Yılmaz Tekin

Gezsem görsem dünyayı, yol yol olsa yüreğim. Elimde demir asa, sırtımda aba gömleğim…

Y

                                                                Vladimir Kush – 7

Son Yazılar

Pir Cemal Abdal (Bir Karabük Efsanesi)

P

     Delikan Köyü’nde oturan Pir Cemal Abdal, Peri Suyu kıyısına gelir ve biraz uzakta olan asma köprüye gitmeyip cüppesini çıkararak suyun üzerine atar. Cüppeye binerek karşıya geçer. Bu sırada Bağin Kalesi Beyi’nin kızı sarayının penceresinden bu olayı görür. Hayretler içinde kalan bey kızı koşarak olayı babasına anlatır. Bey hemen adamlarını göndererek  Cemal Abdal’ı yakalatır ve sarayına...

Tekfur Kızı Eleni Efsanesi (Bir Yalova Efsanesi)

T

     İstanbul Tekfuru Yanko’nun kızı Eleni iyileşmez bir hastalığa yakalanır. Hekimler, bilginler, Tekfura gelerek kızının iyileşmeyeceğini söylemişler. Tekfur buna çok üzülür.      Günden güne çirkinleşen, zayıflayan güzel Eleni de insanlardan sürekli kaçar, günlerce tek başına odasına kapanır. Tekfur, kızının da isteği üzerine Eleni’yi Termal’e yollar ve orada insanlardan uzak ölümü beklemeye...

Robinsonlar Okulu-11 (Jules Verne)

R

ON BİRİNCİ BÖLÜM        Ateşin devreye girmesiyle birlikte en önemli sorunlardan biri halledilmiş oluyordu. Bilindiği gibi ateş, sadece aydınlatmak, ısıtmak veya karşısına oturulup yükselen alevlerini seyretmek için keşfedilmemişti. İnsanlar için en yararlı işlevi, yemeklerin pişirilmesinde bir araç olmasıydı.        Bu gerekçeye dayanılarak, sabahın erken saatlerinde çayırda gezintiye çıkan iki...

Robinsonlar Okulu-10 (Jules Verne)

R

ONUNCU BÖLÜM        Godfrey, Robinson olmanın ve bir Robinson gibi davranmanın önemini yavaş yavaş kavramaya başlamıştı. Dans hocasından herhangi bir yardım talep edemezdi. Tartelet, bir çocuktan farksızdı. Bu yüzden bütün işleri kendi görmek zorundaydı.        Tahmin ettiğinin aksine, hayvanların yeni yerlerine taşınmaları pek o kadar zor olmadı. Zaten evcil olan hayvanlar, biraz yavaş hareket...

Ama Dört Yüz Kırk Birinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:      Tanrı, yaşlı hilebazı, yeni bir girişimde bulunmak üzere kentte dolaşırken, önce eşekçinin görmesini takdir etmiş. Gerçekten, eşekçi onu görür görmez, kılığını değiştirmiş olmasına karşın kendisini tanımış ve üzerine, “Allah belanı versin, yaşlı çöküntü, kuru kütük! Sonunda seni buldum!” diye haykırmış. Kadın, “Senin neyin var oğlum?” diye sormuş. O da...

Ama Dört Yüz Otuz Dokuzuncu Gece Olunca

A

     Demiş ki:      … Ben tıpkı, ateşe ve suya dayanıklı kabuğu içindeki bakla gibiyim!” diye yanıt vermiş. Ve ayağa kalkarak sırtından sufi giysilerini çıkarmış; büyüklerin hizmetindeki hizmetçiler gibi giyinmiş ve Bağdat’ta işleyeceği yeni kötülükleri düşünerek evden çıkmış.      Böylece, boydan boya ve enden ene güzel kumaşlar ve çok renkli fenerlerle süslenip donanmış sapa...

Ama Dört Yüz Otuz Sekizinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:      Hepsi o kadar! Genç kadınla genç tacire gelince, onların durumları da şöyleymiş: Evin giriş bölümünde genç tacir, denetlemek için genç kadının gelmesini beklerken, o da kendi bakımından, yukarıdaki odada, kendisine Hamilelik Babası’nın vekili olan budalanın Baba’ya yapacağı ziyaret için vereceği izni getirecek olan ermiş yaşlı kadını bekliyormuş. Ama yaşlı kadın...

