KategoriGüncel

Yaren Sohbetleri (12)

     De hadi Sülüman emmi… Gene yatırdın gafayı! Gözünü öyle pörtletme, şinci kulaklarını aç da diyne… Bak ne güzel şeyler anlatçen… Gayfeye uyumak için mi gelir insan… Fesuphanallah…      Neyse…      Adamın biri doktora gider, “Gözüme bir şey batıyor,” diye şikâyetini dile getirir. Doktor adamın gözlerini iyi bir muayene eder, “Gözün sapasağlam, hiçbir şey yok!” der...

Yaren Sohbetleri (11)

     Tarih batılılar tarafından yazıldı. Tabii kendilerine göre yorumladıkları, yazdıkları şeylerin gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Bu doğru olmayan gerçeklerden bir tanesi ve belki de en önemlisi Kızılderililer hakkında yazılanlar idi. Onun için Kızılderililerin vahşi oldukları kafamıza kazındı. Ama gerçek şuydu: Kızılderililer, kendilerini esir alıp ya da toplu...

Yaren Sohbetleri (10)

     Bilirsiniz, İngilizcede “Man” diye bir sözcük vardır. İngilizce-Türkçe bir sözlüğe bakarsanız, bu sözcüğün sadece isim halinde ve türevleri haricinde 25’in üzerinde farklı anlama geldiğini görürsünüz. Milkman/Sütçü, Postman/Postacı gibi türevlerini de sayarsak bayağı bir yekûn tutacaktır. Ama bizim derdimiz İngilizce öğretmek değil, haddimize de değil…      Bizim Türkçede “Man” sözcüğü...

Yaren Sohbetleri (9)

     Akıl yaşta, zenginlikte, fakirlikte değildir. Kişilerin en ufağı bile geleceğin akışını değiştirebilir.      Aklımız acı çeker, bedenimiz feryat eder. Hepimiz bin yalanla uğraşmayı bırakmalı, kendi saflarımızda düşman aramaktan vazgeçmeliyiz. Hiç kimse günahları başından savmaya kalkmasın. Önümüzdeki dönem sorunlarımızı, tespitlerimizi, hal yollarını önümüze koyup düşünme zamanıdır.     ...

Yaren Sohbetleri (8)

     Ne düşünüyon yine Süleyman emmi? Anlet diye gözümün içine bakıveriyon emme, yok öyle yağma… Siyaset gonuşmek sene hiç yarameyo! Geçen iki laf ediverelim dedik, seni sabah ezanında cami avlusunda uyurken bulmuş horandalar… Şinci beni eyi dinle baken…      Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında, tepeye yakın bir yerde, elma ağacının altında dinlenir, eğer mevsimindeyse...

Yaren Sohbetleri (7)

     Bir Bedevi devesini kaybeder. “Devemi bulup getirene iki deve yükü vereceğim,” diye ilân eder. Komşuları der ki: “Yahu ne biçim alışveriştir bu, ne iştir?” Bir yük devesi iki deve yükünden daha mı değerlidir?”      Bedevi onlara şu karşılığı verir:      “Böyle konuşmakta ve düşünmekte hatalısınız, çünkü bulmak zevkini tatmamışsınız. Sizce kaybolan bir şey değersiz bile olsa ‘adam sende!’...

Yaren Sohbetleri (6)

     Söyle baken Süleyman emmi, düğüm mü, düğün mü, yoksa kördüğüm mü? Bilemedin mi? Bak anlatıverem…      Normal akışında giden bir olayın güç ve çapraşık bir hal almasına “düğüm” denir. Düğüm ip, halat gibi bükülebilen şeylerin kıvrılıp birbirine dolanarak yapılan boğumdur. Pintice para biriktirmenin de deyimi hazırdır; düğüm düğüm üstüne atmak!      Anlaşılmaz bir durumu açığa...

Yaren Sohbetleri (5)

     Nereden nereye dostlar… Günler göçtü, yıllar göçtü, devran değişti…      Atatürk, Meclis’i kurarken, milletvekillerinin oturacak tahta sandalyeleri bile yoktu. Okullardan tahta sıralar toplandı. Masa ve sandalyeler resmî dairelerden, gaz lambaları kahvehanelerden…      Başbakan, toplantılarını valinin odasında yapıyordu. Resmî defter yerine okul defteri kullanılıyordu. Fevzi Bey...

