeyler planlamakla meşgulken olagelen şeylerdir! (John Lennon) * Bütün dünya sizsiniz, yine de başka bir şey var sanmaya devam ediyorsunuz! (Hsijeh-Feng) * Dünya sizin için bir şaheser olsun ve dünyaya...

Türk ve Dünya Edebiyatından Roman Özetleri (FİHRİST)

001. İhtiyar Adam ve Deniz / The Old Man and The Sea (Ernest Miller Hemingway) 002. Beyaz Balina / Moby Dick (Herman Melville) 003. Mohikanlar’ın Sonu / The Last of The Mohicans (James Fenimore Cooper) 004. Tom Amca’nın Kulübesi / Uncle Tom’s Cabin (Harriet Beacher Stowe) 005. Ölü Canlar / Myortvyje Dushi (Nikolai Vassilievich Gogol) 006. Monte Kristo Kontu / Le Comte de Monte-Cristo (Alexandre...

Ağrı Dağı Efsanesi

                                                                     Yaşar Kemal                                     6.10.1923 Gökçedam/Osmaniye – 28.2.1915 İstanbul Romanın Özeti:     Ağrı Dağı’nın yamacında dört bin iki yüz metrede Küp Gölü diye harman büyüklüğünde bir göl vardır. Gölün kendine özgü maviliği hiçbir suda görülmez. Her yıl karların erimesiyle bu gölün çevresinde rengârenk...

Anadolu’dan Yerel Atasözleri (1)

* Acı acıya, su sancıya! * Aç köpek fırın damı söker! * Açlığını, bilen yere bildir! * Adama dayanma erir, ağaca dayanma çürür! * Ağaç devrileceği zaman bütün maymunlar kaçışır! * Ağır taşı köşeye koyarlar! * Ağız yemeyince yüz utanmaz! * Aile ile onsa, fare onar! * Akarsu çukurunu kendi kazar! * Akıl olmayınca başta, ne kuruda ne yaşta! * Akıllı düşününceye kadar, deli oğlunun evlendirir! *...

Afrodit Buhurdanında Bir Kadın

                                                                       Reşat Enis                                           1.6.1909 Fatih- İstanbul – 10.1.1984 İstanbul Romanın Özeti:     Zonguldak’ta bir nüfus memurunun oğlu olan, küçük yaşta annesini, on yedi yaşında da babasını kaybeden Osman; bir süre İstanbul’da zengin, fakat yozlaşmış bir akraba evinde barınır, okula gider, bir...

Acımak

                                                             Reşat Nuri Güntekin                                    25.10.1889 İstanbul – 7.12.1956 Londra, İNGİLTERE Romanın Özeti:     Zehra adında bir öğretmen acımasız bir karaktere sahiptir. Öğrencilerine hiç hoşgörülü davranmamakta, en ufak hatalarında bile onları cezalandırmaktadır. Bu yüzden Zehra Hanım ile Maarif Müdürü arasında tartışmalar...

Folklorumuzdan; Deyimler (Z Harfi)

Zahmet çekmek: Sıkıntı, güçlük, yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.”Senin adam olman için az zahmet çekmedim ben.” Zahmete sokmak: Birine sıkıntı, güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.”Adamcağızı durup dururken zahmete sokmuşsunuz.” Zaman kazanmak: Birini oyalayarak ihtiyacı olduğu zamanı mümkün olduğunca uzatmaya çalışmak. Zaman kollamak: 1. Uygun bir fırsat beklemek. 2. Bir işin sırasını...

Folklorumuzdan; Deyimler (Y Harfi)

Ya Allah deyip (atılmak): Cenab-ı Hak`a sığınarak (atılmak).”Ya Allah deyip düşmanın üzerine atıldı.” Yabana atmak: Önem vermemek, önemsiz görüp dikkate almamak, üzerinde durmamak.”Babanın sözlerini sakın yabana atayım deme.” Yabancılık çekmek: Bir iş ya da çevrede yabancı olmaktan dolayı ortaya çıkan zorlukların etkisinde kalmak.”Ona hiç yabancılık çektirmedi.” Ya bu deveyi gütmeli, ya bu...