Ama Dört Yüz Otuz Yedinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:      “Öyleyse, bil ki, ey dualarım üzerine olası eşekçi, zavallı çocuk borcunu ödemekten aciz! Ve hapishaneye atıldığı her seferinde, onu ben kurtarıyorum. Ama bugün, sonunda, iflas ettiğini ilan etti. Ben de emanet bırakılan eşyayı sahiplerine geri vermek üzere toplamaya geldim. Senden buradaki pılı pırtıyı taşımam için eşeğini kiralamanı istiyorum. İşte karşılığında bir...

Tarihin İlk’leri (90)

T

RADYOTELEFONUN İLK ASKERİ KULLANIMI      ABD ordusundaki muhabere birlikleri tarafından 1908 yılında yapılan denemelerde gerçekleşti. ABD muhaberecileri, Connectıcut eyaletinde, Sandy Hook ile Bedloes Island arasındaki 18 millik mesafede radyo-telefon kullandılar. Alman malı Telefunken marka aygıt, 550 voltluk doğru akımla çalışıyordu. Radyo-telefonun savaş sırasında ilk kullanımı da, Alman...

Malhan Hazinesi (Bir Bitlis Efsanesi)

M

     Bayındır Han zamanında Ahlat’ta fakir bir aileye mensup bir ana ile oğlu yaşarmış. Bu ailenin geçimini, çobanlık yapan oğul sağlarmış. Bir gün Ahlat’ın meydanlık mezarlığı semtinde hayvanlarını yaydıktan sonra vakit de öğle olduğundan, yemeğe oturmuş. Yemeğini yedikten sonra eline aldığı bir küçük ağaç parçasıyla vakit geçsin diye toprağı eşelemeye başlamış.      Toprağı eşerken ufak bir...

Robinsonlar Okulu-9 (Jules Verne)

R

DOKUZUNCU BÖLÜM        Her ikisi de, beş on dakika kadar kendi düşünceleriyle baş başa kaldılar. Sonra birden, yirmi saattir bir şey yemedikleri akıllarına geldi. Açlık önemli bir sorundu ve bu sorunu halletmeleri gerekiyordu.        Ne yiyebilecekleri hakkında en ufak bir fikirleri yoktu. Açlık duygusu, giderek ağırlığını hissettiriyor, Tartelet’in deyimiyle; Birleşik Devletler bandosu...

Robinsonlar Okulu-8 (Jules Verne)

R

SEKİZİNCİ BÖLÜM        Tabii ki böyle bir davranış, şu anda olanaksızdı. Godfrey, ilk iş olarak geri planda görünen yüksekçe bir tepeye tırmanmak ve nerede olduklarını dair bir keşif yapmak gerektiğini söyledi. Dostunun itirazlarına rağmen, onu orada bırakarak, yorucu bir tırmanıştan sonra tepeye tırmanmayı başardı.        Gördüğü tek şey, dört tarafının da denizle çevrili oluşuydu. Uçsuz...

Ama Dört Yüz Otuz Altıncı Gece Olunca

A

     Demiş ki:      …ve büyük anahtarla çabucak cümle kapısını açmış      İlkin kendisi içeri girmiş, sonra da tacire beklemesini söyleyerek genç kadını içeri sokmuş; yukarı kattaki odaya çıkarmış ve ona, “Kızım, aşağıda saygın şeyh Hamilelik Babası oturuyor! Sen beni burada bekle ve üzerindeki çarşafı çıkara dur! Seni gelip yeniden bulmada gecikmeyeceğim!” demiş. Sonra hemen...

Pxharmat Efsanesi (Eski Bir Kafkas Efsanesi)

P

     “Tanrı sana iyi şeyler söyletsin, mutlu yaşayasın, kötülükler uzakta, iyilikler seninle olsun” demelerini, söylemelerini ne yapacaksın?! İyi kulak ver, gözlerini aç, şimdi sizlere muhteşem bir efsane anlatacağım.      Vaktiyle şu karşıda görülen buz dağları şimdikinden çok daha yüksek olduğu zamanlarda, tepelerinde şimdiki gibi karlar ve buzlar yokken, çeşitli çiçeklerle mis kokulu otlar...

