KategoriGüncel

Ama Üç Yüz Otuz İkinci Gece Olunca

     Demiş ki;       Beyaz genç kadının adı Ay Yüzlü, esmerinki Ocağın Alevi, şişmanın ki Dolunay, zayıfınki Cennet Hurisi, sarışının ki Gündüz Güneşi, siyahınki Gözbebeği imiş.      Bir gün, Ali El-Yamani, hoş havalı Bağdat’ın sakinliğiyle mutlu, ruhunu her zamankinden de iyi durumda bularak, oturma salonuna cariyelerinin altısını birden çağırıp kendisine eşlik ederek, zamanı kendisiyle...

Ve Yepyeni Bir Yıl

     2020 ile hesaplaşmamız bitti, iyisiyle kötüsüyle geçmişimizi arkamızda bıraktık. Tabii her zaman hayatımızın diğer yıllarında olduğu gibi bu yılı da, anılarımızı hatırlamak suretiyle… Koskoca bir yıl karşımızda işte. İster yeni yıl sendromu yaşayalım, ister yeni yıl sevinci, her 31 Aralık akşamı, yeni bir yıla saniyeler kala hepimiz gözlerimizi kapar, bütün hayallerimizi kalbimizde yaşar...

Yeni Yıl Sendromu

     Ne kadar yeni yıla kayıtsız şartsız mutlu olarak girelim desek de, çoğumuz yeni yıl girmeden yeni yıl sendromunu yaşıyoruz. Kısa süreliğine hayatla yüzleşmenin, geçtiğimiz yıllarla yaptığımız iç hesaplaşmanın sonucu bu. Kolay değil, hayatımızdan bir yıl daha gitti. Biz farkında olmadan, ömrümüzün bir güzel yılı daha bitti. Bunu söylemek bile içimizi burkuyor değil mi? Hatalarımızı...

Yeni Yılın Sizlere…

     Yeni yılın sizlere;      Çalışkan ve öğrenmeye hevesli astlar… Örnek ve açık sözlü üstler…      Güçlü ve samimi iletişim…      Bayrama rastlayan iş günleri…      Bol satışlar… Sadık çalışanlar, vefalı patronlar…      34 saatlik günler, 10 günlük haftalar, sıkıştırmayan deadline/son tarihler…      Zevkli projeler… Faydalı danışmanlar…...

Yeni Yıl Sevinci

     Yeni olan her şey güzel, çekici değil midir zaten? Yeni bir kıyafet aldığımızda da, yeni bir okula ya da işe başladığımızda da heyecan duymaz mıyız? Yeni yıl ise hayatınızın yepyeni bir dönemini kapsıyor. Bundan daha önemli ne olabilir ki?      Yeni bir yıla kayıtsız şartsız mutlu girmek en güzeli. Hiçbir şey beklemeden, ummadan, geçmişi düşünmeden… Sadece her şeyin güzel olacağına...

Yeni Yıl da Olmasa

     Yeni yıl da olmasa kış hiç çekilmezdi. Caddeler yeni yıl için giydirilmiş mağazalar ışıl ışıl, herkes yeni yıl için hazırlanıyor, şehirler rengârenk ve hiç olmadıkları kadar özenli. Tüm dünyada, gittiğiniz her ülkede, her ırktan, her milletten insan neşeli, umut dolu. Düşünün başka hangi özel günde tüm dünya ortak bir duyguyu paylaşıyor ki? Sadece yeni yıl ortak bir heyecanla birleştiriyor...

Şu Bizim Bakkal Yazıları

     Bakkallar bir mahalleyi mahalle yapan en etkin öğeydiler. Yitip gidiyorlar; gün geçtikçe mahalle kültürüyle beraber. Aniden gözünüze ilişiverir, onların camlarına, kapılarına yapıştırdıkları yazılar. Gülümser gibi olursunuz; bazen de gülümsemeniz kahkahalara dönüşür. Kahkaha atacak ortamda yaşamıyor olsanız da, yine de gülümsetir sizi o yazılar… * Depozitolu şişeleri getirmeyenin Allah...