Yaren Sohbetleri (4)

     Ne kadar çok kırıyoruz birbirimizi. Birbirimizi hiç anlamaya çalışmıyoruz. Köklerimiz bir, Allah’ımız bir; peki nedir paylaşamadığımız? Niye yüreklerimizin dilini anlamıyoruz? Gürültü ve patırtı arasında gülümsemeyi unuttuk birbirimize, selam vermeyi unuttuk!      Kusurlarımızı örtmek için dedim-dedi oyunlarına daldık. Hırslarımıza yenilip dahasını istedik, doyumsuzluklarda doymaya çalıştık...

Yaren Sohbetleri (3)

     Köyün epey dışında oturan bir ihtiyara, şehirli biri yaklaşıp, “Köye ne kadar zamanda varırım?” diye sorar. İhtiyar köylü cevap vermez. Şehirli kızgın bir şekilde yürürken köylü, “Bey, bey, yürüyüşünü görmek istedim! Bu yürüyüşle iki saatte anca varırsın!” diye seslenir. Birilerinin diline doladığı ve sık sık kullandığı “Anca gidersin” ya da “Yürü de ense tıraşını görelim” ifadeleri acaba bu...

Yaren Sohbetleri (2)

     Off.. Off…      Ne imparatorlar, krallar, sultanlar, ne başkanlar gördü bu dünya. Kimi mumyalandı, kimi yakılıp külleri savruldu, kimi kefenlendi. Neticede hepsi göçtü gitti bu dünyadan. Kalanlar da sırasını bekliyor…      Hayatımız bir hikâye gibi değil mi? Bir varmış bir yokmuş, diye başlıyor, bitiyor…      Milletimiz yorgun, bitkin, bezgin ve umutsuz. Yalancı cennetler...

Yaren Sohbetleri (1)

       Yaren kelimesi, herkesin bildiği gibi, yar, dost, sevgili, tanıdık anlamındadır; dostlukları, sevgiyi ve saygıyı ifade etmektedir. Yaren sohbetleri ise, yarenlik etmek için dostlar arasında yapılan eğlenceli toplantılardır. Biz de, bir yaren sayfası açarak bu kültüre katkıda bulunmak istedik. Beğenirsiniz umarım. Haydi buyurun…         Efendim… Adamın biri derdine çare ararken...

Diyarbekir

                                                                                                                              1978’li yıllara…         Yiğitlik sadece insanlara mı özgüdür? Şehirler de yiğit olamazlar mı? İşte Diyarbekir, yüreği yaralı bu yiğit şehirlerdendir. Acı, sevinç ve hüznü bir arada taşıyan tarihiyle, adeta sırtından bıçaklanmıştır. Bıçaklayanlar da kendi bağrından...

Üretilemeyen Ütopyalar

       Sonbahar, yanık yaprak kokuları ve grimsi bulutlarla dolu gökyüzüyle geldi. İlk serinlikler, fırlama bir yazın körebe oyunlarına son verirken, yaşanmış ve tadı uçmak üzere olan anılar, soğuk ve uzun kış gecelerine taşıyor. Sokaklardaki telaş ve kalabalık, biten bir şeylerin habercisi sanki… Şimdi hayaller bir süre nadasa bırakılacak, sırt çantaları dolapların en üst gözlerindeki...

Hakkımı Helâl Etmiyorum!

       Günün ortamında olup bitenlere topyekûn mücadele diyemeyiz… Çünkü içte ve dışta meydana gelen olaylar, bu terimin boyutlarını aşmıştır. Dıştan kaynaklanan sorunlarla, güzel yurdumuzu bölmeyi hedef alan ve iç mihraklar tarafından pompalanan anarşik olaylara karşın uzun süredir yürütülen mücadelenin sonu bir türlü gelmiyor. 7’den 70’e herkes bunun sonunun ne olacağını sorup duruyor...

