Etiketdünya masalları

Kurt ve Yedi Küçük Oğlak

K

     Bir varmış, bir yokmuş…      Ana keçinin yedi yavrusu varmış. Her ana gibi o da yavrularını sever ve onlara bir kötülük gelmesinden korkarmış. Onların üzerine titrer, buldukları her otu yememelerini öğütlermiş. Yavruları oynayıp sıçrarken onlara dikkat etmelerini söylermiş. Oysaki yavru iken kendisi ne kadar oynayıp zıplamışmış! Ama yine de ana olmak başka şeymiş. Kalbi artık yavruları...

Çizmeli Kedi

Ç

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar, üç oğlu olan bir değirmenci varmış. Değirmenci ölünce büyük oğluna değirmen, ortanca oğluna eşek, küçük oğluna da kedi miras kalmış. Küçük oğlu bu duruma çok üzülmüş.        “Kedi ne işine yarar ki insanın?” diye yakınmış. “Pişirip yiyemezsin bile.” Kedi bunu duymuş ve hemen cevap vermiş. “Kötü bir mirasa sahip olmadığınızı göreceksiniz...

Altın Yağmuru

A

       Bir varmış, bir yokmuş…        Vaktiyle küçük bir kızcağız varmış. Ne anası varmış ne de babası. Dünyada yapayalnız ve yoksulluk içinde yaşarmış. Giysisinden ve bir hayırseverin verdiği bir parça ekmeğinden başka hiçbir şeyi yokmuş.        Barınacak bir kulübesi de yokmuş. Bu yüzden, yollarda yürüyerek geçirirmiş gecesini gündüzünü. Yürürken de, “Acaba bir gün yoksulluktan kurtulacak...

Bülbül

B

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bütün imparatorlar gibi, Çin imparatoru da sarayda oturuyormuş. Ama onun sarayı sarayların en güzeliymiş. Dillere destan bir yapıymış. Sarayı çevreleyen ormanda bir bülbül yaşarmış. Tatlı sesiyle her gün durup dinlenmeden şakıyormuş. Ağ seren balıkçılar işlerini bırakıp saatlerce bu bülbülü dinliyorlarmış.        Bir gün, imparator kuşlarla ilgili bir...

Prenses Rosette

P

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bundan çok çok önceki zamanlarda, bir kral ile kraliçenin üç kızı varmış. Adları Orangine ile Rousette olan iki büyük kız ikizmişler. En küçüklerinin adı Rosette imiş. Anne ve babaları ikizleri çok seviyorlarmış; bu ikiz prensesler güzel ve akıllıymışlar, ama hiçte iyi kalpli değillermiş. Bu yönleri ile anne ve babalarına çok benziyorlarmış...

Büyücünün Kalbi

B

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bundan yüzyıllarca önce, Fransa’da bir dağ kasabasında anasız babasız yedi erkek kardeş yaşarmış. Bu kardeşlerin geniş arazileri ve çok sayıda hayvanları varmış. Hayvan beslemek ve çiftçilikle geçinirlermiş. Halleri vakitleri yerindeymiş, ama büyük bir dertleri varmış. Aralarında, yedi kız kardeşle evlenmeye karar vermişler, fakat bulundukları bölgede...

Köpeğin İnsanla Dost Oluşunun Hikâyesi

K

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bundan çok önceki zamanlarda, köpek şimdi olduğu gibi evlerde insanların yanında değil, ormanlarda yaşardı. Yalnız yaşamaktan canı sıkıldı ve arkadaş aramaya çıktı.        Önünde koşan bir tavşan gördü, ardından seslendi:        “Hey! Küçük tavşan kaçma, dur beni dinle… Seninle dost olup birlikte yaşayalım, ister misin?”        “Neden istemeyeyim… Kabul...

Kibritçi Kız

K

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir yılbaşı gecesiydi. Dondurucu, kavurucu bir soğuk vardı. Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar, atkılarına bürünmüşler, hızlı hızlı yürüyorlardı. Kimi evine geç kalmış, acele ediyor, kimi bir eğlence yerine gidiyordu.        Çocuklar koşuyorlar, birbirlerine kartopu atıyorlardı. Gecenin zevkini en çok onlar çıkarıyorlardı. Kahkahalarla...