Robinsonlar Okulu-7 (Jules Verne)

R

YEDİNCİ BÖLÜM        Gecenin sessizliği korkunçtu. Etrafta hiçbir ışık görülmüyor, hiçbir ses duyulmuyordu. Godfrey, kayaların üzerine oturmuş durumda, bu ani felaketten kurtulan tek insan olduğunu düşünüyor ve başı ellerinin arasında sabahın gelmesini bekliyordu.        Sonunda güneş yavaş yavaş doğdu ve ilk ışıklarıyla birlikte ortalığı kaplayan koyu sis de dağılmaya ve gecenin keskin soğuğu...

Robinsonlar Okulu-6 (Jules Verne)

R

ALTINCI BÖLÜM        Takip eden günler zarfında barometre hızla düştü. Bu durum, patlayacak olan fırtınanın önceden verilen ilk işaretiydi.        Dream, her ne kadar yüksekliği dokuz metreyi bulan dalgalarla mücadelesini sürdürüyorsa da, giderek şiddetini arttıran fırtına yüzünden karşılaşılması olası tehlikeleri bertaraf edecek birtakım önlemlerin alınması da gerekiyordu.        Kaptan Turcotte...

Ama Dört Yüz Otuz Beşinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:      “Elbette! Sana benim adımı kim söyledi?” diye yanıt vermiş. O da, “Beni sana tanınmış kimseler gönderdi. Ben de sana, oğlum, şurada gördüğün genç hanımın kızım olduğunu ve büyük bir tacir olan babasının ona sayısız servet bırakarak öldüğünü bildirmek üzere geldim. Bugün ilk kez evden çıkıyor; çünkü ergenlik yaşına erişeli daha pek fazla bir zaman geçmedi ve...

Ama Dört Yüz Otuz Dördüncü Gece Olunca

A

     Demiş ki:      Yaşlı kadın, genç hanımın yanına gelince, güzelliğinden şaşkınlığa uğramış; çünkü genç kadın, tılsımlı bir yüzüğün açıp ortaya çıkardığı bir hazine kadar ışık saçıyormuş. Kendi bakımından da genç hatun, yaşlı kadının çabucak ayaklarına kapanmış ve ellerini öpmüş; yaşlı kadın da ona, ” Kızım, ben buraya öğütlerime ihtiyacın olduğunu bildiğimden Tanrı’nın esiniyle...

Ama Dört Yüz Otuz Üçüncü Gece Olunca

A

     Demiş ki:      “Başım üzerine yemin ederim ki, kızım, şu Bağdat’ta birinci dereceden birkaç oyun çevirecek ve böylece gerek Güve Ahmet’in, gerekse Felaket Hasan’ın oynadığı oyunları fersah fersah aşacağım!” diye cevap vermiş.      Ve o saat ve o anda kalkarak yüzünü bir ihramla örtmüş, kolları topuklarına kadar inecek uzunlukta abartılı bir harmaniyeye bürünerek...

Fındıkçı Delile’nin Hilelerinin Öyküsü

F

     Anlatırlar ki ey bahtı güzel şah, Bağdat’ta Halife Harun Reşit döneminde, ikisi de hilebazlık ve hırsızlıkta nam salmış Güve Ahmet adında birisi ile Felaket Hasan adında bir diğer kişi yaşamaktaymış. Bu mesleklerdeki yaptıkları, tam anlamıyla akıl almaz şeylermiş; bundan dolayı, her çeşit marifetten yarar sağlamasını bilen Halife, onları nezdine çağırtmış ve kendilerini kolluk amiri...

Ama Dört Yüz Otuz Birinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:      Kendi bakımından Kamer-ül-Akmar, Sana hükümdarına bir mektup yazarak tüm öyküyü kendisine açıklamış ve evliliklerini ve birlikte tam bir mutluluk içinde bulunduklarını bildirmiş. Ve bu mektubu, şahane armağanlar ve büyük değerdeki nadir eşyayla birlikte bir ulakla hükümdara ulaştırmış.      Haberci, Yemen ülkesinde Sana’ya gelince, mektubu ve armağanları sultanın...

Aka Dört Yüz Otuzuncu Gece Olunca

A

     Demiş ki:      …Neredeyse sevinçten uçacak gibi olmuş. Hizmetçilere, kadın kölelere ve hadımağalarına onu hamama götürerek giysiler ve süslerle donatmalarını buyurmuş. Ve kadınlarla köleler içeri girip selamlar vermişler; o da kendilerine selamlarını en kibar bir şekilde ve sesinin en tatlı edasıyla iade etmiş. Bunun üzerine onu şahane giysilerle donatmışlar, boynuna değerli taşlardan bir...