Yemin Üzerine

     Bundan 8 sene kadar önce, ulusal gazetelerimizin birinde, bir köşe yazarımızın bir yazısını okumuştum. Aklımda kalanıyla size aktarmak istiyorum. Yazar ağabeyimizin yazıyı ne amaçla kaleme almış olduğu konusunu okuyanın takdirine bırakıyor, ben de aynı amaçla sizlere aktarıyorum:      Efendim, konumuz YEMİNİN İNGİLİZCESİ VE TÜRKÇESİ… Diyor ki;      Amerikan yemini üç bileşenden oluşur:...

Annelerimiz; Gününüz Kutlu Olsun

     1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar gününü, diğer günlerden farklı olarak annelerimize ayırarak geçiriyoruz. Aslında böyle ifade edildiği zaman, aile ilişkileri için çok özel zamanlar ayırmaya ihtiyacı olan ve bu özel zamanlar dışında, yaşamında aile bireyleriyle paylaşım anı yaratamayan toplum bireyleri ilk anda akla gelebilir. Bugün artık bütün dünya ülkeleriyle birlikte kutlanan...

Güzel ve Doğru Konuşma

     Herkes etkili bir konuşmacının yaptığı konuşmayı dikkatle dinler. Kimi ses tonuna, kimisi ise vurgulamalarına hayran kalır. Bir dönem kitleleri peşinden sürükleyen, “Bir rüyam var!” diye başlayan ünlü konuşmasıyla tarihe geçen Martin Luther King’i düşünün. Eğer King, etkili ve akıcı bir konuşma tarzına sahip olmasa binlerce insan onun inandığı yolda her şeyi göze alarak peşinden gider miydi...

Geldi Bizim Ramazan

Recep, Şaban sayarken geldi mübarek Ramazan, Eski günleri unuttuk zihnimiz biraz yorgun. Nerde eski şenlikler, nerde o eski eyyam? Şimdi herkes huzursuz, şimdi her taraf durgun;                 Siyasi çaba yoğun… El öpenler yerine çıktı etek öpenler, Çok kimsenin ağzını açmıyor kerpetenler. Türedi yasal olan nimetleri tepenler. Arıyorlar her işte daha yüklü bir vurgun;                ...

Alamanlar Böyledir İşte!

     Geçtiğimiz yaz, kısa bir süre de olsa, kendilerini sıcak tatil yörelerimizde daha bir yakından tanıma olanağı bulduğum, sandalet altı beyaz çorap giyen yüce ırk Almanları, espri üstü bir üslupla biraz olsun sizlere anlatmak istiyorum. İstiyorum da… Konuya nasıl giriş yapacağımı bilemiyorum…      En iyisi size, ilk Almanın yaratılış hikâyesini anlatmak suretiyle, sıcak iklimlerden...

Dost musun? Arkadaş mı?

Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır…                 Dost geldiğinde, buzdolabını açıp istediğini alır…  Arkadaş senin ağladığını görmez…                 Dostunun omuzu ise, senin gözyaşlarınla ıslanır…  Arkadaş, davetine katılınca bir paket hediye ile gelir…                 Dost sana yardım etmek için erken gelir; ortalığı toplaman için geç...

Işığın Savaşçısı Olun

       Işık’tan uzaklaşalı bin yıllar oluyor. Ama ışık, gölgenin peşini hiç bırakmıyor. Gölge kendini yok etmek için karanlığa koşuyor.        Aslında bunu hepimizin hayatında görmek mümkün. Çünkü karanlıkta her şey daha kolay, her şey daha az yorucu, az uğraş istiyor değil mi? Aydınlık kimsenin işine gelmiyor, aydınlıkta her şey apaçık görülüyor. Kaçamaklar olmuyor, kimsenin cezası kimseye...

Lider Dediğin

       LİDER, okyanus gibidir; her gün binlerce, hatta milyonlarca ırmak, çay ona akar, fakat onu durduramaz.        LİDER, güvenir ama denetlemenin de gerekliliğini bilir. Bilginin velisi, davasının eridir.        LİDER, büyük ideallerin insanıdır; her şartta elini taşın altına sokup risk alandır.        LİDER, gelecek kuşakları düşünür; hiçbir şeyin aniden gelmeyeceğini bilir. Liderin kimliği...