Folklorumuzdan; Deyimler (V Harfi)

Vadesi gelmek (yetmek): 1. Ömrü sona ermek, eceli gelmek, ölmek. 2. Süresi dolmak, ödeme zamanı gelmek.”Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor.” Vakit geçirmek: Oyalanmak, bazı şeylerle meşgul olarak zamanın geçmesini sağlamak.”Top oynayarak vakit geçirebiliriz sanırım.” Vakit kazanmak: 1. Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak. 2. Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı...

Folklorumuzdan; Deyimler (Ü Harfi)

Üç aşağı beş yukarı: Az bir farkla, az fazla ya da az eksik olmak üzere, yaklaşık olarak.”Üç aşağı beş yukarı anlaşırız, merak etme.” Üç buçuk atmak: Çok korkmak, korku içinde olmak, istenmeyen bir durum olacak diye korkup durmak. Üçe beşe bakmamak: Alışverişte fiyat konusunda küçük farkları önemsememek, almak ya da satmak konusunda cimri davranmamak.”İstediğini üçe beşe bakma, mutlaka al.” Üç...

Folklorumuzdan; Deyimler (U Harfi)

Ucu dokunmak: Bir işten biri zarar görür olmak, söylenen bir söz birine zarar vermek.”O çubuğu kıracağım fakat ucu sana dokunacak diye kıramıyorum.” Ucunu kaçırmak: Çıkmaza girmek, denetimi elinden kaçırmak.”İşin ucunu kaçırdın, oldu mu ya?” Ucu ortası belli olmamak: Bir işe, söze nereden başlanacağı kestirilememek. Ucunda bir şey olmak: Bir şeyde gizli bir amaç bulunmak.”Bu davranışının ucunda...

Folklorumuzdan; Deyimler (T Harfi)

Tabana kuvvet: “Binecek bir şey yok, yayan gitmekten başka çare de kalmadı” anlamında kullanılır.”Haydi kalkın bakalım, tabana kuvvet!” Tabanları kaldırmak: Çok hızlı yürümeye ya da çok hızlı koşarak kaçmaya başlamak.”Polislerin geldiğini görünce tabanları kaldırdı.” Tabanları yağlamak: 1. Uzak bir yere yayan olarak gitmek için hazırlanmak. 2. Hızlıca koşarak kaçmak. Taban tabana zıt: Birbirinin...

Doktor Jıvago

                                                                  Boris Pasternak 10.2.1890 Moskova, RUSYA – 30.5.1960 Moskova, RUSYA Romanın Özeti:      Moskovalı zengin bir iş adamının oğlu olan Yuri Jivago, 1889’da doğmuştur. On yaşında iken annesi ölür, birkaç yıl sonra da parasını kaybeden babası intihar eder. Yuri’nin, kültürlü ve duygulu bir aile olan Gromeko’lann yanında...

Folklorumuzdan; Deyimler (Ş Harfi)

Şad olmak: Sevinmek, mutlu olmak.”Seni gördük, şad olduk.” Şafak atmak: Aniden önemli bir durumla karşı karşıya kaldığını anlamak, bu sebeple tedirgin olmak.”Onu yanımdan kovunca bende şafak attı.” Şafak sökmek: Güneşin doğmaya başlamasıyla gece karınlığının yavaş yavaş kaybolup ortalık aydınlanmaya başlamak.”Şafak sökmeye başlayınca yola çıkmaya karar verdiler.” Şaha kalkmak: 1. Atın ön...

Folklorumuzdan; Deyimler (S Harfi)

Saat bu saat: Ele geçen fırsatı kullanmanın tam zamanı, en iyi, en elverişli an bu andır. Saati saatine uymamak: Bir kimsenin durumu, huyu sık sık değişir olmak.”Ona güvenemem, çünkü saati saatine uymaz.” Sabaha çıkamamak: Sabahtan önce ölmek, sabaha kadar yaşayamamak.”Hastanın durumu ağır, sabaha çıkacağını sanmıyorum.” Sabahı etmek (veya bulmak): Sabahlamak, bir sebeple sabaha kadar uyumamak...

