EtiketDünya öyküleri

Mutlu Prens

M

     Kentin yukarısında, yüksek bir sütun üstünde Mutlu Prens’in yontusu duruyordu. Baştanbaşa ince, saf bir altın tabakasıyla kaplıydı; gözleri iki parlak gök yakuttu, kılıcının kabzasında da kocaman bir al yakut parlıyordu.      Yontuyu pek beğeniyorlardı. Sanatçı zevkleri olduğu ününü kazanmak isteyen bir belediye meclisi üyesi, “Sanki hava fırıldağı… Öylesine güzel,”...

Çinli

Ç

       “Mercan kat kat giyinir, palmiye yaprak yaprak büyür, oysaki insanoğlu göçer gider!”        (Tahiti atasözü)        Ah-Cho, hiç Fransızca bilmezdi. Kalabalık mahkeme salonunda, öylesine bitkin, öylesine sıkkın bir tarzda oturuyordu ki. Sıkıntıdan, bir o görevlinin, bir bu görevlinin ağzından hiç durmamacasına dökülen gürültülü sözcükleri dinliyordu. Ah-Cho’ya göre, yaptıkları gevezelikten...

Cinayet Suçlusu

C

       Bütün gazeteler bu noktada hemfikirdi. Jüri önüne çıkan kötü kişi, bütün iyi kişilerin kaçınması gereken biriydi. Çünkü bu vicdansız adam, durup dururken cinayet işlemiş bulunuyordu. Şimdi geleceğe katlanmış gibi bir hali vardı. Hatta asılacağını kendi itiraf ediyordu ve yargılama sırasında kuşku uyandıracak birtakım şakalar yapıyor, ipten sanki kurtulmuş gibi eğleniyordu. Örneğin savcıya...

Makasçı

M

       Yabancı, taşıtacak kimse bulamadığı bavullarını sürükleyerek, nefes nefese istasyona girdi. Burada bavulunu yere koyarak mendili ile yüzünde biriken terleri sildi, sonra elini yüzüne siper ederek, ufka doğru uzanıp giden raylara baktı. Trenin bu saatte gelmiş olması gerekiyordu.        Birden omzuna birinin dokunduğunu hissetti. Dönüp baktı. Karşısında demiryolları işçisine benzeyen yaşlı...

Dostluğun İpini Koparan Terzi

D

       Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara dek uğraşır didinir ama çok az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkânı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası.        Günler boyu iş aramış ama bulamamış. Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını...

Duvardaki Kapı

D

       Üç ay kadar önce, baş başa olduğumuz bir gece, Lionel Wallace bana Duvardaki Kapı’nın hikâyesini anlattı. O zaman, en azından onun açısından, bunun gerçek bir hikâye olduğunu düşündüm. Hikâyeyi anlatırken öylesine ikna ediciydi ki, ona inanmaktan başka bir şey gelmezdi elimden…        Fakat ertesi sabah, kendi evimde farklı bir ruh hali içinde uyandım. Yatağımda yatarken, bana...

Laçen’le Hıdır’ın Öyküsü

L

       İki arkadaş, Laçen’le Hıdır, Merkela’daki plajda yürüyorlardı. Kayaların yanında bir kız duruyordu; rüzgâr djellaba’sını(1) savuruyordu. Laçen’le Hıdır onu görünce durdular. Öylece kalıp kızı seyrettiler. Laçen, “Tanıyor musun bunu?” diye sordu. “Hayır, onu hiç görmedim.”        “Hadi yanına gidelim,” dedi Laçen. Belki kızın yanında bir adam vardır diye gözleriyle plajı taradılar, ama...

Savaş (Alman Öyküsü)

S

       “Ekonomi ve savaş dökümleri elektronik aygıtlarda değerlendirilip sonuçlar önceden öğrenilebilmekte. Bugün bile olanaksal bir durum bu. Amerika’nın Kore savaşlarına katılmasından önce elektronik beyine başvurulduğunu pek az kimse bilir. Aygıt, o zaman barış kararı vermişti!”        Savaş ilan edildi. Batı Birliği’nin tüm genelkurmayı Heptagon karargâhında toplanmıştı. Çatık kaşlı...