Halk Artık Bunu Böyle İstiyor

Zafer mi kazanıyor bu teröristler Bu kadar coşkuyla karşılanıyor Cezasız kaldıkça bölücü itler Şehit analarının ciğeri yanıyor.                 Sızlıyor kemiği şehitlerimin                 Yurt için can veren yiğitlerimin                 Çatılıyor kaşı şanlı erimin                 Toprağın bağrında kalbi kanıyor. Gazilerim büründüler kedere İsyan ediyorlar sanki kadere Sayın büyüklerim halkı boş...

İlk Önlemi Siz Alın

       Efsaneye göre, Âdem ile Havva’nın cennette sürdürdüğü mutlu hayat, işledikleri suçla son buldu. Tanrı, özene bezene yaratıp cennete koyduğu Âdem ile Havva’ya yasak meyve ağacını göstererek, “Sakın yaklaşmayın!” diye tembihte bulunmuştu. Ancak yılan kılığına giren Şeytan, Âdem ve Havva’yı kandırarak yasak elmayı koparıp yemelerine neden oldu. Ve insanlığın ilk suçu böylece işlenmiş oldu...

Yaren Sohbetleri (13)

     Oldu mu heç Sülüman emmi? Bak şinci heç olmadı! Ne vakittir burnunu karıştırıveriyor, sonracağzıma parnağınnan hap yapıp sağa sola atıveriyon… Ayıp oluyor emme!      Parnak deyince bak aklıma neler geliverdi… Hatçe tiyzenin sünepe kedileri gibi uyukleyeceğine, aç kepçelerini de dinleyiver, baken ne anlatcen…      Türkçemiz “parmak”la ilgili deyimler bakımından oldukça...

Tanrılar Gelip Geçer…

     Dinî inancımız olsa da olmasa da, yerini başka sözle dolduramadığımız bazı dilek kalıpları vardır.      Örneğin; tuhaf bir rüyadan uyandığımızda “hayırdır inşallah” deriz. Bunu söylerken ifade etmek istediğimiz şeyin “seküler” bir karşılığı tam olarak yoktur çünkü.      “İnşallah” yerine “umarım” dediğimiz zaman ilk sözcüğün içerdiği anlama az biraz yaklaşsak da arada hep bir boşluk kalır...

Yaren Sohbetleri (12)

     De hadi Sülüman emmi… Gene yatırdın gafayı! Gözünü öyle pörtletme, şinci kulaklarını aç da diyne… Bak ne güzel şeyler anlatçen… Gayfeye uyumak için mi gelir insan… Fesuphanallah…      Neyse…      Adamın biri doktora gider, “Gözüme bir şey batıyor,” diye şikâyetini dile getirir. Doktor adamın gözlerini iyi bir muayene eder, “Gözün sapasağlam, hiçbir şey yok!” der...

Yaren Sohbetleri (11)

     Tarih batılılar tarafından yazıldı. Tabii kendilerine göre yorumladıkları, yazdıkları şeylerin gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Bu doğru olmayan gerçeklerden bir tanesi ve belki de en önemlisi Kızılderililer hakkında yazılanlar idi. Onun için Kızılderililerin vahşi oldukları kafamıza kazındı. Ama gerçek şuydu: Kızılderililer, kendilerini esir alıp ya da toplu...

Yaren Sohbetleri (10)

     Bilirsiniz, İngilizcede “Man” diye bir sözcük vardır. İngilizce-Türkçe bir sözlüğe bakarsanız, bu sözcüğün sadece isim halinde ve türevleri haricinde 25’in üzerinde farklı anlama geldiğini görürsünüz. Milkman/Sütçü, Postman/Postacı gibi türevlerini de sayarsak bayağı bir yekûn tutacaktır. Ama bizim derdimiz İngilizce öğretmek değil, haddimize de değil…      Bizim Türkçede “Man” sözcüğü...

Yaren Sohbetleri (9)

     Akıl yaşta, zenginlikte, fakirlikte değildir. Kişilerin en ufağı bile geleceğin akışını değiştirebilir.      Aklımız acı çeker, bedenimiz feryat eder. Hepimiz bin yalanla uğraşmayı bırakmalı, kendi saflarımızda düşman aramaktan vazgeçmeliyiz. Hiç kimse günahları başından savmaya kalkmasın. Önümüzdeki dönem sorunlarımızı, tespitlerimizi, hal yollarını önümüze koyup düşünme zamanıdır.     ...

