EtiketLafonten masalları

Sıçanlar Birliği

S

     Bir fare korkular içindeymiş yolunu gözleyen bir kediden ötürü. Böyle bir durumda nedir yapılacak en akıllıca iş diye, gitmiş komşusuna sormuş bunu.      Ünlü bir sıçanmış komşusu; saray yavrusu bir evde oturuyormuş. İşte bu azametli sıçan;      “Kedi medi korkutamaz beni, vız gelir bana dişleri, pençeleri,” diye atar tutarmış her zaman.      “Bak, fare bacı,” demiş bu palavracı sıçan. “Bu...

Öküz Olmak İsteyen Kurbağa

Ö

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, öküz olmak isteyen bir kurbağa çıkmış karşımıza. Dinleyin bakalım ne demiş, ne yapmış:      Kurbağa bir öküz görmüş çayırda, o kadar hoşlanmış ki, bayılmış boyuna posuna. Kendisine baksanız, boyu yumurta kadar ama kurbağa bu anlamaz ki, ille de öküze benzeyecek. Öküze bakmış kabarmış, kabardıkça şişmiş. Ikınmış...

Ağustos Böceği İle Karınca

A

     Ağustos böceği bütün yaz, saz çalmış şarkı söylemiş. Karakış birden bastırınca şafak atmış zavallıda. Bir şey bulamaz olmuş yiyecek; koskoca ormanda ne bir böcek, ne bir sinek. Gitmiş komşusu karıncaya;      “Aman kardeş,” demiş. “Halim fena; bir şeycikler ver de kışı geçireyim, yaz gelince öderim. İnan bana; ağustosu geçirmem söz sana; ödemezsem eğer, böcek demesin kimse bana!” Karınca...

Heybe

H

     Tanrı Zeus bir gün bütün canlıları çağırtmış.      “Gelsinler,” demiş, “Toplansınlar ayakucumda ve kim yaradılışında kusur buluyorsa söylesin çekinmeden, düzeltmesi benden.”      “Önce sen konuş,” demiş maymuna. “Şaşmam doğrusu kendini kusurlu bulmana. Bir kendine bak, bir ötekilere. Hangimiz daha güzel yaratılmış diye. Baktın mı? Söyle şimdi bana, kendi halinden memnun musun?”...

Aslanla Ortak Olan Keçi, Koyun ve Kısrak

A

     Evvel zaman içinde bir gün, kısrak, keçi ve kız kardeşleri koyun, bir aslanla birlik olmuşlar. Yaman bir aslanmış bu, çevrenin derebeyi. Kazançta da, kayıpta da ortağız demişler.      Ertesi gün bir geyik düşmüş nasılsa; keçinin kurduğu ağlara. Hemen ortaklarına haber salmış keçi. Toplanmışlar hemen ve aslan pençeleriyle sayıp ortaklarını tek tek;      “Dört kişiyiz,” demiş bu avı paylaşacak...

Karga İle Tilki

K

     Bay karga konmuş bir dala, koca bir peynir ağzında. Tilki kokuyu almış gelmiş.      “Günaydın Sayın Karga,” demiş. “Bu ne güzellik böyle; bakmaya doyamıyorum size. Şu tüylere bakın bir kere pırıl pırıl; sesinizi bilmiyorum ki nasıl? O da renginiz kadar güzelse, ne yalan söyleyeyim, bu ormanda güzel yoktur üstünüze!”      Karga bu sözler karşısında erimiş bitmiş;      “Şuna bir gak diyeyim de...

Tilkiyle Hindiler

T

     Tilkinin gece akınlarına karsı, hindiler kale yapıp bir ağacı çıkmışlar tepesine. Tilki gelmiş incelemiş kaleyi. Bakmış çepeçevre nöbetçiler her noktada nöbette. İçerlemiş tilki;      “Şu hödüklere bak,” demiş. “Beni aç bırakacaklar akıllarınca! Size mi kaldı karşı koymak? Doğanın yasalarına, tanrıların izniyle, bana dayanmaz kale male!”      O gece de ay pırıl pırılmış; hindi milletini...