Sahne (Fransız Öyküsü)

S

       Perde açıldığında görülen ilk şey; yavaşça ayrılan kırmızı kadife kumaş parçaları arasında aydınlanmış sahnenin tam ortasındaki çalışma masasına oturmuş ve sırtından görülebilen bir kişi.        Kolları ve dirsekleri masanın üzerinde hareketsiz… Başı sağa dönük. Kırk beş derece dolayında yüz çizgilerinin ayrımsanmasına yetecek kadar değil, kaybolmuş bir profilin başlangıcı dışında;...

Ölü Canlar

Ö

Romanın Başlıca Karakterleri:      Pavel Ivanovich Chichikov: Hikâyenin kahramanı; herkeste güven yaratan sevimli bir maceraperest.      Manilov: Chichikov’un iş yaptığı bir toprak sahibi; sevimli, etkisiz ve belirgin özellikleri bulunmayan biri.      Korobochka Anne: Bir diğer toprak sahibi, ihtiyar bir kadın; genellikle konularda aptal, fakat malikânenin yönetimi konusunda kurnaz.     ...

Bir Uşak Çocuk

B

     Adım Tundi Onduna. Zana ile Tundi’nin oğullarıyım. Papaz vaftiz ettiği gün Joseph adını verdi bana. Ana tarafından Ndjem, baba tarafından ise Maka’yım. Irkım adam eti yiyenlerdenmiş. Ama beyaz adamların gelişinden beri tüm öbür insanların hayvan olmadığını anladık.      Babamın ölümünün nedeni benmişim, öyle söyleniyor köyde. Irkımızı koruyan o eşsiz yılanla tanışmamın gerektiği gece, beyaz...

Tom Amca’nın Kulübesi

T

Romanın Başlıca Karakterleri:      Tom Amca: Zenci bir köle; nazik ve sadık, mütevazı ve iyilik yapmakta azimli.      Chole Teyze: Meşhur bir aşçı, sadık bir hizmetçi; Tom’un kendisini feda eden karısı.      Arthur Shelby: Tom’un Kentucky’deki efendisi; oldukça iyi bir insan, iyi tabiatlı ve müsrif.      Emily Shelby: Arthur’un karısı; fevkalâde bir hanımefendi, fakat Tom’un kendisine en fazla...

Bayram Düdüğü

B

     Sözünü edeceğimiz sokak, uzun ve dar bir sokak; tretuvarsız, yüksek bir duvarla başlıyor ve büyük yolda sona eriyor. Orada, sağda, oldukça büyük bir saray var. İlk bakışta suçlular için yapılmış bir hapishaneyi andırıyor. Solunda da, hayali bir şeyhe ait olduğu söylenen bir mezar, önünde, kadın erkek durmuş, Fatiha okuyor ve göğe doğru ümit ve yalvarış dolu bakışlarla bakıyorlar. Tanrı...

Orta Boy Bir Sinek

O

     Onunla dostluğumuz bir gün ben yazı yazarken başladı. Açık duran penceremden uçarak içeriye girmişti. Saçlarımdaki tuvalet ispirtosunun kokusundan sarhoş olmuş olacak ki, tepemde fırıl fırıl dans etmeye koyuldu. Bir, iki kez onu elimle kovalamak istedimse de, bana mısın demedi. O zaman tuttum, kâğıt makasımı elime aldım.      Benim kâğıt makasım hem pipo temizlemek, hem de sobadaki ateşi...

Tavuklar ve Horozlar

T

     Günün birinde kardeşim Kiko ile aramda çok garip bir tavukgil yüzünden kavga çıktı. Gerçekten de bu tavukgil öylesine garipti ki, horoz mu tavuk mu anlaşılmıyordu. Kardeşim horoz olduğunu iddia ediyor, bense tavuk olduğunu ileri sürüyordum. Hani, az kalsın öldürüyorduk birbirimizi.      Kiko ile beraber tavukgilleri bir sabah erkenden mısır tarlasından kışkışladığımız sırada başladı bu...