Yaren Sohbetleri (8)

     Ne düşünüyon yine Süleyman emmi? Anlet diye gözümün içine bakıveriyon emme, yok öyle yağma… Siyaset gonuşmek sene hiç yarameyo! Geçen iki laf ediverelim dedik, seni sabah ezanında cami avlusunda uyurken bulmuş horandalar… Şinci beni eyi dinle baken…      Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında, tepeye yakın bir yerde, elma ağacının altında dinlenir, eğer mevsimindeyse...

Yaren Sohbetleri (7)

     Bir Bedevi devesini kaybeder. “Devemi bulup getirene iki deve yükü vereceğim,” diye ilân eder. Komşuları der ki: “Yahu ne biçim alışveriştir bu, ne iştir?” Bir yük devesi iki deve yükünden daha mı değerlidir?”      Bedevi onlara şu karşılığı verir:      “Böyle konuşmakta ve düşünmekte hatalısınız, çünkü bulmak zevkini tatmamışsınız. Sizce kaybolan bir şey değersiz bile olsa ‘adam sende!’...

Yaren Sohbetleri (6)

     Söyle baken Süleyman emmi, düğüm mü, düğün mü, yoksa kördüğüm mü? Bilemedin mi? Bak anlatıverem…      Normal akışında giden bir olayın güç ve çapraşık bir hal almasına “düğüm” denir. Düğüm ip, halat gibi bükülebilen şeylerin kıvrılıp birbirine dolanarak yapılan boğumdur. Pintice para biriktirmenin de deyimi hazırdır; düğüm düğüm üstüne atmak!      Anlaşılmaz bir durumu açığa...

Yaren Sohbetleri (5)

     Nereden nereye dostlar… Günler göçtü, yıllar göçtü, devran değişti…      Atatürk, Meclis’i kurarken, milletvekillerinin oturacak tahta sandalyeleri bile yoktu. Okullardan tahta sıralar toplandı. Masa ve sandalyeler resmî dairelerden, gaz lambaları kahvehanelerden…      Başbakan, toplantılarını valinin odasında yapıyordu. Resmî defter yerine okul defteri kullanılıyordu. Fevzi Bey...

Yaren Sohbetleri (4)

     Ne kadar çok kırıyoruz birbirimizi. Birbirimizi hiç anlamaya çalışmıyoruz. Köklerimiz bir, Allah’ımız bir; peki nedir paylaşamadığımız? Niye yüreklerimizin dilini anlamıyoruz? Gürültü ve patırtı arasında gülümsemeyi unuttuk birbirimize, selam vermeyi unuttuk!      Kusurlarımızı örtmek için dedim-dedi oyunlarına daldık. Hırslarımıza yenilip dahasını istedik, doyumsuzluklarda doymaya çalıştık...

Yaren Sohbetleri (3)

     Köyün epey dışında oturan bir ihtiyara, şehirli biri yaklaşıp, “Köye ne kadar zamanda varırım?” diye sorar. İhtiyar köylü cevap vermez. Şehirli kızgın bir şekilde yürürken köylü, “Bey, bey, yürüyüşünü görmek istedim! Bu yürüyüşle iki saatte anca varırsın!” diye seslenir. Birilerinin diline doladığı ve sık sık kullandığı “Anca gidersin” ya da “Yürü de ense tıraşını görelim” ifadeleri acaba bu...

Yaren Sohbetleri (2)

     Off.. Off…      Ne imparatorlar, krallar, sultanlar, ne başkanlar gördü bu dünya. Kimi mumyalandı, kimi yakılıp külleri savruldu, kimi kefenlendi. Neticede hepsi göçtü gitti bu dünyadan. Kalanlar da sırasını bekliyor…      Hayatımız bir hikâye gibi değil mi? Bir varmış bir yokmuş, diye başlıyor, bitiyor…      Milletimiz yorgun, bitkin, bezgin ve umutsuz. Yalancı cennetler...