Folklorumuzdan; Deyimler (R Harfi)

Rafa kaldırmak (koymak): Bir iş üzerinde artık durmamak, o işi kenara itmek, ihmal etmek.”Bizim dosyayı yine rafa kaldırmışlar.” Rahat durmamak: Yaramazlık etmek, kımıldayıp durmak.”Rahat durmadın, beni zor durumda bıraktın.” Rahatına bakmak: Hiçbir şeye aldırış etmeden rahatını sağlamaya çalışmak.”Boş ver, rahatına bak, sen mi düzelteceksin diyenlerden nefret ederim.” Rahatlık (rahat)...

Dişi Kedi

                                                         Sidonie-Gabrielle Colette                 28.1.1873 Saint-Sauveur –en-Puisaye, FRANSA – 3.8.1954 Paris, FRANSA Romanın Özeti:      Paris yakınındaki Neuilly’de, büyük bahçesi içinde bir köşk vardır. Burada Alain adında bir genç, annesi ve dişi kedisiyle birlikte oturmaktadır. Saha adlı kedi, bu evin gözbebeğidir: Bahçede ve evde...

Folklorumuzdan; Deyimler (P Harfi)

Pabucu dama atılmak: Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını kaybetmek.”Yeni bir elektrikçi aldılar, desene Murat`ın pabucu dama atıldı.” Pabucunu ters giydirmek: Güç bir duruma düşürerek telâşlandırmak, bu telâşla kaçmasına sebep olmak.”El oğlu bu, adama pabucunu ters giydirir, tetikte olmalı insan.” Pabuç bırakmamak: Yılmamak, korkmayıp yapacağından vazgeçmemek...

Folklorumuzdan; Deyimler (Ö Harfi)

Öbür (öteki) dünya: Ahiret, insanların öldükten sonra gidecekleri ve ebedî olarak kalacakları âlem.”Öteki dünyada inşallah yüzümüz güler.” Öç almak: Yapılan bir kötülüğün acısını aynı derecede bir kötülük yaparak çıkarmak.”Öç alma fikrinden vazgeçirmeliyiz onu.” Ödü patlamak: Ani bir olay sebebiyle çok korkmak.”Fareden ödüm kopar.” Öküzün altında buzağı aramak: Kimi sebepler, bahaneler uydurarak...

Folklorumuzdan; Deyimler (O Harfi)

Ocağına düşmek: Birine yardım etmesi için yalvarmak, koruması için sığınmak.”Ocağına düştüm ağam, beni bu işten ancak sen kurtarırsın!” Ocağına incir dikmek: Birinin evini barkını dağıtmak, düzenini alt üst etmek, yuvasını yıkıp toparlanamaz hâle getirmek.”Bende senin ocağına incir dikmezsem dedi ama dediğine pişman oldu.” Ocağını söndürmek: Ailenin dağılmasına sebep olmak, çoluk çocuğunu yok...

Folklorumuzdan; Deyimler (N Harfi)

Nabza göre şerbet vermek: Birinin hoşuna gidecek, eğilimlerine cevap verecek biçimde davranmak.”Nabza göre şerbet vermeyi iyi biliyorsun.” Nabzını yoklamak: Eğilimini, niyetini, düşüncelerini, arzularını anlamaya çalışmak.”İşçilerin nabzını yoklayın da zam konusunu öyle düşünelim.” Nalıncı keseri gibi kendine yontmak: Hemen her işte kendi çıkarını düşünerek hareket etmek. Nam almak: Tanınmak, ünü...

Folklorumuzdan; Deyimler (M Harfi)

Maaşa geçmek: Aylığa geçmek, çalıştığı yerden ücret almaya başlamak.”Maaşa geçtiği günün ertesinde onu işten çıkardılar.” Madalyanın ters (öteki) yüzü: Olumlu bir olay, iş ya da durumun düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü. Madik atmak: Hile, düzen ve oyunla aldatmak; dolap çevirmek.”Ona kolay kolay kimse madik atamaz.” Mahalle karısı: Kaba, terbiyesiz, görgüsüz, kavgacı kadın...

Dava

                                                                FRANZ KAFKA                 3.7.1883 Prag, ÇEKYA – 3.6.1924 Kierling,Klosterneuburg, AVUSTURYA Romanın Özeti:     Dava, kendisine özgü özellikleri bulunmayan, belirlenmemiş bir şehirde geçer. Yüzyılın ilk on yıllarında Prag olabilir. Ancak ayrıntının önemi yoktur. Çünkü bu psikolojik simgesel canlandırmada gerçek sahne, ruhtur.    ...