Türkiye’de 75 İlin Havası Kirli

       Türkiye’de hava kirliliği raporu açıklandı. Geçtiğimiz ölçüm dönemi elde edilen verilere göre; ülkemizdeki 81 ilden sadece 6’sının havası temiz. Bu havası temiz iller de sırasıyla Artvin, Bitlis, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir ve Kırıkkale…        Havası en kirli iller ise; İstanbul, Ankara, Adana, Amasya ve Manisa! Bu illeri de Bursa, Denizli, Niğde, Tekirdağ, Hatay, Yalova, Sivas...

Yazarın Sorumlulukları

     Yazarın sorumlulukları mı desek veya sorumluluk sahibi yazar mı desek ya da bir başka şekilde tanımlasak, onu aşağıda sayacağımız sorumlulukların pençesinden kurtaramayız. Zaten kurtulmak isteyen yazar da, çıkmaz sokağa hızla giren araca benzer; köşeyi döner ama duvara da toslar! Hayat onun için artık bitmiştir… Aksine, sorumluluklarının bilincinde hareket eden yazar ise, yükünün ağır...

Devlet ve Hükümetin Görevi

     “Devletin amacı, egemen olmak, insanları korku içinde yaşatmak veya onları köle haline getirmek değil, bireylerin güven içinde yaşamalarını sağlamaktır. Başkalarına zarar vermeden doğal haklarını kullanabilmeleri için, onları korkudan kurtarmaktır. Devletin gerçekte gayesi, insanları düşünen ve mantığını kullanan bir insan halinden çıkararak bir mahlûk ya da robot durumuna getirmek değil...

Su İçer misiniz?

     “Hayır, teşekkür ederim,” demeden önce bir kez daha düşünmenizi öneriyorum.      Su, dolaşım ve sindirim sistemlerimizin çalışmasında temel ihtiyaç olup, yeterli miktarda su alımı; * İştahımızı azaltır. * Vücuttaki yağların daha kolay yanmasına yardımcı olur. * Vücuttaki su birikmesini engelleyici etki yapar. * Enerji ihtiyacımızı dengeler. * Yorgunluk hissine engel olur. * Toksin...

Okuma Alışkanlığı

     Bizim zamanımızda ebeveynler “Teksas, Tommiks” okuyor diye çocuklarını azarlardı…      Boşa zaman geçirmekti onların nazarında kovboyların, kırmızı urbalıların, Kızılderililerin maceralarına dalmak…      Ama yine de önemli bir kitlenin bu sayede “okuma alışkanlığı” kazandığına inanıyorum…      Yerli kahramanlarımız “Karaoğlan”lar ve “Kara Murat”lar vardı ama...

Yeterince Okumuş musunuz?

Şöyle bir geriye yaslanın… Kapatın gözlerinizi… Bugüne kadar kaç kitap okuduğunuzu düşünün… Elbette belli bir rakama ulaşmak, bunu adet olarak hesaplamak kolay değil ve zaten önemli de değil… Ama bir düşünün… Önce sizi en çok etkileyenler gelecek aklınıza… Veya o kitabı okurken yaşadığınız önemli bir olay hatırlatacak size neyi okuduğunuzu… Sonra...

Sordum, Cevap Veremediler!

     Tarih 31 Temmuz 1959… Türkiye ile Avrupa Birliği’nin ilişkileri, Türkiye’nin bu tarihte Avrupa Ekonomik Topluluğu’na yaptığı ortaklık başvurusu ile başladı. AET Bakanlar Konseyi’nin başvuruyu kabul etmesi sonrasında, 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile de üyelik süreci işlemeye başladı. Başladı da… Aradan neredeyse tam 60 yıl geçti. Bu dönem içinde siyaset...

Sordular, Cevap Veremedim!

     Avrupa Birliğine dahil ülkelerin birinden, 60 yaşlarında iki arkadaşım, yanlarında aynı yaşlarda iki bayanla, tatil için İstanbul’a gelmiş ve ben onları görmek için İstanbul’a gitmiştim. Tanışlığımız çok eskidendi. İlk defa gördükleri tarihi şehre hayran kalmışlardı. Emirgan taraflarında bir kafede çaylarımızı yudumlarken tatlı tatlı sohbet ettik, gezinin kritiğini yaptık. Ancak bu arada...