Hangisi Daha Değerli

H

       Bir varmış, bir yokmuş…        Uzun zaman önce eskiden tüccarlık yapmış ve tam üç bin altın para kazanmış bir ihtiyar adam ve Yiğit adında çok sevdiği bir oğlu varmış. Oğlu on beş yaşına ayak bastığında ihtiyar çok hastalanmış. Eskisi gibi uzak seferlere çıkıp ticaret yapacak hali de yokmuş. Bir gün oğlunu yanına çağırıp şöyle demiş:        “Oğlum, benim yerime geçip ticareti öğrenme...

Melekler Prensi

M

     Bir varmış, bir yokmuş…      Güzel bir ilkbahar sabahı, haberciler melekler hükümdarının sarayından çıkar ve ülkedeki tüm hayvanlara küçük prensin doğumunu bildirirler.      Melekler bu güzel haberi dinlerler ve hepsi birden;      “Prens şimdi küçücük, ama büyüyecek ve bir gün hükümdarımız olacak!” derler. Hemen güzel renkli bayraklarını çıkarırlar ve her yere asarlar.     ...

Kekik Otu

K

     Bir varmış, bir yokmuş…      Çok eski devirlerde, Estonya’da kötü kalpli bir adam yaşarmış. Karısı ölmüş olduğundan, bu adamın ev işlerine, genç ve güzel kızı bakarmış. Genç kız babasının aksine, çok iyi kalpli ve yumuşak başlıymış. Her gün çatlayıncaya kadar şarap içen adam, zavallı kızcağızı döver, ona az yemek verir, buna karşılık çok çalıştırırmış.      Kendi evinde hiç mutlu...

Üvey Anne

Ü

     Bir varmış, bir yokmuş…      Vaktiyle biri kız, diğeri erkek iki küçük kardeş vardı. Anneleri ölmüş, babaları başka bir kadınla tekrar evlenmişti. Bir gün, küçük çocuk kız kardeşinin elinden tutup ona dedi ki:      “Annemiz öldükten sonra hiç rahat yüzü görmedik. Üvey annemiz her gün bizi dövüyor, köpekler bile bizden daha iyi yaşıyor. Gel buradan kaçalım, başımızın çaresine...

Eşek Postu

E

     Bir varmış, bir yokmuş…      Vaktiyle bir kral ile bir kraliçe varmış. Güzel olduğu kadar, iyi kalpli bir de kızları varmış. Zenginliklerine diyecek yokmuş. Çünkü çok garip bir eşekleri varmış; her sabah, ahırda eşeğin yattığı yerden altın topluyorlarmış.      Gel zaman, git zaman kraliçe çok hastalanmış. Ölüm döşeğinde, şayet evlenmek isterse kendisinden daha güzel ve daha alımlı bir...

Altın Aslan

A

     Bir varmış, bir yokmuş…      Çok eski çağlarda, Danimarka’nın büyük bir liman kentinde, çok zengin bir tüccar yaşarmış. Bu tüccarın üç tane yetişkin oğlu varmış. Her üçü de akıllı, terbiyeli ve çalışkan olan oğulları ile tüccar övünürmüş.      Bir gün, onların yaşadığı kente, başkentten kralın habercileri gelmiş. Duvarlara kocaman kâğıtlar yapıştırmışlar. Bu kâğıtlarda kralın bir...

Taş Adam

T

     Uçsuz bucaksız düz bir ovanın ortasında, gökyüzüne doğru uzanan yüce bir yanardağ varmış. Görkemli görüntüsüyle, dimdik, alımlı duruşu ile çok uzaklardan herkesin ilgisini çekermiş. Tepesi çoğu zaman bulutlarla kaplıymış. Bazen bulutların arasından ak saçları, beyazlaşmış sakalı görünür ama yüzü pek seçilemezmiş. O hep kendi dünyasında, bulutların arasına sakladığı başıyla sessizce ovayı...