Folklorumuzdan; Deyimler (L Harfi)

Lafa boğmak: Birinin söz söylemesine fırsat vermeyip meseleyi gereksiz ve boş sözlerle anlaşılmaz kılmak, gürültüye getirip uzatmak. Laf (söz) altında kalmamak: Bir münakaşa sırasında söylenen her dokunaklı söze karşılık vermek, söz altında ezilmemek. Laf (söz) aramızda: ”Söyleyeceğim sözleri başka biri duymasın, bilmesin, konuştuklarımız aramızda kalsın” anlamında kullanılır.”Laf aramızda, Ali...

Folklorumuzdan; Deyimler (K Harfi)

Kabak (birinin) başına (başında) patlamak: Birçok kimsenin ilgili olduğu olaydan yalnızca bir kimse zararlı çıkmak; beklenmediği hâlde, bir işin zararlı sonucuna katlanmak. Kabak tadı vermek: Bıktırmak, usanç vermek, tatsız olmaya başlamak.”Senin bu konuşmaların da artık kabak tadı vermeye başladı.” Kabına sığmamak: Sevinç ve heyecanından taşkın hareketlerde bulunmak. Kabir azabı çekmek: Çok...

Bize Özgü Yalanlar

* Kalsaydınız birşeyler yerdik… * Vallahi sarıda geçtim memur bey… * Kazanmak önemli değil, mühim olan yarışmaya katılmaktı… * Dünya ahiret bacımsın… * Şu an 80 milyon bizi izliyor… * Bu son sigaram… * Bütün kadınlar güzeldir… * İki saat kapıda bekledim açan olmadı… * Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi… * Sen bir de beni...

Folklorumuzdan; Deyimler (İ Harfi)

İbret almak: Kötü bir olaydan etkilenerek ders almak.”Görmesini bilseydi ibret alırdı her hâlde.” İcabına bakmak: 1. Gereğini yerine getirmek. 2. Yok etmek, ortadan kaldırmak.”O adamın icabına bakarız, merak etme sen.” İç çekmek: Üzüntüyle göğüs geçirmek, derin derin soluk alıp hıçkırıkla ağlamak.”Yavrucağın iç çekişi dayanılır gibi değildi.” İç etmek: Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeden...

Folklorumuzdan; Deyimler (I Harfi)

Icığını cıcığını çıkarmak: 1. Her yanını ellemek, didiklemek. 2. Bir meseleyi en ince ayrıntılarına kadar soruşturmak, incelemek.”İyice ıcığını cıcığını çıkardınız meselenin.” Ikınıp sıkınmak: Bir işi yapabilmek için kendini çok zorlamak.”Ikınıp sıkındı ama bir çare bulamadı.” Isıtıp ısıtıp önüne koymak: Daha önce meydana gelmiş bir olayı ya da bir işi bir düşünceyi yeniden, sık sık tekrarlamak...

Folklorumuzdan; Deyimler (H Harfi)

Ha Hoca Ali, ha Ali Hoca: Farklı gibi gösterilen iki şeyin, gerçekte hiçbir değişikliği yoktur, “ikisi de birdir” anlamında kullanılır. Ha babam (ha): 1. Devamlı olarak, hiç durmadan. 2. Karşısındakinin çabasını, gayretini artırmak için kullanılır.”Ha babam ha, az kaldı, bitireceğiz işi.” Habbeyi kubbe yapmak: Önemsiz, küçük bir şeyi büyütüp mesele çıkarmak.”Söyle ona, habbeyi kubbe yapıp...

Candıde

                                          FRANÇOIS MARIE AROUET VOLTAIRE                                   21.11.1694 Paris, FRANSA – 30.5.1778 Paris, FRANSA Romanın Özeti:     Westphalia’da, on sekizinci yüzyılda ikinci derecede olmakla beraber, kendisini önemli sayan Thunder-ten-Tronckh Baronu, şişman karısı Barones ve güzel kızı Cunegonde ile yaşamaktadır. Dr. Pangloss adında bir...