Biraz Daha Özen Beyler!..

     Bayram tatilinde okurum diye geçenlerde büyük romancı Dostoyevski’nin dünyaca ünlü eserlerinden biri olan Karamazov Kardeşler kitabını almıştım, tam 782 sayfa… Kitap okumakta zorlananlar için bu hacım ürkütücü olabilir, ama samimi söylüyorum fiyatı ürkütücü değil.      Yüksek tiraj/uygun fiyat politikası uygulanmadan önce –sektörün içinde uzun yıllar bulunduğum için söylüyorum– bu...

Dünyanın En Güvenli Yerinde Değiliz Artık!..

     Bu ekonomik dalgalanmalarla hayallerimizin ne kadar fakirleştiğini fark ettim bir süredir. Artık hayal kurmuyoruz, çünkü yaşam standartlarımızı idame ettirme mücadelesi içine girmişiz. Tasarruf, hangi kapıyı çalsanız bugünlerde sıkça karşınıza çıkan bir kelime… Otobüse binmek, çocuk bezi yerine annelerimizin kullandığı bezleri kullanmak, sonra bunları deterjan yerine sabunla, hatta...

Bilginin Paylaşılma Süreci

     Geçmişe dönüp bakıldığında, insanoğlunun sıçrama noktalarını “Tarım Toplumu ve Sanayi Toplumu” olarak sınıflandıranlar yeni bir sıçrama noktasından söz etmektedir; Bilgi Toplumu… Bilim ve bilgi günümüzde toplumlara yeni bir kimlik kazandırmaktadır. Her yenilik, en kısa zamanda geniş kitlelerin hizmetine girmektedir.      İnsanoğlu, diğer canlılara karşı üstünlüğünü alet kullanarak...

Ulusal Birliktelik

     Dünya hızla değişiyor. Soğuk Savaş’ın sona erdiği 1990’larda hızlanan değişimin yönü, tek kültürlü bir dünyayı işaret ediyordu. Farklı coğrafyalarda yaşayan insanların geleneksel birikimlerini terk ederek evrensel kültüre katılacağı öngörüsü zihinlere yavaş yavaş da olsa yerleşiyordu. Buna göre küreselleşme olgusundan kaçmak mümkün değildi. Hatta direnmek de… Hızla akan selin ne yatağı...

Barbarlar ve Barbarlık

     Eski Yunanistan’ın Atika yöresinde yaşayanlar en iyi Yunancayı kendilerinin konuştuğuna inanır, yabancıların konuştuğu dillerin “bar, bar, bar” gibi anlamsız hecelerden oluştuğunu iddia ederlermiş. İşte günümüzde “yabancı, vahşi, zalim kimse” diye tanımladığımız barbar kelimesinin kökü, ta o zamanlara dayanıyor.      Avrupa’ya kan kusturan Atilla’dan, Anadolu’yu inim inim inleten Timur’dan...

Doğanın Bayramı Hıdırellez

     Dal yeşerip, çiçek açtığında, güneş ve yağmur birbirine uyumlu günler yaşatmaya başladığında, sümbüller, laleler kendilerince söyleşmeye hazırlandığında; bahar, müjdesini verir tüm insanlığa…      İnsanlık da tarihi boyunca bu müjdeye çeşit çeşit anlamlar yükler… Doğanın bu denli değişiminin ve güzelliğinin kendi yaşamına da yansıyacağını düşünen hemen hemen her toplum, baharın...

Ramazan Geldi Hoş Geldi!..

     On bir ay aradan sonra bir telaştır başladı işte. Kendi özgü telaşıyla başlayıp yine aynı telaşla geçer Ramazan. Bir ay boyunca insanların oruç tutmasıyla değişen sadece günlük yaşamın iftara ayarlı saatleri. Yaşanılan maneviyat ve onun getirip yerleştirdiği gelenekler Ramazan Ayı’nı diğer aylardan yeterince farklı kılar. Mahalle aralarından yayılan pide kokularından tutun da her güne bir...