Ama Dört Yüz Yirmi Dokuzuncu Gece Olunca

A

     Demiş ki:      …Hükümdarın huzuruna çıkararak kendisine, “Bu genç adam, dün akşam geç vakit geldi; sorguya çıkarılması için, onu huzuruna getiremedik, hükümdarımız!” demişler. Bunun üzerine hükümdar, “Sen nereden geliyorsun? Adın ne? Mesleğin ne? Ve kentime gelmenin nedeni nedir?” diye sormuş. O da, “Adım söz konusu olunca, bana İran diliyle Harşah derler. Ülkem...

Akılsız Kurt

A

     Bir varmış, bir yokmuş…      Vakti zamanında kurdun birisi yola yukarı gidiyormuş. O sırada da kurdun karnı acıkınca kurt:      “Yolda karşıma ilk çıkan hayvanı yiyeceğim.” diyerek niyetlenir .      Yolda giderken önüne bir koyun rast gelir. Kurt, koyunu tutarak:      “Ben seni yiyeceğim,” der. Koyun:      “Sen beni yiyeceksin ama önce sen yüzükoyun yolun içerisine yat. Ben bir iki...

Ama Dört Yüz Yirmi Sekizinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:      Sorularını tamamen akıl almaz ve saçma sapan buluyorlarmış. O da, uzun bir süre, gittikçe daha derin araştırmalar yaparak, gittikçe daha fazla bilgi edinerek, ama onu belirli bir yola sokacak herhangi bir haber almaksızın araştırmalarını sürdürmüş.      Bütün bunlardan sonra, bir gün, Şems-ün-Nehar’ın babasının saltanat sürdüğü Sana kentine gelmiş ve gelir gelmez bazı...

Paradentos

P

      Tanım      Diş eti mikroplanması tedavi edilmeden 1 sene sürerse ciddi enfeksiyonal durumlara yol açar. Enfeksiyon kök kanalı ve çene kemiğine ulaşıp orada hastalık oluşturursa buna paradentos denir.      Belirti ve sebepleri      Dişleriniz vücudunuzda tek görünen kemiklerdir. Dişlerimizden başka vücudumuzdaki hiçbir kemiği göremeyiz. Diş eti enfeksiyonu paradentosa sebep olabilir ve...

Tarihin İlk’leri (89)

T

RADYO İÇİN YAZILAN İLK OYUN      “Noel Baha’nın Gerçek Öyküsü” adlı oyun, çocuklar için radyoda yayınlanmak üzere, Phyllis M.Twigg tarafından kaleme alındı. BBC, bu oyunu 24 Aralık 1922 günü küçük dinleyicilerine sundu. İLK RADYO ALICILARI      Takım olarak Radio Telephone Co. adlı şirket tarafından 1910 yılında New York’ta üretildi ve Metropolitan Life Building binasının...

Ama Dört Yüz Yirmi Yedinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:      … Ama bunların her biri ötekinden daha baştan çıkarıcıdır!” diye yanıt vermiş. Sihirbazın bu sözleri genç kızı inandıracak verideymiş; bunun üzerine ayağa kalkmış ve elini yaşlı bilginin eline teslim ederek, ona, “Babacığım, beni seninle neye bindirerek götüreceksin!” diye sormuş. O da, “Sultanım, buraya geldiğin atın üzerine bineceksin!”...

Ama Dört Yüz Yirmi Altıncı Gece Olunca

A

     Demiş ki:      Ve hemen gidip bahçenin bakıcılarını bulmuş ve onlara, “Buradan geçen ya da bahçeye giren herhangi birini gördünüz mü? Bana gerçeği söyleyin, yoksa hemen başınızı uçururum!” diye sormuş. Bakıcılar onun bu tehditlerinden dehşete düşmüşler ve hep bir ağızdan “Vallahi! Kimsenin bahçeye girdiğini görmedik. Sadece İranlı bir bilgin gelerek şifalı otlar toplamak...

Ama Dört Yüz Yirmi Beşinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:      … Ey çağının ve gözlerimin ışığı sevgilim, seni annenle babana geri götüreyim mi?” diye sormuş. Kız da, “Vallahi! Efendim, benim arzum hiç de bu değil! Dilemekte olduğum tek şey, nereye gidersen git, seninle olmaktır; çünkü sana duyduğum sevgi her şeyi unutturuyor; anamı ve babamı bile!” diye yanıt vermiş.      Bu sözleri duyan şehzade, neşenin...