Maymun

M

     Bir maymun var Paris’te; evlendirmişler bu maymunu! O da maymunluğunu gösterecek ya… Dövmüş karısını birçok kocalar gibi. O kadar çekmiş ki zavallı kadın… Ölmekten başka ne yapsın?      Oğulları bir hayli üzülmüş, yanmış yakınmış boşuna. Babası ise gül babam gülmüş. Karısı ölmüşse ona ne! Başka sevgilileri var bir sürü… Birer birer götürüp evine dövecek hepsini...

Bir Deliyle Bir Akıllı

B

     Bir deli bir akıllıya taş atıyormuş yolda…      Akıllı dönmüş geriye;      “Aferin dostum,” demiş deliye. “Al benden sana bir altın; bir hayli uğraştın, yoruldun. Bedava çalışacak değilsin ya! Bak şuradan geçen adama; onda para avuç avuç. Sende de bu kol varken, at taşı al paranı!”      Deli hemen kırmış dümeni, basmış taşı zengine.      Yine hakkını vermişler vermesine ama altın...

İki Katır

İ

     İki katır yürüyormuş yan yana; biri yulaf yüklüymüş, diğeri para. Köylülerden tuz vergisi toplamışlar; koca bir heybe dolusu mangır.      Para yüklü katırda bir çalım bir çalım sormayın, başı havalarda… Boynunda çıngırak şıngır mıngır, sanırsınız bütün paralar onun. Zengin havalarında bizimkisi, zenginler gibi bir sağa, bir sola çalım atıyor…      Bu böyle sürüp giderken, eşkıyalar sökün...

Kurtla Köpek

K

     Bir masal var Kaf Dağı’nın ardında. Kurtla köpekleri anlatıyor masal; biz ne desek boşuna…      Köpekler kuş uçurtmaz olmuş çiftlikten, kurt bundan etkilenmiş elbette; tazıya dönmüş açlıktan. Bir köpek görmüş dağda; yağlı, besili, parlak tüylü, yolunu şaşırmış besbelli!      “Bunu yersem ne güzel olur,” demiş kendince. Saldırıya geçecekmiş ama çekinmiş. Aşağıdan alıp yaklaşmış yanına...

Kurtla Kuzu

K

     Masal masal içinde, bilir misin ne gerçekler var bu masalın içinde. Kim daha güçlüyse hep odur haklı; inanmayan iyi dinlesin bu masalı.      Kuzunun biri su içiyormuş, tertemiz pırıl pırıl bir dereden. Aç bir kurt yaklaşmış yanına, belli ki yemek istemiş canı.      “Vay!” diye gürlemiş sinirle. “Sen kim oluyorsun da benim suyumu bulandırıyorsun, şimdi gösteririm sana!”      “Aman efendim,”...

Kırlangıç ve Küçük Kuşlar

K

     Bir kırlangıç dünyayı geze dolaşa çok şeyler öğrenmiş. Büyük küçük fırtınaları önceden tahmin eder, gemicilere haber verirmiş. Bir gün, bir yerde kırlangıç bakmış ki tarlasına kenevir tohumu ekiyor bir adam. Çağırmış yanına küçük kuşları;      “Bakın,” demiş. “Sizin kuyunuzu kazıyor şu adam. Bana göre hava hoş, çeker giderim buralardan, ama korkarım sizin haliniz duman. Şu elin savurduğu...

Tilki İle Sincap

T

     Tilki bir gün alay edip duruyormuş fırtınaya tutulmuş bir sincapla:      “Şimdi hapı yuttun işte,” diyormuş. “Kafanı kuyruk altına sokadur boşu boşuna. Çıkar mısın hop diye ağacın doruğuna. Fırtınadan yersin işte böyle şamarı; çekersin başına yıldırımları. Gördün mü nasıl olurmuş yükseklere çıkmak; benim gibi deliklere sığınmak varken? Bak sen yanıp kül olmak üzeresin. Bense gülüyorum şu...

Güneş ve Kurbağalar

G

     Yıldızların sultanı güneş nedense gözetir, korurmuş çamurlugilleri. Ne savaş, ne yoksulluk, ne de benzeri belalar uğramazmış bu milletin semtine. Göllerin, bataklıkların sultanları, -kurbağalardan söz ediyorum, çünkü bu parlak unvanları neden esirgeyelim onlardan dimi- başkaldıracak olmuşlar günün birinde, onlara iyilik eden efendilerine. Fazla rahatlık herkese battığı gibi onlara da batmış...